10 Ağustos 2015 Pazartesi

22 saniye...

Sığamıyorum..Hiç bir yere sığamıyorum...
Sabahtan beridir yapacağım kimi işlerim var..Makineye çamaşır koymak, odamı toplamak, kahvaltı etmek, kahve içmek, okuduğum kitaba kaldığım yerden devam etmek, belki metotdan bir iki parçaya bakıp çalmayı denemek...Çamaşır ile başlayayım dedim..Annemin ricası, malum ev işleriyle pek hoşlaştığım söylenemez.Önce içindekileri kurutacaktım..Yaz ayındayız kurutma makinasını boşa çalıştırmayayım diye düşünüp eski usul asmaya karar verdim. Bu arada bunu müzik eşliğinde yapayım istedim..Bir banyoya, bir odama gittim. Müziğimi açtım. İki çamaşır asıp, gelip müziği değiştirdim. Sonra yıkanacakları makineye doldurup kahvaltı hazırlamaya giriştim. Bir yandan da aklımda yazı yazmak fikri vardı. Yarın turneye çıkacağımızdan kıyafetleri halletmeli, odamı toparlamalı, yanıma alacaklarımı listelemeli ve ufaktan hazırlamaya başlamalıydım. Yağmur yağıyordu. Sadece durup yağmuru izlemek , dinlemek istedim. Huzursuzluk bu ya, bir oturuyorum balkona yağmuru izlemeye, 22 saniye sonra kalkıyorum kahvaltı tabağı hazırlamaya...Yağmur eşliğinde kahvaltı yaparken, film mi açsam dedim, sonra vazgeçtim yaz yağmuru var dışarda tadını çıkarmalı...Kahvaltım biterken Masal Terapi kitabından totem yapayım istedim.. " Doğru zamanı bekle" diyordu. Bu pür telaş halim niyeydi... Bu huzursuzluk.. Derken telefonum çaldı.. Turnemiz, oyunlarımız iptal olmuş! Huzursuzluğuma bin kat daha huzursuzluk eklenirken ülkemizde birşeyler için çabalamanın ne kadar da anlamsız ama bir o kadar da ne kadar da gerekli olduğu "DOYNK!" diye oturdu içime... Bir Türk kahvesi yaptım...İçine muzlu süt koydum. Hiç güzel olmadı...Eski usul tekrar yaptım. Yağmur dindi. İçimde hala fırtınalar kopuyor.
Sığamıyorum.
Huzursuzum.
Kahvenin telvesinde çıkacak abidik gubidik şekillerde anlam arayacağım.
İnsanlar ölüyor, öldürüyor. 22 saniyede can veriyor bedenler. İçim sıkılıyor. Ağlamak istiyorum. Anlatmak istiyorum. Sanatı durduruyorlar. Çürüyorum.

SA
10.08.2015

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder