24 Nisan 2013 Çarşamba

Paris'e bir iki...


Bazı şarkılar vardır…Onu söyleyenle bütünleşen…Yaşanmışlıklarından yola çıkıldığı için belki duyguların yansıması, aktarımı…Parça bitiminde bir damla gözyaşı yanağından süzülür…Seyirci görmez de sen bilirsin…İşte o gözyaşındadır yoğunluğun, geçmişin izleri...Gözün arkada kalmaz, geçmiştir seyirciye o duygu…Bilemesen de hissedersin…Hem duygu aktarayamayacaksak niye şarkı söylüyoruz ki...

“Maybe I like it this way” benim için, “o şarkı” dır…

İlk defa konservatuvar giriş sınavında söylediğim ve sonra birçok konserde dilime hatta yüreğime yapışan şarkı…Yaşanmışlıklarımı paylaştığım ve hatta sonra sonra yaşanacaklarıma yapışan…( sonradan farkettim tabii )

Her zaman birçok yol var…Ve seçimleri bizler yapıyoruz..Yanlış da olsa…Doğru da olsa…Hem kime ne ? Ne istersem yaparım bu benim hayatım değil mi? Bizlerin hayatı…Herşeyiyle…Tüm sorumluluklarıyla, tüm sorunlarıyla, tüm güzellikleri ile…

Bu şarkının Türkiye’deki karşılığı bence Ortaçgil’de…” Belki de en güzeli böyle”…

Amerika’da Lippa da olsan, Türkiye’de de Ortaçgil  “Maybe I like it this way” , “Belki de en güzeli böyle” …

Selmini olarak “ En güzeli böyle” ve “ I like it this way” diyorum…Deliye her yol Paris…di mi ama ? 



Maybe I like it this way - The Wild Party Müzikali'nden...



Değirmenler ( Belki de en güzeli böyle ) - Bülent Ortaçgil





SA
24.04.2013



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder