18 Eylül 2021 Cumartesi

Çatlak... Patlak... Yusyuvarlak...

Uzundur yazmadığım zamanların ardından... Yeniden merhaba...

Hem size, hem kendime hem de şu bulutsu boşluğa...

Nasıl oldu, ne ara oldu da son derece olumlu düşünen , yaşadığı olayların tüm yönlerini görüp kendine faydası olan kısımlarını alan bir insanken, negatife odaklanan bir varlık haline dönüştüm. Kendi iç dünyamdan , düşüncelerimden sıkılır hale geldim. Ben sıkılıyorsam çevrem de sıkılıyordur düşüncesiyle iyice içe döner oldum. Dönerse senindir, dönmezse az pişmiş midir? Neyse sulandırmadan , tepeme yaktığım sorgu ışığının ampülünü patlatmadan konumuza dönelim.

Nasıl oldu da ben bu kadar sıkıcı bir insana dönüşüverdim?

                                                                                                

Özgüvensizliğim had safhada... Merak ettiğim , heyecanlandığım neredeyse hiç bir şey yok. Hayalim yok yahu hayalim. Çok sevdiğim mesleğimi bile icra ederken kaygı seviyemin artması hiç hayra alamet değil. 

Ben böyle düşünedururken çevresel faktörler de pek yardımcı olmuyor hani bu durumu dönüştürmeye... Gerçi biliyorum dönüşümü ancak ben başlatabilirim ancak ne bileyim işte , dün hakkımda bir yazı okudum. Canım iyiden iyiye sıkıldı. Tabi bizim meslek eleştiriye , insanların söylemlerine,  övmesine yermesine epey alan açan bir meslek. Ve bunu seçtiysem de her yönüyle hepsini duymak, kabul etsem de etmesem de anlamak önemli benim için. 

Zıtlıkların dengesinde durmak konfor alanı belki, belki de değil,  bilgelik alanı . Bilgeliğin olduğu yerde konfor alanı olur mu hiç? Konforun olduğu yerde bilgelik gelişir mi?  Ancak tahterevallide bi aşağı bir yukarı hızla gidince dengeler biraz şaştı galiba,  kendi kendime koyduğum teşhise göre...

Tepemdeki lamba iyice ısındı.

Soğutmalı... Yo yo hayır,  patlamasını beklemeli. 

SA

18 Eylül 2021



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder