29 Nisan 2013 Pazartesi

Dünya Dans Günü Kutlu Olsun...


Tango’ya tutkulandığım tarih olarak yaşam kaydıma geçen tarih 2004…Bunalımlı bir dönemdeydim ve bir çıkış arıyordum…Dans etmek,salondaki sehpayı kaldırıp doğaçlama yapmaktı sahnedeymişcesine…Bir gün bir arkadaşım vasıtasıyla tanıştım Tanguisimo’da Tanju Yıldırım’la…ilk dersi hatırlıyorum da…5 kişiydik salonda… 5 kadın…Şimdilerdeki gibi popüler değildi o zamanlar..Hele ki erkek sayısı o kadar azdı ki…Adımlar, yürüyüşler,duvar çalışmaları derken ufak ufak pistte kilometre yapmak üzere hazır hale geliyordum. Dalyan Klüp ve Tanguisimo milongalarını kaçırmıyor dans edenleri hayranlıkla izliyordum. Ilk 3 ayın sonunda en azından temel sorulara cevap verebilecek hale gelmiştim ve milongalarda dans etmek için hazır hissediyordum kendimi…

Tango…Erkeğin soruları…Kadının cevapları…ya da sessizliği…

Hiç tanımadığın birinin sorularına cevap vermek…Dans ederken konuşmayı sevmem hiç…Büyüsü bozulur…Belki ismimi sorarlarsa cevap verirdim nezaket icabı...Geri kalan cevaplar dansa kalmalıydı…



Uzun zaman oldu milongaya gitmeyeli…En son geçen sene yine Tanguisimo’da Tanju hocayla 3 parçalık dans etme şansım olmuştu…Ki emin ellerdeyken Tango’nun keyfi muazzam…Çok özlediğimi fark ettim fakat artık sosyal tanışma platformu gibi sanki…Oysa ben sadece dansı yaşamak istiyorum…Müziği…Kiminle dans ettiğinin önemi olmadan, akmak  sadece, o 3 dakikalık parçanın büyüsünde…

ve Tango Nuevo…Dansa davet eden en baştan çıkartıcı tür…
ve dinlediğimde gözümün önüne gelen hayali adımlar…

Belki bir gün bir müzikalde ( gerçi Sidikli Kasabası’nda minicik bir tangomsu dansımız var Taner’le ) doyasıya Tango yapabileceğim bir ortam oluşur..Aklıma ilk gelen sahne Moulin Rouge ve Roxenne tabiiki…Kimbilir…

Eski zamanlara, eski zerafet dolu insanlara öylesine imreniyorum ki…Dansın da, oturup kalkmanın da, kadına davranışın hatta insanlara davranışların asil olduğu zamanlar…


Dansta adab-ı muaşeret kuralları :

(Bu yazı, İnkılap Kitabevi”nin 1940 basımı Modern Adab-ı Muaşeret isimli kitabından alıntıdır.)

Takdim edilmeden bir kadını dansa kaldırmayınız.
Daima ve hele sıcak havalarda mutlaka eldivenle dans ediniz.
Göz işareti ile, baş sallayarak, el kaldırarak dansa kaldırmak ayıptır.
Dansa kaldırmak için kadının yanına kadar gitmek ve evli ise bizzat kendinden, bir genç kızsa, büyüğünden müsaade alarak dansa davet etmek lazımdır.

Dansa, önünü ilikleyerek, davet olunur.

Danstan sonra kadının eli öpülmez.

Dansı yapınca kadını yerine kadar götürmek ve hürmetle ve hafifçe eğilip selamlamak lazımdır.
 Dansta kadın belinden tutulmaz, kucaklanmaz, çok sıkılmaz, kendine çekilmez, saç saça, baş başa, yüz yüze, yanak yanağa gelinmez.

Kocalı kadınlarla kocası orada iken manidar olacak konuşmalar caiz değildir.

Bir kadını arkadaşlara gösteriş yapmak için alet etmek terbiyesizliktir.

Kadını fazla konuşturmak, döndürmek, sarsmak, eğmek velevki dans icabı da olsa muaşeretsizliktir.

Gebe kadın dansa kaldırılmaz.

Ailenin bir hatası yüzünden gelmiş olan (18) yaşından aşağı mektepli kızlar, çocuklar dansa kaldırılmaz.

Alay ve şaka için çok ihtiyarlar dansa kaldırılmaz.

Mütemadiyen dansa kaldırmayınız.

Mütemadiyen aynı kadınla dans etmeyiniz.
Dans etmeden önce kadının el uzatmasını bekleyiniz.

Dansı yarıda bırakmayınız.

Bilmediğiniz dansa kalkmayınız.

Damınıza büfeden ikram ediniz. Fakat bunda da ifrata gitmeyiniz.
Banyo yapmadan dans etmeyiniz.

Size emanet edilmiş damı zamanında evine döndürünüz.
Kadını terletmeyiniz, müşkül vaziyetlere sokmayınız, dans ederken kahkahayla gülmeyiniz, hızlı konuşmayınız, kavga etmeyiniz.

Dans ederken pek laubali hareket, ihmalkar tavır çok ayıptır.

Karınız, kızınız veya böyle çok yakınlarınızdan biri dahi olsa; dikkatle, ihtimam ve itinayla dans etmek terbiye icabıdır.


29 Nisan 2013 Dünya Dans Günü Kutlu Olsun :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder