Devrin tanışma hikayeleri değil,
eskilerin tanışma hikayeleri ilgimi çeker hep...Son 10 , belki de 20 yılda
değişen belki de biraz fazla yüzeyselleşen ilişkiler çekmiyor ilgimi…
Bugün bir yazı okudum.Saray
muhallebicisinde…Bir torunun dilinden, ufacık bir yazı…Dedesi ve anneannesi ilk
buluşmalarında Saray muhallebicisine gelmişler…Birlikte ilk yemekleri…Tavuklu
pilav…Hesap geldiğinde dedesi cüzdanını evde unuttuğunu farkediyor ve hesabı
anneanne ödüyor…Derken geçen yıllarda ne zaman Saray muhallebiciye gitseler ;
dede, anneanneye tavuklu pilav ısmarlıyor…Bu hikaye günümüzde yaşansaydı ne
olurdu diye düşünmeden edemedim…Muhtelemen ikinci bir buluşma olamazdı,
evlenemezlerdi ve torunlarını kucaklarına alamazlardı…Erkek, yiğitliğinden
belki de korkularından kızı aramazdı…Kız da belki hesabı kendine ödetti diye kafasında
binlerce tilkiyle kurmaca hikayeler uydurup erkeğin yüzüne bir daha bakmazdı…Ne
de olsa orada burada , sağda solda seçenek çok bu devirde…Di mi ama !!!!
Ne ufak ne gereksiz hesaplar hesaplaşmalar…
Artık herşey ne kadar da gösterişli ve
çabuk tüketimlik…Zor bela başlamayı başaran bir ilişkinin, başlamasıyla bitmesi
arasında geçen sürede 4 mevsim bile sabredilemiyor...Genelleme yapmak istemem
gerçi, fakat gözlemlerim böyle…
Neyi kaybediyoruz ?
“Bir bahar akşamı rastladım size” diye
başlayan nağmelerden “umrumda değil iyi bitti” lere…doğru giden yolda…
Kıymet bilmek , dengeyi bulmak,
gerektiğinde susmak , gerektiğinde konuşmak…Birçok değeri yitiriyoruz farkında
olmadan…Modernleşme çatısı altında yaşananlarla…
İmreniyor
ve mutlulukla gülümseyerek bakıyorum sokaklarda rastladığım sayısı oldukça az
olan, saçlarına ak düşmüş el ele yürüyen çiftlere…
SA
26 Mayıs
2013
15:01

Geçmişin güzel, sade, temiz ve naif yaşamlarına baktıkça insan "o yıllarda yaşasaydım" keşke diyor...
YanıtlaSilKeşke'lerde kalıyor ne yazık ki...
YanıtlaSil