31 Ağustos 2015 Pazartesi

Son

Bugün son gün. Yaz'ın son günü. Yaz mevsiminin ilk günüyle sevinçlenir, son günüyle hüzünlenirdi. Yaz'a veda ederken kimi duygularına da veda etmenin vaktinin gelmiş olması hüzünlendiriyordu onu aslında. Dün gece dolunay vardı. Her defasında söylüyordu ama, her defasında duymazdan geliyordu. Kendini kapatalı olmuştu epey. Yeni insanlara, tanışıklıklara...Eski kafalıydı. Ömrü, yan yana yürüyerek paylaşmayı arzu ederdi hep "bir" kişiyle. Duygularıyla hareket ettiğinde ruhu coşar ve çocuk gibi olur/du. Tutamaz/zdı içinden geçenleri, söyleyiverirdi..Otokontrol sıfır :)

Mantıkla hareket edince de mutlu olamıyor/du Akışa teslim olamıyor/du.

Durdu, düşündü.

Yalnızlık ömür boyuydu :)




SA
31.08.2015


14 Ağustos 2015 Cuma

Dank!



Bir an geldi ve "dank"etti.
Kendisini aslında hiç dinlemediğini anladı.
Vazgeçmek bir kararsa; her şeye rağmen , vaz geçti.
Savaşa tanklarla gidilirmiş. Mantık ve duygularıyla olan savaşa " dank" larla gitti.

SA
13.08.2015
Çanakkale

11 Ağustos 2015 Salı

Aynı...

Aynı gökyüzünü paylaşıyoruz
Farklı yerlerde...
ve ben şimdi yalnızlığımı izliyorum yıldızlara
bakıp...
Ya sen?

SA
29.07.2008

( Eskilerden...)

Minik mor kelebek...



Mutluluğun tanımı zamanla dönüşüyormuş. Az önce köpeğimizi dışarı çıkardım. Dolaşırken, birden bire mor minik bir kelebek gördüm çimenin üzerinde..O anki mutluluğum tarifsiz. Bir süre izledim, eğildim yaklaşmaya çalıştım yanına, yüzeyindeki detayları kazıdım zihnime..Sonra köpeğim başka bir yere yöneldi..Meğer bu mor minik kelebekler arkadaşlarıyla beraber hareket ediyorlarmış. Birbirleri etrafında uçarak sanki bir dans şöleni sundular.
30'lu yaşların ortasını deneyimlediğim şu günlerde, mutluluk tanımımın dönüştüğünü görüyorum.
20' lerde bir insan mutlu edebilirken, 30'larda mutlu edebilen tek insanın kendim olduğumu fark ediyorum.
Doğaya teslim olmak gerekiyor mutlak mutluluk için...İzlemek...Koklamak..Görmek...Hissetmek...Yaşamak...

Zamanla insan kendini daha da mı korumaya alıyor insan oğluna karşı..Gördükçe, izledikçe, hissettikçe, yaşadıkça. Kimbilir? Bu da benim kendimi koruma yöntemim belki de...

Not: Bu arada tam da bu yazıyı yazarken haber geldi..İptal olan turnemize gidiyoruz.

Çanakkale'ye...Oraya en son 21 yaşımdayken asker ziyareti için sırt çantamı alıp tek başıma otobüsle gitmiştim günübirlik. Ne büyük aşk...

Aşkın tanımı da 20' ler ve 30'lar arasında değişiyormuş. Şimdilerde büyük aşk mesleğim...Yani yol yine aşka doğru...

Bu yolculuklar bir yandan da içime olan yolculuklar oluyor...Ne tuhaf.. Her neyse..

Büyümek tuhaf şey...

SA
11.08.2015


10 Ağustos 2015 Pazartesi

22 saniye...

Sığamıyorum..Hiç bir yere sığamıyorum...
Sabahtan beridir yapacağım kimi işlerim var..Makineye çamaşır koymak, odamı toplamak, kahvaltı etmek, kahve içmek, okuduğum kitaba kaldığım yerden devam etmek, belki metotdan bir iki parçaya bakıp çalmayı denemek...Çamaşır ile başlayayım dedim..Annemin ricası, malum ev işleriyle pek hoşlaştığım söylenemez.Önce içindekileri kurutacaktım..Yaz ayındayız kurutma makinasını boşa çalıştırmayayım diye düşünüp eski usul asmaya karar verdim. Bu arada bunu müzik eşliğinde yapayım istedim..Bir banyoya, bir odama gittim. Müziğimi açtım. İki çamaşır asıp, gelip müziği değiştirdim. Sonra yıkanacakları makineye doldurup kahvaltı hazırlamaya giriştim. Bir yandan da aklımda yazı yazmak fikri vardı. Yarın turneye çıkacağımızdan kıyafetleri halletmeli, odamı toparlamalı, yanıma alacaklarımı listelemeli ve ufaktan hazırlamaya başlamalıydım. Yağmur yağıyordu. Sadece durup yağmuru izlemek , dinlemek istedim. Huzursuzluk bu ya, bir oturuyorum balkona yağmuru izlemeye, 22 saniye sonra kalkıyorum kahvaltı tabağı hazırlamaya...Yağmur eşliğinde kahvaltı yaparken, film mi açsam dedim, sonra vazgeçtim yaz yağmuru var dışarda tadını çıkarmalı...Kahvaltım biterken Masal Terapi kitabından totem yapayım istedim.. " Doğru zamanı bekle" diyordu. Bu pür telaş halim niyeydi... Bu huzursuzluk.. Derken telefonum çaldı.. Turnemiz, oyunlarımız iptal olmuş! Huzursuzluğuma bin kat daha huzursuzluk eklenirken ülkemizde birşeyler için çabalamanın ne kadar da anlamsız ama bir o kadar da ne kadar da gerekli olduğu "DOYNK!" diye oturdu içime... Bir Türk kahvesi yaptım...İçine muzlu süt koydum. Hiç güzel olmadı...Eski usul tekrar yaptım. Yağmur dindi. İçimde hala fırtınalar kopuyor.
Sığamıyorum.
Huzursuzum.
Kahvenin telvesinde çıkacak abidik gubidik şekillerde anlam arayacağım.
İnsanlar ölüyor, öldürüyor. 22 saniyede can veriyor bedenler. İçim sıkılıyor. Ağlamak istiyorum. Anlatmak istiyorum. Sanatı durduruyorlar. Çürüyorum.

SA
10.08.2015

8 Ağustos 2015 Cumartesi

(S)onsuzluk...





"Hiç bir yere varamayacağını bildiğim halde, ondan vazgeçemiyorum" dedim. 

"Bembeyaz sevda; kalbini, beynini, ruhunu sarıp sarmalamış demek ki"  dedi.

"Bembeyaz kalması için belki de artık vazgeçmeliyim." dedim.

"Dünyaya neden geldiğini sorguladın yıllarca, "on"lu yada (s)onsuz "tek" başınalığınla "yüz"leş" dedi. 

 Matematikten soğudum resmen!


SA
08.08.2015

5 Ağustos 2015 Çarşamba

Problem...

Havuz problemleri, işçi problemleri derken aslında öğrencinin karşısına bir de aşk problemleri çıkartmak gerekiyor. İki ya da üç bilinmeyenli denklemi çözmeyi öğrenip, çok bilinmeyenli denklemde afallamak işten bile değil. Süreçte nelerin bilinip , nelerin bilinmeyen olduğu zamanlarda, çözüm, eşittir zaman oluyor.

O halde;

∞ ( x+y+z+d+e+f+p+.....n ) = t

diyebilir miyiz?

Bir havuzun kaç musluk doldurduğundan ziyade;

"O benim onun ruh eşi olduğumu düşünüyor.
Ben , bir başkasınin eş ruhum olduğunu biliyorsam.
Ve eş ruhum bir başkasına benzer hisler besliyorsa...
Büyük kavuşma ne zaman gerçekleşir?"  sorusuna yanıt aramak daha gerçekçi olmaz mıydı?

Zincirleme trafik kazası gibi...

Ne uzaklaşabiliyorlar birbirlerine, ne de yaklaşabiliyorlar...

Belki, bir katalizör lazım. Tepkimeden zarar almadan çıkacak, olayın seyrini değiştirecek...Bu katalizör yine "zaman" mı peki?

Tamam da zaman, dünyaya has bir gerçeklik.

Ruhani boyutta hissedilen duyguları, dünyevi bir kavrama bağlamak ne saçma!

Bunların hepsi saçma!

Aman ha, kırıntıları ortaya saçma!

Devreler yandı gene!!!
Devlerin aşkı büyük olur!
Kızını devmeyen dizini dever!
Dev , devre kara gün içindir!
Dev-inim!
Ömür boyu Devr-i Alem!
Nokta
.


SA
05.08.2015