Bugün öğrendim rüzgarın gücünü…
Çocukken çok severdim bisiklete
binmeyi..Ilkokul 3’tüm yanılmıyorsam bir yaz tatilinde babaannemlerde
Bayramoğlu’ndayken annemle babam bak bakalım arabanın bagajında ne var
demişlerdi..Koşarak gittiğimde,masmavi bir Beldesan Pinokyo’yla karşılaşmıştım
ve uçmuştum sevinçten..Hergün Bayramoğlu sokaklarında dolaşırdım.Arabaların
seyrek olduğu sokaklarda…Bir keresinde çok feci düşmüştüm kocaman bir taş
yüzünden..Dizim ve kollarım yara bere içinde kalmıştı..Günlerce sürmüştü
geçmesi…
Sonra 15-16 yaşlarında yine yaz
tatilinde Kınalıada’da bisiklet maceralarım olmuştu..Dededayım ve ciciannem,
emanet olduğum için bana gözleri gibi bakar uzaklaşmamamı isterlerdi… Bir rotam
vardı evin önüyle, sokağın sonuna kadar..Taş çatlasın 600 m…Defalarca o rotada
gider gelir, sözlerini dinlerdim…Bir de aynı sokakta beğendiğim bir çocuk
vardı..Onların da evinin önünü kapsardı bu rota ve o , bahçelerindeki
salıncakta kitap okur,ben geçerken göz ucuyla bana bakardı..10 kere geçiyorsam
utanmaktan 3’ünde bakardım ve onun da
bana baktığını görünce mutlu olurdum…
Sonraki bisiklet maceram, fitness
bisikleti olmuştu…Dallas’tayken günde iki defa pedal çevirirdim sabah ve
akşam…Sıkı da bir diyetle 1,5 ayda 12 kilo vermiştim bu sayede..Büyüdükçe, spor
eğlenceden ziyade kilo verme amaçlı bir aktiviteye mi dönüşüyordu yoksa…
2008 bel fıtığı teşhisi konulunca
bisikletten uzaklaştım…Zararlı, aman sakın , bel için en tehlikeli spor vs …
Bugün, sene 2013…Bisikletimiz birkaç
yıldır terkedilmiş bir halde sitenin bisiklet parkında duruyordu..Bisiklet
tutkunu olan çok değerli bir arkadaşımın
motivesiyle bir cesaret geçen hafta parktan çıkartıp bakımını yaptırdım.Lastikler
şişirildi, vidalar kontrol edildi, sıkıldı, zincir yağlandı..Veee hazırdı…Sadece
pedalını çevirecek, ona yön verecek bir insana ihtiyacı vardı…
Maltepe sahilinden Kartal Palmiyeler’e
kadar kulağımda müziğimle öyle bir his yaşadım ki…Yolda sevinç çığlığı attım
desem yeridir..Bir sonraki turda biraz daha uzağa gideyim istedim..Kartal Deniz
Otobüsleri’nin oraya gidip geri döndüm..Arada bir Türk kahvesi molası verdim
tabii…
Belim “ben buradayım” dedi ertesi
gün.. Konuştum onunla, anlaştık..Beni üzmeyeceğine söz verdi…Ben de onu
koruyacağıma...Gereksiz sıkıntılar ,yükler yaratıp onun üzerine yük bindirmeyeceğime
dair…
Bugün akşam üzeri hadi Selmin dedim
çık yola…Taktım kulağıma müziğimi , aaa bir baktım Kartal İskelesini geçtim
gidiyorum,gidesim de var..Dedim ki herhalde Pendiğe kadar gidebilirim..Fakat,
yolu sevmedim çok fazla cam şişe kırığı vardı…Bisiklet yolu sürekli kamyon
yoluyla, araba yoluyla birleşiyordu geri dönmek istedim..O da ne? Meğer
giderken rüzgarın eli sırtımdan ittiriyormuş, dönüste önümü kesince anladım.
Ve bugün birşey keşfettim…Görünmez de
olsa bize destek olan birşeyler hep var…
Köstek oldu mu dönüşte? Hayır..Sadece
biraz daha fazla efor sarfettim ve nasıl olsa sade bir Türk kahvesini
hakettiğim düşüncesiyle tadını çıkarttım.Mola verdiğim yerde bir sürü kedi beni
bekliyordu..Onlarla konuştum, denize baktım, havayı içime çektim ve bu özgürlük
hissini çok sevdiğimi ve özlediğimi fark ettim.
SA
12 Nisan 2013

Ne güzel bir yolculuk yapmışsın Selmini :)
YanıtlaSilÇok teşekkür ediyorum Tolga :) Bu yolculuk için adım atmamdaki katkın yadsınamaz ;)
YanıtlaSil