yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Aralık 2014 Pazartesi

Ve diyor ki...



Bazı şeyleri anlar hale geldim. Çocukken neden astronot olmak istediğimi, neden gözlerimi hep gökyüzüne çevirip uzay aracı görmeyi beklediğim yaşlarımı…
Neden bir türlü pür sevgiyi bulamadığımı sandığımı…
Neden doğayla iç içe olmayı bu kadar sevdiğimi ve önemsediğimi…
Ve neden çocuklarla çalıştığımı…
Onlarla birlikte neşemi yeniden keşfettiğimi…
Ve senin varlığını…
Bendeki varlığını…
Taşan duyguları tutmamak gerektiğini…
Sanki bir şeylere, eski ben’e veda eder gibi… 
Birşeyler kapanıyor…
Yeni bir kapıdan giriyormuşum gibi…

SA

22 Aralık 2014

30 Mayıs 2014 Cuma

Herkesin dünyası kendine…

Zihnimden ne çok düşünce geçiyordu. Raporları yazmalıyım, odamı toparlamalıyım, müzikal gösteriye az kala kostümleri planlamalı ve kemerleri dikmeliydim, biraz egzersiz yapmalıydım, hayat bazen kimileri için duruyordu, acı çeken sevdiklerim için güzel şeyler düşünüp uzaktan da olsa onlara deva olabilir miydim , acilen hazırlanıp çıkmalıydım veli görüşmesi vardı saat 14:30'da…

Odamın perdesini araladım, gün ışığı ve kuş cıvıltıları doldu içeriye. Birden hava karardı..Sanki yaşamda herşey yolundayken birden bire herşeyin tepeteklak olabildiği gibi. Birden dünya ağladı. Salya sümük..Bazen seyirci kalır insan. Yağmuru izledim, dinledim..İçimden bahçeye inip dünyanın gözyaşlarını tenimde hissetmek geldi. Oysa ki buna vaktim yoktu. Bir süre sessizce dinledim, gürlüyordu. Kim üzmüştü dünyayı bu kadar ?

Kimi insanlar kaçıyordu dünyanın gözyaşından, kimileriyse bir şemsiye açıp koruyordu kendini acısı bulaşmasın diye belki üzerine. Dünya kendine akıttı yaşlarını yine. Derken telefonum çaldı. Görüşmenin iptal olduğu haberini aldım. Giyindim ev kıyafetlerimi, bir Türk kahvesi yaptım. 40 yıl hatırı olacak bir konuşma yaptık dünyayla..Sustu.

Herkesin dünyası kendine…

SA

30 Mayıs 2014

7 Ocak 2014 Salı

Bırakamama sendromu...

Böyle bir sendrom var mı psikolojide, ya da adı böyle birşey mi bilmiyorum. Şöyle bir baktığımda ; 20'li yaşlarım kariyer peşinde koşmakla geçti. Önceliğim çalışmaktı, öğrenmekti, daha çok çalışmaktı. Gece gündüz…Ruhumu tanıyamadım ta ki 20'lerin son dönemine kadar. Hayatımda yaşadığım uzun birlikteliklerim de o döneme denk gelir. Sevgiyi karşılıklı yaşadığım - ya da yaşadığımı sandığım -  sonra vazgeçtiğim -belki de vazgeçirildiğim - …

30'ların ilk yarısına az kala fark ettim ki son birkaç senedir birşeyler oluyor ruhumda. Hiçbirşeyi bitiremiyorum yaşantımda. Şampuan şişelerinden , defterlere, ilişkilerden , parfümlere , kitapları dahi bitiremiyorum. Bitmesine - gitmesine - az kala, uzaklaşıyorum ondan her ne ise…nesne ya da insan…Bağ kurmaktan korkmak mı? Bitmesin - gitmesin -  hep bende kalsın isteği mi? Ara ara derin temizliğe giriyorum odamda. Ruhumu da temizlemeye bir  adım olur belki  diye…Pek başarılı olamıyorum yine.

Bir ders var burada ama ne?
Hayatımıza gelen herşey, zaten hep hayatımızda…Gitse de , kalsa da…Belki de bu kadar basit. -mi?

SA

07 Ocak 2014
Dragos




İkinci Cihan'a sığınmalı o halde...

Kalabalık kuytularda boğulur çığlıklarım
Kuru bir teselli bulurum ben kendi haline…




26 Aralık 2013 Perşembe

Kurmaca...


Bazen, herşeyin bir kurmaca olduğunu düşünürsün.Seni bu yolda sınamakla görevlendirilmiş insanlar, çeşitli zaman dilimlerinde inci gibi dizilmişlerdir yoluna.Öyle parlarlar ki , görmeden geçmek o yoldan imkansızdır.
Ve hepsi gibi bir gün o incinin de , gerçekte bir “artık” olduğunu anlarsın. Yanılsamadır gördüklerin.Yorumlarındır kendi dünyandaki ona dair.

Bununla yüzleşmek kolay olmaz. Düşünürsün, kalbini dinlersin.Fakat kırık kalbin susar.
Düşünürsün. Ruhun çok gevezedir. Bu kurmacalara gelmemem gerektiğini söyler sana da, çabuk kanarsın sen yine de aşka.

Başka yollarda, başka zamanlarda, yalnız kalmak istersin.
Yalnız kalmak için, içini duymak için 3 saat boyunca yoga yaparsın. İlk kez içini duyamadığında, ne kadar acıttığını ve artık onun da seninle konuşmadığını fark edersin.

Kararlar alamazsın sonraya dair.
Bir daha asla…. Diyemezsin.
Çünkü bilirsin, sevginle var olup, sevginle parlarsın.
Ve parlayacağın tek yeri bilirsin.
Sevgini,
onu her damlasıyla hakeden sahneye ve çocuklara dağıtırsın.

SA
26 Aralık 2013
02: 22

24 Aralık 2013 Salı

Yan masa...


Belki de son yaş günü kutlamasıydı. Bunca seneye neler sığdırmıştı. Pazar sabahı, sevdikleriyle bir kafede yaşanan sürpriz kutlama aslında yıllara neler sığdırdığının kanıtı gibiydi.

Hediyeler verildi. Birisi “ Seversin sen bunları “ dedi hediyesini uzatırken
Diğeriyse bir mektup uzattı. En kıymetli hediyedir bence mektuplar.
“Ağlatacaksınız beni “ diye titredi sesi. “Evde okuyayım” dedi.

Gülüşmelere, tatlı bir burukluk eşlik ediyordu sanki. Yaş almanın dayanılır hafifliği alanda, ağırlığı ise etrafında olmaz mıydı yaşamın son demleri çökerken…

Yan masada bir Pazar sabahı.
Bu sabaha yakışan  güzel müziklerin eşliğinde çayımı yudumlarken, tanık olduklarımın bendeki yansımasıydı bunlar…

Kaçmak , gitmek istiyorum. Belki de çok sevdiğim insanların aldıkları yaşlar ağırlaştırıyor beni kendiminkinin aksine…
Yolun yarısına az kala…

SA
22 Aralık 2013
Pazar
Café Nero - Caddebostan

19 Aralık 2013 Perşembe

Dünya...



Evdeyim. Tv kanallarına göz gezdirirken bir sokak ropörtajı çekiyor dikkatimi ve kalıyorum o kanalda.

Soru : Dünya nedir ?

Genç , yaşlı çeşit çeşit insan kendi dünyalarınca cevaplıyorlar.Kimi diyor ki yaşadığımız yer,kimi diyor yuvarlak,kimi diyor internet dünya oldu artık kilometrelerle değil ekran inçleriyle ölçülülüyor mesafeler.

Durup düşünüyorum. Dünya nedir? Diye..Duygusal olarak dünya nedir?

Her bir insanın kendi dünyası var , bu koskoca sandığımız dünyanın içinde yaşarken. Beden , bu dünyadan ayrıldığında içimizdeki dünyayı da mı terk eylemiş oluyoruz acaba? Yoksa o dünya ruhumuzda mı?

Kainata baktığımızda ( bakabildiğimiz kadarına ) Dünya küçücük aslında..Hele insan..Miniminnacık..Fakat ne kadar da büyük sanıyoruz kendimizi..Hele ki cebinde, üzerinde sayılar bulunduran o kağıtlardan bolca bulunanlar.
Bu dünyada o kağıtlar açıyor kapıları..Belki rahat yaşamayı vaad ediyor, bu dünyada dilediğin gibi yaşamayı..

Dünya. Her canlı bir dünya…Dünya’dan bir parça..

Dünyanın bütün nimetlerini sunsalar da bazen eksik kalan şeyler olabiliyor. Örneğin aşk. Kendi dünyana benzer, ya da kendi dünyandan zıt olana ulaşma arzusu. Belki ayna..Baktığında, aynını gördüğünü sandığın, fakat aslında simetriğin olan.

Dünya; bugüne kadar milyarlarca canlıya ev sahipliği ya da sahibeliği yapmış centilmen, hanımefendi, ikramkar, cefakar, vefakar yer.

Kavgalara, beton yığınlarına, kimyasallara ve birçok insan işi kirliliklere rağmen, güneşin doğuşu ve batışıyla , gecesiyle , gündüzüyle , denizleri, ağaçları, toprağıyla her gün bize güzelliklerini sunan yer.

Dünya, diğer yarımızın yaşadığı yer.

Dünya, insani hayallerimizi gerçekleştirebileceğimiz yer.

Dünya, en büyük sahne. Rol değil, olmak için.

Dünya, bir gezegen.

Dünya, bir nokta.

Dünya, bir toz bulutu.

Dünya, bir zerre.

Dünya, bir insan.

Dünya, sen.

Sen, dünya.


SA
19 Aralık 2013


Nilüfer'den Dünya Dönüyor gelsin o halde :)

30 Ekim 2013 Çarşamba

Kırık...




İnsan kaç kere kırılır?

Bir cam olsaydı eğer,  bir kere  düşürüldüğünde kıymetli bir elden,  tuzla buz oluverirdi. Bir porselen olsaydı, belki tekrar birleştirilebilirdi dağılan parçacıkları ve mutlaka ama mutlaka ufacık bir parça eksik kalırdı..Bir müzik aleti olsaydı, kırıldıktan sonra eskisi gibi tınlamazdı…

Kırılma anında, içindeki tüm birikenler de dağılır..Onları da toparlamak ve yeniden içine doldurmak icab eder…İnsan bu ya…Her birinden biraz birşeyler almış gibi sanki…

Cam kırıklarını da süpüren biri var, porselenin de parçacıklarını toplayıp birleştiren de..ve müzik aletini çalan…

Peki, can kırıklıklarını kim toplayabilir insanın? 

Müzik..Şarkı söylemek…İster sahnede yüzlerce kişiye…İster evde odamda kucağımda bilgisayarla yaptığım kayıtlarda bomboşluğa…Kainata uçuruyorum sesimi...Bakıyorum da yaş aldıkça ne de çoğalmış kırgınlıklarım. Dağılmış sesimin her bir köşesine..ve yaşadıklarımdan anladığım tek şey, bu bitmeyecek. Bundan sonra ne yapmalı?

Peki ya sen; hayatının geri kalanında ne yapacaksın?

What are you doing the rest of your life?

https://soundcloud.com/selmin-artemiz/what-are-you-doing-the-rest-of

SA
30 Ekim 2013

What are you doing the rest of your life - Kayıt tarihi : 28 Ekim 2013