Zihnimden ne çok düşünce geçiyordu. Raporları yazmalıyım, odamı toparlamalıyım, müzikal gösteriye az kala kostümleri planlamalı ve kemerleri dikmeliydim, biraz egzersiz yapmalıydım, hayat bazen kimileri için duruyordu, acı çeken sevdiklerim için güzel şeyler düşünüp uzaktan da olsa onlara deva olabilir miydim , acilen hazırlanıp çıkmalıydım veli görüşmesi vardı saat 14:30'da…
Odamın perdesini araladım, gün ışığı ve kuş cıvıltıları doldu içeriye. Birden hava karardı..Sanki yaşamda herşey yolundayken birden bire herşeyin tepeteklak olabildiği gibi. Birden dünya ağladı. Salya sümük..Bazen seyirci kalır insan. Yağmuru izledim, dinledim..İçimden bahçeye inip dünyanın gözyaşlarını tenimde hissetmek geldi. Oysa ki buna vaktim yoktu. Bir süre sessizce dinledim, gürlüyordu. Kim üzmüştü dünyayı bu kadar ?
Kimi insanlar kaçıyordu dünyanın gözyaşından, kimileriyse bir şemsiye açıp koruyordu kendini acısı bulaşmasın diye belki üzerine. Dünya kendine akıttı yaşlarını yine. Derken telefonum çaldı. Görüşmenin iptal olduğu haberini aldım. Giyindim ev kıyafetlerimi, bir Türk kahvesi yaptım. 40 yıl hatırı olacak bir konuşma yaptık dünyayla..Sustu.
Herkesin dünyası kendine…
SA
30 Mayıs 2014
Nam-ı diğer Selmini, uçların insanıdır.Siz deyin 0,5 biz diyelim 0,7… 0,9 olmadığı kesin zira biraz kırılgandır her insan kadar.Çocukken astronot, orkestra şefi,buz pateni sanatçısı ve yunus bakıcısı olmak istemiştir.Aklı selim yaşlara geldiğinde bir delilik yapıp, bilgisayar başındaki kariyerinden ;hayallerinin peşinden koşmak için kalkmıştır.Hala onu sabahları sahilde bisiklete binerken , akşamları da tiyatro sahnesinde hayallerini yakalamaya çalışırken görebilirsiniz.
dünya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dünya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
30 Mayıs 2014 Cuma
19 Aralık 2013 Perşembe
Dünya...
Evdeyim.
Tv kanallarına göz gezdirirken bir sokak ropörtajı çekiyor dikkatimi ve
kalıyorum o kanalda.
Soru :
Dünya nedir ?
Genç ,
yaşlı çeşit çeşit insan kendi dünyalarınca cevaplıyorlar.Kimi diyor ki
yaşadığımız yer,kimi diyor yuvarlak,kimi diyor internet dünya oldu artık kilometrelerle
değil ekran inçleriyle ölçülülüyor mesafeler.
Durup
düşünüyorum. Dünya nedir? Diye..Duygusal olarak dünya nedir?
Her bir
insanın kendi dünyası var , bu koskoca sandığımız dünyanın içinde yaşarken.
Beden , bu dünyadan ayrıldığında içimizdeki dünyayı da mı terk eylemiş oluyoruz
acaba? Yoksa o dünya ruhumuzda mı?
Kainata
baktığımızda ( bakabildiğimiz kadarına ) Dünya küçücük aslında..Hele
insan..Miniminnacık..Fakat ne kadar da büyük sanıyoruz kendimizi..Hele ki
cebinde, üzerinde sayılar bulunduran o kağıtlardan bolca bulunanlar.
Bu
dünyada o kağıtlar açıyor kapıları..Belki rahat yaşamayı vaad ediyor, bu
dünyada dilediğin gibi yaşamayı..
Dünya.
Her canlı bir dünya…Dünya’dan bir parça..
Dünyanın
bütün nimetlerini sunsalar da bazen eksik kalan şeyler olabiliyor. Örneğin aşk.
Kendi dünyana benzer, ya da kendi dünyandan zıt olana ulaşma arzusu. Belki
ayna..Baktığında, aynını gördüğünü sandığın, fakat aslında simetriğin olan.
Dünya;
bugüne kadar milyarlarca canlıya ev sahipliği ya da sahibeliği yapmış
centilmen, hanımefendi, ikramkar, cefakar, vefakar yer.
Kavgalara,
beton yığınlarına, kimyasallara ve birçok insan işi kirliliklere rağmen,
güneşin doğuşu ve batışıyla , gecesiyle , gündüzüyle , denizleri, ağaçları,
toprağıyla her gün bize güzelliklerini sunan yer.
Dünya,
diğer yarımızın yaşadığı yer.
Dünya,
insani hayallerimizi gerçekleştirebileceğimiz yer.
Dünya, en
büyük sahne. Rol değil, olmak için.
Dünya,
bir gezegen.
Dünya,
bir nokta.
Dünya,
bir toz bulutu.
Dünya,
bir zerre.
Dünya,
bir insan.
Dünya,
sen.
Sen,
dünya.
SA
19 Aralık
2013
Nilüfer'den Dünya Dönüyor gelsin o halde :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
