30 Nisan 2013 Salı

Lambada...


Durduk yerde yüreğimi yerinden çıkartırcasına çarptırtan da ne?
Öyle çok kahve de içmedim oysa…
Sebepsizce gülümseyip, sonra farkına varıp yine gülümsediğim zamanlara şahit olduğum anlar da epey çoğaldı…
Çok tatlı da yemiyorum bu ara oysa…
Ara sıra burnumun direği sızlıyor ve bir yaş bekliyor gözümde…
Aksan akılmaz, saksan sakılmaz…
Bir haller oluyor da…
Posta güvercinine mi sormalı…
Aladdin’in cininden mi dilemeli…
Lamba neredeydi sahi?

SA
30 Nisan 2013

29 Nisan 2013 Pazartesi

Bir gülüşün kadri...


Bugün yazı,şiir anlamında ne coşkulu ve bereketli  bir günmüş...Sabahtan başlayan sıkıntımın sebebi belli oldu...Açığa çıkmak isteyen duygular var...

Adnan Yiğit, çok sevdiğim bir arkadaşım ve aynı zamanda da rol arkadaşım Sidikli Kasabası'nda...Romantizma adında derin bir şiir kitabı var..Bulabilirseniz mutlaka edininiz, bulamayıp edinmek isterseniz de haber veriniz kendisinden temin edebiliriz :)

Bu gece bir paylaşım yaptı...Haddim olmayarak bu paylaşımın karşı cins versiyonu tınladı anında beynimde, ruhumda ve kelimeler birer birer döküldü...Önce Adnan'ın sonra da ondan esinlenerek yazdığım  şiirin yorumu... Adnan'ın da izniyle tabiiki...


Gülüşünüz Hanfendi

Gülüşünüz hanfendi, Kuzguncuklu herhalde
Hem ben tanırım sizi
Hata yapmasına izin verilmeyen
Mükemmel kadınlardansınız

Gülüşünüz hanfendi, sanki birkaç yaş büyük
Daha bir olgun ama sevişirken kuralsız

Gülüşünüz hanfendi, eteği uçuşur
Havalandırma mazgalında dans edersiniz

Hanfendi, gülüşünüz ya çocuk kalmış
Ya da fazlaca anlamış



Gülüşünüz hanfende
Biraz e lucavan le stelle

Gülüşünüz hanfendi, ulaşılmaz üst komşum
Siz topuklarınızı gezdirirken üst katta
Kim bilir
Ben kaç kez eteğinizin altına bakmışımdır

Gülüşünüz hanfendi
Son bakışa ne kadar da yakın
Hep giden siz miydiniz?


Adnan Yiğit

Mart'13 Beyoğlu


Gülüşünüz Beyfendi

Gülüşünüz Beyfendi, Salacaklı herhalde
Hem siz tanırsınız beni
Hata yapmaya izin verilmeyen
Centilmen erkeklerdensiniz

Gülüşünüz beyfendi, sanki birkaç yaş daha genç
Toy gibi, ama sevişirken değil..



Gülüşünüz beyfendi, şapka çıkartılır
Diğer beyler tarafından, hanımlara reverans yaparken siz

Beyfendi, gülüşünüz ya fazlaca anlamış
Ya da çocuk kalmış

Gülüşünüz beyfendio
Biraz o mio babbino caro

Gülüşünüz beyfendi, erişilmez yan komşum
Siz davet verirken yuvanızda
Kim bilir
Ben kaç kez pencereden izlemişimdir

Gülüşünüz beyfendi
Son bakışa ne kadar da yakın
Hep giden siz miydiniz?

29 Nisan 2013
SA

Dünya Dans Günü Kutlu Olsun...


Tango’ya tutkulandığım tarih olarak yaşam kaydıma geçen tarih 2004…Bunalımlı bir dönemdeydim ve bir çıkış arıyordum…Dans etmek,salondaki sehpayı kaldırıp doğaçlama yapmaktı sahnedeymişcesine…Bir gün bir arkadaşım vasıtasıyla tanıştım Tanguisimo’da Tanju Yıldırım’la…ilk dersi hatırlıyorum da…5 kişiydik salonda… 5 kadın…Şimdilerdeki gibi popüler değildi o zamanlar..Hele ki erkek sayısı o kadar azdı ki…Adımlar, yürüyüşler,duvar çalışmaları derken ufak ufak pistte kilometre yapmak üzere hazır hale geliyordum. Dalyan Klüp ve Tanguisimo milongalarını kaçırmıyor dans edenleri hayranlıkla izliyordum. Ilk 3 ayın sonunda en azından temel sorulara cevap verebilecek hale gelmiştim ve milongalarda dans etmek için hazır hissediyordum kendimi…

Tango…Erkeğin soruları…Kadının cevapları…ya da sessizliği…

Hiç tanımadığın birinin sorularına cevap vermek…Dans ederken konuşmayı sevmem hiç…Büyüsü bozulur…Belki ismimi sorarlarsa cevap verirdim nezaket icabı...Geri kalan cevaplar dansa kalmalıydı…



Uzun zaman oldu milongaya gitmeyeli…En son geçen sene yine Tanguisimo’da Tanju hocayla 3 parçalık dans etme şansım olmuştu…Ki emin ellerdeyken Tango’nun keyfi muazzam…Çok özlediğimi fark ettim fakat artık sosyal tanışma platformu gibi sanki…Oysa ben sadece dansı yaşamak istiyorum…Müziği…Kiminle dans ettiğinin önemi olmadan, akmak  sadece, o 3 dakikalık parçanın büyüsünde…

ve Tango Nuevo…Dansa davet eden en baştan çıkartıcı tür…
ve dinlediğimde gözümün önüne gelen hayali adımlar…

Belki bir gün bir müzikalde ( gerçi Sidikli Kasabası’nda minicik bir tangomsu dansımız var Taner’le ) doyasıya Tango yapabileceğim bir ortam oluşur..Aklıma ilk gelen sahne Moulin Rouge ve Roxenne tabiiki…Kimbilir…

Eski zamanlara, eski zerafet dolu insanlara öylesine imreniyorum ki…Dansın da, oturup kalkmanın da, kadına davranışın hatta insanlara davranışların asil olduğu zamanlar…


Dansta adab-ı muaşeret kuralları :

(Bu yazı, İnkılap Kitabevi”nin 1940 basımı Modern Adab-ı Muaşeret isimli kitabından alıntıdır.)

Takdim edilmeden bir kadını dansa kaldırmayınız.
Daima ve hele sıcak havalarda mutlaka eldivenle dans ediniz.
Göz işareti ile, baş sallayarak, el kaldırarak dansa kaldırmak ayıptır.
Dansa kaldırmak için kadının yanına kadar gitmek ve evli ise bizzat kendinden, bir genç kızsa, büyüğünden müsaade alarak dansa davet etmek lazımdır.

Dansa, önünü ilikleyerek, davet olunur.

Danstan sonra kadının eli öpülmez.

Dansı yapınca kadını yerine kadar götürmek ve hürmetle ve hafifçe eğilip selamlamak lazımdır.
 Dansta kadın belinden tutulmaz, kucaklanmaz, çok sıkılmaz, kendine çekilmez, saç saça, baş başa, yüz yüze, yanak yanağa gelinmez.

Kocalı kadınlarla kocası orada iken manidar olacak konuşmalar caiz değildir.

Bir kadını arkadaşlara gösteriş yapmak için alet etmek terbiyesizliktir.

Kadını fazla konuşturmak, döndürmek, sarsmak, eğmek velevki dans icabı da olsa muaşeretsizliktir.

Gebe kadın dansa kaldırılmaz.

Ailenin bir hatası yüzünden gelmiş olan (18) yaşından aşağı mektepli kızlar, çocuklar dansa kaldırılmaz.

Alay ve şaka için çok ihtiyarlar dansa kaldırılmaz.

Mütemadiyen dansa kaldırmayınız.

Mütemadiyen aynı kadınla dans etmeyiniz.
Dans etmeden önce kadının el uzatmasını bekleyiniz.

Dansı yarıda bırakmayınız.

Bilmediğiniz dansa kalkmayınız.

Damınıza büfeden ikram ediniz. Fakat bunda da ifrata gitmeyiniz.
Banyo yapmadan dans etmeyiniz.

Size emanet edilmiş damı zamanında evine döndürünüz.
Kadını terletmeyiniz, müşkül vaziyetlere sokmayınız, dans ederken kahkahayla gülmeyiniz, hızlı konuşmayınız, kavga etmeyiniz.

Dans ederken pek laubali hareket, ihmalkar tavır çok ayıptır.

Karınız, kızınız veya böyle çok yakınlarınızdan biri dahi olsa; dikkatle, ihtimam ve itinayla dans etmek terbiye icabıdır.


29 Nisan 2013 Dünya Dans Günü Kutlu Olsun :)