1 Ocak 2015 Perşembe

Mini hikaye...


Yorgun argın çıkmıştı o gün iş yerinden.. Alelacele eve varmanın telaşı sarmıştı her yanını..Bedeninin yorgunluğu, ruhunun coşkusuyla savaşıyor, bir an evvel kavuşmak istiyordu sevdiğine. Bir yanı diyordu ki ;  "bin şu otobüse, 1 saatte evdesin" … Diğer yanı ; "hadi koşsana oğlum, bu trafik çekilir mi bu saatte , hem böylece 20 dakka erken varırsın."

Ruhu koşmak istede de bedeni artık o kadar genç değildi.
İstemeye istemeye otobüsü beklemeye koyuldu.
Ve aniden, tıpkı o günki gibi yağmur çiselemeye başladı. Yüzünü göğe çevirdi ve 30 yıl geriye gitti. İlk buluşmalarında da aynı böyleydi hava. Onu durakta beklerken başlamıştı bahar yağmuru ve o geldiğinde birdenbire güneş açıp, gökkuşağı belirmişti. Göz göze ilk geldiklerinde ikisi de aynı anda  gülümseyip , gökkuşağını göstermişlerdi birbirlerine.

Ve ne zaman gökkuşağı çıksa, ses etmeden birbirlerine bakıp gülümserlerdi.

Yıldönümlerinde, doğa sanki onlara armağan veriyordu. O gün, gözlerinin buluştuğu ilk andan itibaren geçen 10.800'ncü gündü.

Otobüs geldi. Adam otobüse bindi. Sevdiği kadının gözlerini düşündü, ona bakışını…Sesini…Sessizliğini...Hiç değişmemişti.

Anahtarı olsa dahi , sevdiği kadının evde olduğunu bildiği günlerde, kapıyı o açsın isterdi.
Evin kapısını çaldı. Yağmur yağıyordu.
Kapı açıldı. Yağmur dindi.
Sessizce gülümsediler birbirlerine…Sarıldılar.
Aniden açan güneşle birlikte beliren gökkuşağına bakarak.

SA
2 Ocak 2015
01:20





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder