29 Mayıs 2013 Çarşamba

Sirke ve yağdanlık…


İki boş cam şişe…Yanyana hatta iç içeydiler aylardır…Derken bir gün birinin içerisine sirke, diğerine de yağ koydular…
Sirke keskin bir sirkeydi…Hani şu küpüne zarar sirkelerden…
Yağ her zamanki gibi üste çıkmayı iyi bilen, bir an karışıp sonra hemen ayrışan ve yalnızlığı sevdiği buradan belli olan bir yağdı…
Yakın fakat uzak…
Tek buluşacakları an, akşam vakti salata yapılırsa ve ev halkının o günkü damak tadına göre limon mu sirke mi koyalım istişaresi sonrasında sirkenin galip gelmesiyle vuku bulacaktı.
Ve büyük gün geldi çattı…
Salata sirkeyle yapılacaktı…
Limon bu işe biraz bozuldu çünkü içten içe zeytinyağı ile uyumlu bir ikili olduklarını düşünüyordu…
Sirke ve zeytinyağı birbirlerine aşık olmuşlardı o akşam…
Sirke küpüne zarar vermekten vazgeçti,zeytinyağı ise karışmayı öğrendi…
Limon mu? Zamansızca çürüdü…


SA
30 Mayıs 2013

01:20



Tanışma Hikayeleri...


Devrin tanışma hikayeleri değil, eskilerin tanışma hikayeleri ilgimi çeker hep...Son 10 , belki de 20 yılda değişen belki de biraz fazla yüzeyselleşen ilişkiler çekmiyor ilgimi…

Bugün bir yazı okudum.Saray muhallebicisinde…Bir torunun dilinden, ufacık bir yazı…Dedesi ve anneannesi ilk buluşmalarında Saray muhallebicisine gelmişler…Birlikte ilk yemekleri…Tavuklu pilav…Hesap geldiğinde dedesi cüzdanını evde unuttuğunu farkediyor ve hesabı anneanne ödüyor…Derken geçen yıllarda ne zaman Saray muhallebiciye gitseler ; dede, anneanneye tavuklu pilav ısmarlıyor…Bu hikaye günümüzde yaşansaydı ne olurdu diye düşünmeden edemedim…Muhtelemen ikinci bir buluşma olamazdı, evlenemezlerdi ve torunlarını kucaklarına alamazlardı…Erkek, yiğitliğinden belki de korkularından kızı aramazdı…Kız da belki hesabı kendine ödetti diye kafasında binlerce tilkiyle kurmaca hikayeler uydurup erkeğin yüzüne bir daha bakmazdı…Ne de olsa orada burada , sağda solda seçenek çok bu devirde…Di mi ama !!!!
Ne ufak ne gereksiz hesaplar hesaplaşmalar…

Artık herşey ne kadar da gösterişli ve çabuk tüketimlik…Zor bela başlamayı başaran bir ilişkinin, başlamasıyla bitmesi arasında geçen sürede 4 mevsim bile sabredilemiyor...Genelleme yapmak istemem gerçi, fakat gözlemlerim böyle…

Neyi kaybediyoruz ?

“Bir bahar akşamı rastladım size” diye başlayan nağmelerden “umrumda değil iyi bitti” lere…doğru giden yolda…

Kıymet bilmek , dengeyi bulmak, gerektiğinde susmak , gerektiğinde konuşmak…Birçok değeri yitiriyoruz farkında olmadan…Modernleşme çatısı altında yaşananlarla…

İmreniyor ve mutlulukla gülümseyerek bakıyorum sokaklarda rastladığım sayısı oldukça az olan, saçlarına ak düşmüş el ele yürüyen çiftlere…



SA

26 Mayıs 2013
15:01



28 Mayıs 2013 Salı

Ateşle duman...


Çello solo çalar…Sigaram söner...Son üflediğim duman mum ışığına karışır. Kendinden bir parcayla karşılaşmış gibi sevinir.. Alevin parlaklığı can alıcı güzelliktedir.Öl dese ölürsün o denli…
Çello solo biter.Mum söner…Gece tüm aydınlık yüzünü gösterir.Ay saklambaç oynarken benimle, umutlarımı da yanına almış gibidir...Geceden arta kalanlarsa…Erimiş bir mum…bir izmarit ve Yalnızlık...


SA
28 Mayıs 2013
22:05


Otomatik iyileştirme...


Teknoloji çılgınlığı fotoğraf albümleri,kesip biçmeler, süslemeler…Derken bir özelliğe takıldım.”Otomatik iyileştirme”

İnsanlar için de olsaydı  bu özellik…
Moralin mi bozuk…Otomatik iyileştirme!
Grip mi oldun? Hooop otomatik iyileştirme!
Belki de bu mekanizma var içimizde . Keşfetmeye hazırsak belki çıkacak su yüzüne…

Suyun yansımasında gördüğümüz kendi silüetimiz değil miydi aslında?


SA
28 Mayıs 2013
13:02