Hayatta bazı dönemler olur ya hani, heyecanlandığın, anları belleğine kaydettiğin, çıkarıp çıkarıp hatırlamak istediğin…Kokusuyla, insanlarıyla, sesleriyle, tatlarıyla, kimliğiyle…
Istanbul Devlet Tiyatrosu Üsküdar Tekel Sahnesi'ne bugün oyun izlemeye gittiğimde öyle tuhaf oldum ki…Gece yarılarına kadar yapılan umut dolu provalar, hepbirlikteliğin verdiği güç ile bir olma hali, o dönemde yaşadığım hayatımdaki burukluklar, babamın hastalığı ve ameliyat kararı günleri, bir rol yaratma süreci ve her daim aklın onunla meşgul olma hali, repertuara alınacak mı endişesi, sevinçli haberler, Güniz'imizin o hiç yılmayan halleri ve kahkahaları…Tüm bu anları birkaç saniye içinde yeniden yaşadım.
Ne oluyor da kopuyor insanlar, ne oluyor da gidiyorlar ya da ne oluyor da herşey bir gün bitiyor diyeceğim..Demiyorum..Hayat bu..Başlar ve biter diyorlar çünkü..Kabul etmek ne denli zor olsa da…
Oyun başlarken hani anons gelir ya ve sonrasında zil çalar..İşte Pavlov'un köpeği misali uvertür girecek sanmam da geçmişe takılı kaldığımdan mı? Özlediğimden midir ? Kimbilir…

Zaman hızla akıyor. Bense duruyorum. Hücrelerim , göz kenarlarım ve saçımda başlayan beyazlar hatırlatsa da bazen...Zamana ayak uydurmak bi danssa şayet, sanırım tek başıma dans etmekten artık yoruldum.
Bol kahkahalı bir oyunun ardından, hasret ve anılarla dolu salondan ayrılırken Pennywise'ın koşarak indiği o merdivenleri ağır ağır çıkıyordum.

Ardımda sahne..Önümde seyirciler…
SA
21 Ocak 2014

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder