ruh etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ruh etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Şubat 2015 Cuma

Aklıma gelen birşeyler...


Hepimiz birer noktayız.


Bazen birbirine değer ruhlarımız...


Birlikte anlamlıyız.


SA
13 Şubat 2015

Materyaller : Oje, repair care oil , kağıt, ruh 

1 Ocak 2015 Perşembe

Hamurtraş...

Öğlene doğru geliyordu saat, uyandım… Evdekiler hala derin uykudaydı. Evi mis gibi kokutmak geldi içimden…Tabiiki de 100 numaraya giderek değil... Hep de yanlış anlıyorsunuz canım…İstikametim mutfaktı,  açtım dolabı baktım neler var, ne yapabilirim spontan…

Un vardı, su vardı, şeker vardı, tuz vardı…Helva yapsana dediğinizi duyar gibiyim. Ekmek yapayım , yılın ilk gününde mis gibi olur, gün sıcacık başlar diye düşündüm.

Daha önce bir defa ekmek yapma girişimim olmuştu , içine maya koymayı unuttuğumdan pek bir şeye benzememişti doğrusu.. Oysa içine sevgimi de katmıştım.. Neyse…
Bu defa önce sevgimi ve sonra da mayayı ekledim.


Yuvarlak muvarlak şekiller vermeye çalıştım, elime yapıştı hamurlar…

Teknoloji çağındayız aç interneti bak di mi? Yooo hayır illa uydurmasyon yapacağım.

Şekil vermeye çalışırken bir hamur öbeği kalp gibi duruyordu ellerimin arasında..Eee bunun sonu belli , kalp olacak belli ki dedim. Ve tepsiye koyup birazcık da "hamurtraş" edasıyla şekillendirdim.


Bu ekmeğe ne katabilirim diyerek biraz yumurta ve çörek otuyla süsledim. Yine de eciş bücüş gözüküyordu.

Fırını önceden yakmıştım. Sıcacık olmuş, hamurların gelmesini bekliyordu.

Aradan bir süre geçti ve mis gibi bir koku yayılmaya başladı, evin her yerine…



Aşk’ın kokusuydu bu… Hamurun , fırınla buluşması…Onu dönüştürmüştü.. Şekli şemali ortaya çıktı ve artık gerçekten kalbe benziyordu.. Hamurdan ekmeğe dönüştüğünde , beslemek için, hayata keyif katmak için oradaydı…


1 Ocak 2015
SA












29 Aralık 2014 Pazartesi

Uzun lafın kısası...

Güneşli havada insanın içi ısınıyorsa,
İlkbahar çiçekleri tomurcuk verdiğinde, ruhun da tomurcuk veriyorsa
ve fırtınada dalgalar delicesine dans ederlerken, içerde bir yerlerde fırtına kopuyorsa…

"Hava değişimi" ve "ruh" arasında bir bağlantı var diyebilir miyiz?

Yoksa askerde morali bozulan askere neden "hava değişimi" izni versinler ki ?

Bu sabah İstanbul fırtınalı bir güne uyandı. Vapur seferleri iptal oldu ve deniz, sadece cesaret edebilene yüzme imkanı tanıyordu.
Hani iyi bir müzik dinlersin, hücrelerin coşar ve taşar…İşte ;  doğanın müziği de denizi bu sabah böyle etkilemişti anlaşılan..

Şarkı söylemek, ruhumu ifade etmeme vesile...Bu dünyadaki var oluşum nedenlerimden biri…
Sabah aldığım haber, ruhumda dalgalara sebep olan, içimde fırtına kopartan, denizle eş zamanlı taştığım  dakikalara neden oldu.

Yarın, yani aslında bugün hayatımda anlamlı bir gün olacak…

Havalar nasıl olursa olsun sizin havanız iyi olsun demişti ya şair… Şair dememiş miydi ?
Tabii ya hava durumu spikeri değil miydi onu diyen…

Uzun lafın kısası ;  "Havalar nasıl olursa olsun, aşkınız daim olsun."

SA
30 Aralık 2014

22 Aralık 2014 Pazartesi

Ve diyor ki...



Bazı şeyleri anlar hale geldim. Çocukken neden astronot olmak istediğimi, neden gözlerimi hep gökyüzüne çevirip uzay aracı görmeyi beklediğim yaşlarımı…
Neden bir türlü pür sevgiyi bulamadığımı sandığımı…
Neden doğayla iç içe olmayı bu kadar sevdiğimi ve önemsediğimi…
Ve neden çocuklarla çalıştığımı…
Onlarla birlikte neşemi yeniden keşfettiğimi…
Ve senin varlığını…
Bendeki varlığını…
Taşan duyguları tutmamak gerektiğini…
Sanki bir şeylere, eski ben’e veda eder gibi… 
Birşeyler kapanıyor…
Yeni bir kapıdan giriyormuşum gibi…

SA

22 Aralık 2014

26 Aralık 2013 Perşembe

Kurmaca...


Bazen, herşeyin bir kurmaca olduğunu düşünürsün.Seni bu yolda sınamakla görevlendirilmiş insanlar, çeşitli zaman dilimlerinde inci gibi dizilmişlerdir yoluna.Öyle parlarlar ki , görmeden geçmek o yoldan imkansızdır.
Ve hepsi gibi bir gün o incinin de , gerçekte bir “artık” olduğunu anlarsın. Yanılsamadır gördüklerin.Yorumlarındır kendi dünyandaki ona dair.

Bununla yüzleşmek kolay olmaz. Düşünürsün, kalbini dinlersin.Fakat kırık kalbin susar.
Düşünürsün. Ruhun çok gevezedir. Bu kurmacalara gelmemem gerektiğini söyler sana da, çabuk kanarsın sen yine de aşka.

Başka yollarda, başka zamanlarda, yalnız kalmak istersin.
Yalnız kalmak için, içini duymak için 3 saat boyunca yoga yaparsın. İlk kez içini duyamadığında, ne kadar acıttığını ve artık onun da seninle konuşmadığını fark edersin.

Kararlar alamazsın sonraya dair.
Bir daha asla…. Diyemezsin.
Çünkü bilirsin, sevginle var olup, sevginle parlarsın.
Ve parlayacağın tek yeri bilirsin.
Sevgini,
onu her damlasıyla hakeden sahneye ve çocuklara dağıtırsın.

SA
26 Aralık 2013
02: 22

7 Aralık 2013 Cumartesi

AŞK...


Bazen bir fotoğraf, bazen bir ses, bazen bir video derinden etkiler. Ruh taşacak gibi olur bedenden. Köpürür. Köpük, akmak isteyen gözyaşlarıdır aslında. Akıtmazsan kaymak tutar zamanla, katı olur üzeri yüreğin , eskisi gibi köpürmez sonra. İşte tam da bu yüzden ağlamak güzeldir.

Bu sabah ve bu akşam defalarca izlediğim ve her defasında gözyaşlarıma hakim olamadığım video. Bir aşk hikayesi…

Aşk..Yaşadığımı sandığım bir duygu..

Aşkta kazanmak yoktur..Kaybedince aşktır o…Eksik kaldığında…Tamamlanmadığında…

Tamamlanması için ne olması gerekir ? Birlikte yaşlanmak ve uzunca yıllar ruhlar birlikte yoğrulduktan sonra birlikte ölmek.

Ruhlar sevişir aşkta…Bedenler, araç sadece.

Günümüzdeki aşk tantanalarının aksine.




"Marina Abramoviç ve Ulay 70'lerde büyük bir aşk yaşıyor ve iki sanatçı olarak birlikte performanslar sergiliyorlardı. İlişkilerinin doğal sonuna geldiğini hissettikleri 1988'de birbirlerine son bir kez sarılmak için Çin Seddi'nin iki ucundan birbirlerine yürümeye, ortada buluşmaya ve bir daha hiç görüşmemeye karar verdiler.

2010 yılında Marina New York Modern Sanat Müzesi'ndeki retrospektifinin bir parçası olarak "The Artist is Present"ı sergiledi. Bu kapsamda önüne gelen her yabancıyla bir dakikalık sessizliği paylaşıyordu. Aradan 22 yıl geçtikten sonra Ulay da Marina'nın haberi olmadan buraya geldi . "