5 Ocak 2015 Pazartesi

ZIIIRRRRRR!!!!!!

TikTakTikTak...Tik.Tak.Tik..Tak..Tik…Tak…Tik….Tak……Tik……Tak………Tii…derken uykuya dalmışım bile...

Bu aralar oradan oraya koşturduğum, kendi içimde zamanla yarıştığım bir dönemdeyim. Dersler, provalar derken, yetiştim yetişemedim stresini fazlaca yaşıyorum.

Pazar günü sabah dersim vardı SizDrama'da..Telefonumu da şarja koymuştum. Ders arası şarjdan çıkartıp bir görüşme yaptım ve sonrasında dersler bitince fırladım yetişebilme telaşıyla…

Şarj aletini orada unutmuşum. Eee , malum artık bu teknoloji çılgını telefonlar, bııızzzt diye deşarj olduğundan, provadan dönüşte , eve varmak üzereyken telefon derin uykulara dalmıştı bile.

Ertesi günün programını biliyor olsam da, son dakika değişiklikleri vb gibi iletişimler telefondaki uygulamalar aracılığıyla yapılıyordu. Ya prova saati erkene çekilirse..Ya prova iptal olursa…Ya hede hödö olursa derken…Bir durdum.
Eyvah!!!!
Sabah nasıl uyanacağım? İşte en büyük sorun buydu.. Çünkü bıraksalar misler gibi uyurum.

Nostaljik, kurmalı bir çalar saatim var. Nostaljik şeyleri sevdiğimden, görünümü pek hoşuma gider. Gerçi aksesuar olarak durması insanlık için daha faydalı, çünkü kurmaya gör ;  sesiyle odada uyumak mümkün değil…Hele ki huzurlu uyumak için pür sessizliğe ihtiyaç duyan benim için.

Bir seçim yapmam gerekiyordu. Ya , ya sabah uyanamazsam stresiyle tavşan uykusu uyuyacaktım ya da tiktak ların ardındaki uykuyu keşfedecektim.

İkinci seçenek daha güvenilir geldi. Sanki ameliyat öncesi anestesi yapmışlar gibi tiktakların sesi uzaklaştı ve uykuya dalmışım.

ZIIIRRRRRR!!!!!!  Öyle bir zıpladım ki yataktan. Sabah sabah olalı böyle zırıldama görülmemiştir, uyanmayanı dövüyor sanki.

Hazırlandım ve çıktım evden.. Yolda müzik dinlemek istedim. Aaaaa şarkılar telefonda... Ortaokul dönemlerindeki walkman'i hatırladım. Orta 2 'de gece gündüz döndürüp döndürüp Evita'yı dinlerdim.

Sonra yolda bir kedi gördüm. Yolun ortasında uzanmış, geriniyor, güneşli fakat buz gibi olan bu günde,  sabah cimnastiği yapıyordu. Fotoğrafını çekmek istedim. Aaaa fotoğraf makinası da telefonun içinde... Görüntüyü ve kedinin keyfini hafızama kaydettim.

Ve aklımda çeşitli sorunsallar…Ya provayla ilgili bir bilgi geldiyse ve ben kaçırdıysam.

Eskiden ne yapıyorduk sahi ? Nasıl buluşuyorduk arkadaşlarımızda? Herkes nasıl da sözüne sadıktı. Bir araya gelindiğinde sohbet çiling çiling sesleriyle bölünmüyordu. Bu kadar çok
çevresel uyaran yoktu. Telefonlarımız bir uzvumuz gibi değildi.  Güzel günlermiş "ti".

Sonra aklıma telefonu hayatımdan çıkartmak geldi.
Cesaret edebilir miydim?

Yarı yolda indim minibüsten. Şarj cihazı edindim...
Cesaret edemediysem de hayali bile güzeldi.

Not : Bu yazıyı yazarken kurmalı saat arkamda hala ritm tutuyor. Kalbim ona ayak uydurmaya çalışırsa yandık :)

Ha bir de ;  insanlar sarıldıkları zaman kalpleri bir atarmış.

SA
05 Ocak 2015





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder