15 Haziran 2020 Pazartesi

Özledin mi beni?




Az önce bir yazı okudum. Çocukluğumun Yazları / Hayal Ağacım , Bilge Güven Kızılay'ın kaleme aldığı kitaptan bir alıntı idi... İlham oldu...

Aklıma benim çocukluluğumdaki, ilk gençliğimdeki yazlar geldi.


Deniz tutkunu anne babanın şanslı çocukları olarak her Yaz muhakkak Güney'e inilirdi.
Yol şarkıları kulağımda çınlar hala...Bir bankanın yılbaşında armağan ettiği Golden - Silver Years adlı kaset serisi bizim araba yolculuklarımızın vazgeçilmez eşlikçisiydi. "İstanbul not Costantinapolis", Gypsy Kings, "Unforgettable" şimdilik aklıma gelenler...

Bir de Sezen Aksu tabii. Gülümse albümünü dönüş yolculuğunda hafif hüzünle dinlerken, camdan içeri giren havanın serinliği tenimde , yol boyu uzanan sonsuz sanılan yeşil çimlerde otlayan hayvanlar dün gibi gözümün önünde...

Sezen Aksu - Gülümse

Bazı çocukluk anıları hiç silinmiyor.

Bodrum yolculuklarında o köşeyi dönerken denizi gördüğümüz an MFÖ Bodrum Bodrum kaseti konur, yoksa da hep bir ağızdan söylenirdi.

Yol boyu tünellerde en uzun kim ses tutacak yarışması yapardık. Laf aramızda iyi diyafram çalışmasıymış :)

Yol kenarında keçi sürüsü gördüğümüzde babacığım arabayı durdurur, oğlakları kucağımıza alır severdik geç kalma telaşı olmadan.

Bir de mavi yolculuk yılları var.

Yaz gecesi demek benim için gece gökyüzünde yıldızları seyretmek demekti. Kayan yıldızları saymak, kimi zaman kulağımda walkman de Bhrams ya da Strauss dinleyerek gökyüzünde dans ettiğimi hayal etmek.

Gündüzleri denizden çıkmamacasına, buruş buruş olana dek suda kalmak. Gözlük ve şnorkel ile zamanı unuturcasına bir balığın peşinden gitmek.

İlk gençlik zamanlarında aşık olmak. Karşılaştığında utangaçlıktan  yüzüne bile bakamadan heyecanlanmak, gözlerini kaçırmak...ve sadece öyle kalması...

 Ve tabiiki dondurma...Öyle süt tozundan yapılanlardan değil , hele market dondurması hiç değil..

Misler gibi süt kokan...Sahlepli kaymaklı dondurma...


                                  Yaz geldi...2020'ye...Haziran'ın 16'sı bugün... Saat 02:48

Kocaman bir an içerisinde belirli belirsizliği yaşarken, meraklarımdan, heyecanımdan uzak en sevdiğim mevsimin şöyle güzelce hakkını veremiyorum/veremeyeceğim diye üzüldüğümü farkediyorum.

Oysa iyiyim. Mutluyum. Huzurluyum. Kaygılarım olsa da...İdare etmeye çalışıyorum şöyle böyle...

Büyüdükçe mevsimler dönüştü, yaşam dönüştü, ben dönüştüm. Zorlaşıyor sanki zamanla...

Peki sana sorayım Yaz? Nasılsın?
Özledin mi beni?

ZSAT




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder