özlem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
özlem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Aralık 2013 Cumartesi

AŞK...


Bazen bir fotoğraf, bazen bir ses, bazen bir video derinden etkiler. Ruh taşacak gibi olur bedenden. Köpürür. Köpük, akmak isteyen gözyaşlarıdır aslında. Akıtmazsan kaymak tutar zamanla, katı olur üzeri yüreğin , eskisi gibi köpürmez sonra. İşte tam da bu yüzden ağlamak güzeldir.

Bu sabah ve bu akşam defalarca izlediğim ve her defasında gözyaşlarıma hakim olamadığım video. Bir aşk hikayesi…

Aşk..Yaşadığımı sandığım bir duygu..

Aşkta kazanmak yoktur..Kaybedince aşktır o…Eksik kaldığında…Tamamlanmadığında…

Tamamlanması için ne olması gerekir ? Birlikte yaşlanmak ve uzunca yıllar ruhlar birlikte yoğrulduktan sonra birlikte ölmek.

Ruhlar sevişir aşkta…Bedenler, araç sadece.

Günümüzdeki aşk tantanalarının aksine.




"Marina Abramoviç ve Ulay 70'lerde büyük bir aşk yaşıyor ve iki sanatçı olarak birlikte performanslar sergiliyorlardı. İlişkilerinin doğal sonuna geldiğini hissettikleri 1988'de birbirlerine son bir kez sarılmak için Çin Seddi'nin iki ucundan birbirlerine yürümeye, ortada buluşmaya ve bir daha hiç görüşmemeye karar verdiler.

2010 yılında Marina New York Modern Sanat Müzesi'ndeki retrospektifinin bir parçası olarak "The Artist is Present"ı sergiledi. Bu kapsamda önüne gelen her yabancıyla bir dakikalık sessizliği paylaşıyordu. Aradan 22 yıl geçtikten sonra Ulay da Marina'nın haberi olmadan buraya geldi . "

4 Ağustos 2010 Çarşamba

Eskimoda...

Eskilere özlem duymak,geçmişte tutuklu kalmak mı? Bilmiyorum.Özlüyorum sadece...
Eski dekorasyonları,eski kentleri,eski insanları,eski aşkları...
Herkes herkesle bağlantı halinde artık.Özleyip sesini duymak , halini hatrını sormak için yüzünü görmeye gerek yok.Telefondan bir Alo,sosyal paylaşım sitesinde bir selam çaktın mı tamam.
Özlem duyanınız var mı? Mektup yazmaya...Eşini,dostunu,sevdiğini görebilmek için bir öğlen yemeğinde buluşmaya..
Yıllar önce,üniversite ikinci sınıftaydım.Bir sevdiğim vardı.Beni görebilmek için,ders aralarında sohbet edelim,dersim bittiğinde eve dönüş yolunda birlikte vakit geçirelim diye dersinin olmadığı günlerde de okula gelirdi.
Kitapların arasına konulan küçük notlar..Mektuplar..Cep telefonu yeni yeni kullanılmaya başlanmıştı teknoloji çılgınlıgı mesajlaşlaşmalar..Hepsini kağıtlara yazmıştım..Hala durur.Kıyamam atmaya..Atamam.
Bundandır belki korkularım yeniden sevmeye.Derinlerde yuzmeye alışana,sığ sular "sığ" gelir.
Ben de bu teknoloji çarkının içine girmiş olsam da özlüyorum eskimoda aşkları.
Antika satan mağazalardan geçerken,vitrinin önünde durur hayal ederim.O fincanlarla zamanında ne sohbetler yapılmış kimbilir diye..ve çok da severim kullanmayı dikkatlice tabii.Ne de olsa geriye kalan tek şey eşyalar..Bir de anılar...