Öğlene doğru geliyordu saat, uyandım… Evdekiler hala derin
uykudaydı. Evi mis gibi kokutmak geldi içimden…Tabiiki de 100 numaraya giderek değil... Hep de
yanlış anlıyorsunuz canım…İstikametim mutfaktı, açtım dolabı baktım neler
var, ne yapabilirim spontan…
Un vardı, su vardı, şeker vardı, tuz vardı…Helva yapsana
dediğinizi duyar gibiyim. Ekmek yapayım , yılın ilk gününde mis gibi olur, gün
sıcacık başlar diye düşündüm.
Daha önce bir defa ekmek yapma girişimim olmuştu , içine
maya koymayı unuttuğumdan pek bir şeye benzememişti doğrusu.. Oysa içine
sevgimi de katmıştım.. Neyse…
Bu defa önce sevgimi ve sonra da mayayı ekledim.
Teknoloji çağındayız aç interneti bak di mi? Yooo hayır illa
uydurmasyon yapacağım.
Şekil vermeye çalışırken bir hamur öbeği kalp gibi duruyordu
ellerimin arasında..Eee bunun sonu belli , kalp olacak belli ki dedim. Ve
tepsiye koyup birazcık da "hamurtraş" edasıyla şekillendirdim.
Bu ekmeğe ne katabilirim diyerek biraz yumurta ve çörek otuyla
süsledim. Yine de eciş bücüş gözüküyordu.
Fırını önceden yakmıştım. Sıcacık olmuş, hamurların
gelmesini bekliyordu.
Aradan bir süre geçti ve mis gibi bir koku yayılmaya başladı, evin her yerine…
Aşk’ın kokusuydu bu… Hamurun , fırınla buluşması…Onu dönüştürmüştü..
Şekli şemali ortaya çıktı ve artık gerçekten kalbe benziyordu.. Hamurdan ekmeğe dönüştüğünde
, beslemek için, hayata keyif katmak için oradaydı…
1 Ocak 2015
SA
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder