19 Haziran 2020 Cuma

Who wants to be a millionaire?


Günler kimi zaman birbirinin aynı gibi geliyor.

Şiddetli gök gürültüsü ve yağmur sesi uyandırdı beni bu sabah...Tembel tembel dinledim doğanın sesini. Aklıma Sound Of Music müzikalindeki "My favorite things" sahnesi geldi. Neden kendimi mutlu edecek bir şeyler yapmıyordum? Yataktan fırladım. Kocaman bir bardak su içtim. Doğaya öykündüm bugün temizlenme günü belli ki... Her yudumunda daha çok arındım. Ardından hemen bir müzikal plağı koydum pikaba... Seçimim Cole Porter'ın eseri High Society... Bing Crosby , Grace Kelly, Frank Sinatra ve Louis Armstrong'lu bir sabah... Ne harika...

Tütsü yaktım. Evimin her köşesinde gezdirdim Beyaz Adaçayı'nı...Tüm pencereleri açtım.

Bebek bir zeytin ağacım var. Yeni sürgün vermişti , onunla konuştum. Su verdim. Meğer susamamış, tokmuş, istemedi suyu. Cam önüne aldım aynı manzaradan sıkılmıştır, biraz değişiklik olsun. Belki kumrularla, yanındaki menekşelerle ya da bahçedeki güllerle konuşur.

Kumruyu düşünürken kahvaltısını yapmak üzere geldi miniğim. Bakıştık.. Pervaza baktım, bulgurları bitirmişler bile...

Hiç sektirmez. Aynı saatte gelir. Uzun uzun keyifle kahvaltı ederken, bana da mutluluk verir.  Hemen mutfağa gidip tazelemek için kavanoza uzandığımda; camdan içeriye acıkmış , afacan, kabuğu henüz şeffaf minik bir salyangoz girmiş olduğunu gördüm. Buzdolabından ne yer acaba diye düşünürken minik bir lokma peynir vereyim dedim. Pek severek yemeye başladı.

Bir süre onu izledikten sonra, salon camının önüne bulgurları koymak üzere mutfaktan ayrıldım.

Arada kendime bir de kahve koydum.

Kumrucum birazdan gelir yine.
O kahvaltı ederken, ben de kahvemi yudumlarım.

Frank amca ne güzel söylüyor ... Who wants to be a millionaire?


19 Haziran 2020
12:26




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder