Böyle bir sendrom var mı psikolojide, ya da adı böyle birşey mi bilmiyorum. Şöyle bir baktığımda ; 20'li yaşlarım kariyer peşinde koşmakla geçti. Önceliğim çalışmaktı, öğrenmekti, daha çok çalışmaktı. Gece gündüz…Ruhumu tanıyamadım ta ki 20'lerin son dönemine kadar. Hayatımda yaşadığım uzun birlikteliklerim de o döneme denk gelir. Sevgiyi karşılıklı yaşadığım - ya da yaşadığımı sandığım - sonra vazgeçtiğim -belki de vazgeçirildiğim - …
30'ların ilk yarısına az kala fark ettim ki son birkaç senedir birşeyler oluyor ruhumda. Hiçbirşeyi bitiremiyorum yaşantımda. Şampuan şişelerinden , defterlere, ilişkilerden , parfümlere , kitapları dahi bitiremiyorum. Bitmesine - gitmesine - az kala, uzaklaşıyorum ondan her ne ise…nesne ya da insan…Bağ kurmaktan korkmak mı? Bitmesin - gitmesin - hep bende kalsın isteği mi? Ara ara derin temizliğe giriyorum odamda. Ruhumu da temizlemeye bir adım olur belki diye…Pek başarılı olamıyorum yine.
Bir ders var burada ama ne?
Hayatımıza gelen herşey, zaten hep hayatımızda…Gitse de , kalsa da…Belki de bu kadar basit. -mi?
SA
07 Ocak 2014
Dragos
İkinci Cihan'a sığınmalı o halde...
Kalabalık kuytularda boğulur çığlıklarım
Kuru bir teselli bulurum ben kendi haline…
Nam-ı diğer Selmini, uçların insanıdır.Siz deyin 0,5 biz diyelim 0,7… 0,9 olmadığı kesin zira biraz kırılgandır her insan kadar.Çocukken astronot, orkestra şefi,buz pateni sanatçısı ve yunus bakıcısı olmak istemiştir.Aklı selim yaşlara geldiğinde bir delilik yapıp, bilgisayar başındaki kariyerinden ;hayallerinin peşinden koşmak için kalkmıştır.Hala onu sabahları sahilde bisiklete binerken , akşamları da tiyatro sahnesinde hayallerini yakalamaya çalışırken görebilirsiniz.
hayata dair etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hayata dair etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7 Ocak 2014 Salı
Bırakamama sendromu...
Etiketler:
20'ler,
30'lar,
basit,
bırakamamak,
dönem,
gitmek,
hayat,
hayata dair,
insan,
kalmak,
kendini tanımak,
ruh yorgunlugu,
sabır,
sendrom,
süreç,
yaşam,
yol
19 Aralık 2013 Perşembe
Dünya...
Evdeyim.
Tv kanallarına göz gezdirirken bir sokak ropörtajı çekiyor dikkatimi ve
kalıyorum o kanalda.
Soru :
Dünya nedir ?
Genç ,
yaşlı çeşit çeşit insan kendi dünyalarınca cevaplıyorlar.Kimi diyor ki
yaşadığımız yer,kimi diyor yuvarlak,kimi diyor internet dünya oldu artık kilometrelerle
değil ekran inçleriyle ölçülülüyor mesafeler.
Durup
düşünüyorum. Dünya nedir? Diye..Duygusal olarak dünya nedir?
Her bir
insanın kendi dünyası var , bu koskoca sandığımız dünyanın içinde yaşarken.
Beden , bu dünyadan ayrıldığında içimizdeki dünyayı da mı terk eylemiş oluyoruz
acaba? Yoksa o dünya ruhumuzda mı?
Kainata
baktığımızda ( bakabildiğimiz kadarına ) Dünya küçücük aslında..Hele
insan..Miniminnacık..Fakat ne kadar da büyük sanıyoruz kendimizi..Hele ki
cebinde, üzerinde sayılar bulunduran o kağıtlardan bolca bulunanlar.
Bu
dünyada o kağıtlar açıyor kapıları..Belki rahat yaşamayı vaad ediyor, bu
dünyada dilediğin gibi yaşamayı..
Dünya.
Her canlı bir dünya…Dünya’dan bir parça..
Dünyanın
bütün nimetlerini sunsalar da bazen eksik kalan şeyler olabiliyor. Örneğin aşk.
Kendi dünyana benzer, ya da kendi dünyandan zıt olana ulaşma arzusu. Belki
ayna..Baktığında, aynını gördüğünü sandığın, fakat aslında simetriğin olan.
Dünya;
bugüne kadar milyarlarca canlıya ev sahipliği ya da sahibeliği yapmış
centilmen, hanımefendi, ikramkar, cefakar, vefakar yer.
Kavgalara,
beton yığınlarına, kimyasallara ve birçok insan işi kirliliklere rağmen,
güneşin doğuşu ve batışıyla , gecesiyle , gündüzüyle , denizleri, ağaçları,
toprağıyla her gün bize güzelliklerini sunan yer.
Dünya,
diğer yarımızın yaşadığı yer.
Dünya,
insani hayallerimizi gerçekleştirebileceğimiz yer.
Dünya, en
büyük sahne. Rol değil, olmak için.
Dünya,
bir gezegen.
Dünya,
bir nokta.
Dünya,
bir toz bulutu.
Dünya,
bir zerre.
Dünya,
bir insan.
Dünya,
sen.
Sen,
dünya.
SA
19 Aralık
2013
Nilüfer'den Dünya Dönüyor gelsin o halde :)
30 Ekim 2013 Çarşamba
Kırık...
İnsan kaç kere kırılır?
Bir cam olsaydı eğer, bir kere düşürüldüğünde kıymetli bir elden, tuzla buz oluverirdi. Bir porselen
olsaydı, belki tekrar birleştirilebilirdi dağılan parçacıkları ve mutlaka ama
mutlaka ufacık bir parça eksik kalırdı..Bir müzik aleti olsaydı, kırıldıktan
sonra eskisi gibi tınlamazdı…
Kırılma anında, içindeki tüm birikenler
de dağılır..Onları da toparlamak ve yeniden içine doldurmak icab eder…İnsan bu
ya…Her birinden biraz birşeyler almış gibi sanki…
Cam kırıklarını da süpüren biri var,
porselenin de parçacıklarını toplayıp birleştiren de..ve müzik aletini çalan…
Peki, can kırıklıklarını kim toplayabilir insanın?
Müzik..Şarkı söylemek…İster
sahnede yüzlerce kişiye…İster evde odamda kucağımda bilgisayarla yaptığım
kayıtlarda bomboşluğa…Kainata uçuruyorum sesimi...Bakıyorum da
yaş aldıkça ne de çoğalmış kırgınlıklarım. Dağılmış sesimin her bir köşesine..ve
yaşadıklarımdan anladığım tek şey, bu bitmeyecek. Bundan sonra ne yapmalı?
Peki ya sen; hayatının geri kalanında
ne yapacaksın?
What are you doing the rest of your
life?
https://soundcloud.com/selmin-artemiz/what-are-you-doing-the-rest-of
SA
30 Ekim 2013
What are you doing the rest of your life - Kayıt tarihi : 28 Ekim 2013
SA
30 Ekim 2013
What are you doing the rest of your life - Kayıt tarihi : 28 Ekim 2013
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

