12 Nisan 2013 Cuma

Bugün öğrendim rüzgarın gücünü…



Bugün öğrendim rüzgarın gücünü…



Çocukken çok severdim bisiklete binmeyi..Ilkokul 3’tüm yanılmıyorsam bir yaz tatilinde babaannemlerde Bayramoğlu’ndayken annemle babam bak bakalım arabanın bagajında ne var demişlerdi..Koşarak gittiğimde,masmavi bir Beldesan Pinokyo’yla karşılaşmıştım ve uçmuştum sevinçten..Hergün Bayramoğlu sokaklarında dolaşırdım.Arabaların seyrek olduğu sokaklarda…Bir keresinde çok feci düşmüştüm kocaman bir taş yüzünden..Dizim ve kollarım yara bere içinde kalmıştı..Günlerce sürmüştü geçmesi…

Sonra 15-16 yaşlarında yine yaz tatilinde Kınalıada’da bisiklet maceralarım olmuştu..Dededayım ve ciciannem, emanet olduğum için bana gözleri gibi bakar uzaklaşmamamı isterlerdi… Bir rotam vardı evin önüyle, sokağın sonuna kadar..Taş çatlasın 600 m…Defalarca o rotada gider gelir, sözlerini dinlerdim…Bir de aynı sokakta beğendiğim bir çocuk vardı..Onların da evinin önünü kapsardı bu rota ve o , bahçelerindeki salıncakta kitap okur,ben geçerken göz ucuyla bana bakardı..10 kere geçiyorsam utanmaktan 3’ünde bakardım  ve onun da bana baktığını görünce mutlu olurdum…

Sonraki bisiklet maceram, fitness bisikleti olmuştu…Dallas’tayken günde iki defa pedal çevirirdim sabah ve akşam…Sıkı da bir diyetle 1,5 ayda 12 kilo vermiştim bu sayede..Büyüdükçe, spor eğlenceden ziyade kilo verme amaçlı bir aktiviteye mi dönüşüyordu yoksa…

2008 bel fıtığı teşhisi konulunca bisikletten uzaklaştım…Zararlı, aman sakın , bel için en tehlikeli spor vs …

Bugün, sene 2013…Bisikletimiz birkaç yıldır terkedilmiş bir halde sitenin bisiklet parkında duruyordu..Bisiklet tutkunu olan çok değerli bir arkadaşımın  motivesiyle bir cesaret geçen hafta parktan çıkartıp bakımını yaptırdım.Lastikler şişirildi, vidalar kontrol edildi, sıkıldı, zincir yağlandı..Veee hazırdı…Sadece pedalını çevirecek, ona yön verecek bir insana ihtiyacı vardı…

Maltepe sahilinden Kartal Palmiyeler’e kadar kulağımda müziğimle öyle bir his yaşadım ki…Yolda sevinç çığlığı attım desem yeridir..Bir sonraki turda biraz daha uzağa gideyim istedim..Kartal Deniz Otobüsleri’nin oraya gidip geri döndüm..Arada bir Türk kahvesi molası verdim tabii…
Belim “ben buradayım” dedi ertesi gün.. Konuştum onunla, anlaştık..Beni üzmeyeceğine söz verdi…Ben de onu koruyacağıma...Gereksiz sıkıntılar ,yükler yaratıp onun üzerine yük bindirmeyeceğime dair…

Bugün akşam üzeri hadi Selmin dedim çık yola…Taktım kulağıma müziğimi , aaa bir baktım Kartal İskelesini geçtim gidiyorum,gidesim de var..Dedim ki herhalde Pendiğe kadar gidebilirim..Fakat, yolu sevmedim çok fazla cam şişe kırığı vardı…Bisiklet yolu sürekli kamyon yoluyla, araba yoluyla birleşiyordu geri dönmek istedim..O da ne? Meğer giderken rüzgarın eli sırtımdan ittiriyormuş, dönüste önümü kesince anladım.

Ve bugün birşey keşfettim…Görünmez de olsa bize destek olan birşeyler hep var…

Köstek oldu mu dönüşte? Hayır..Sadece biraz daha fazla efor sarfettim ve nasıl olsa sade bir Türk kahvesini hakettiğim düşüncesiyle tadını çıkarttım.Mola verdiğim yerde bir sürü kedi beni bekliyordu..Onlarla konuştum, denize baktım, havayı içime çektim ve bu özgürlük hissini çok sevdiğimi ve özlediğimi fark ettim.


SA
12 Nisan 2013

2 yorum:

  1. Ne güzel bir yolculuk yapmışsın Selmini :)

    YanıtlaSil
  2. Çok teşekkür ediyorum Tolga :) Bu yolculuk için adım atmamdaki katkın yadsınamaz ;)

    YanıtlaSil