Yük dolabı...
Evlerimizde yastık , yorgan kimi zaman da fazla eşyaları kaldırdığımız dolap.
Üzerine düşünmek istedim. Kendi kendime iç sesimle , yazı diliyle düşüneyim istedim. Belki okuyan varsa bu satırları bir iki düş de sizin aklınıza düşer.
Yıllar evvel bir hallacın elinden torbalara sıkıştırılan pamuklar , yorgan olmak üzere yorgancının eline ulaşır. Bizim yorgancı tüm hünerini kullanarak , alın teriyle, göz nuruyla bu pamukları ipek saten kumaşlarla çevreler , kenarına da nakış yapması için eşinden yardım ister. Eşi o sıralarda ilk çocuklarına gebedir. Doğuma yakın olan bu zamanda, içerideki yavrucak epey hareketli ve bir an evvel dünyaya gelmek için sabırsızdır. Kadıncağız bir yandan el işi yaparken , bir yandan da karnında bir sağa bir sola dönen yavrusuna ninniler mırıldanmaktadır. Hani olur ya belki duyar da biraz sakinleşir ümidiyle...
Gece yarısına doğru, gözleri nakış işlemekten, dili de terennümden yorulmuş uyuyakalan kadın; kocasının neredeyse 18 saatlik süren mesaisi ardında yorgun argın eve gelişini duymamıştır bile.
Adam usulca eve girdiğinde karısına ve doğmak üzere olan evladına mutlulukla bakmış o an bir karar vermiştir. Bu yorganı doğacak olan evlatlarının çeyizi için saklayacak , böylece yavrularına el emeği göz nuru bir miras bırakacaklardır. Yorgunluğu , uykusuzluğu bir anda geçivermiştir.
El işi nakışları eşinin kucağından alarak battaniye ile usulca üstünü örttükten sonra, evlerinin alt katındaki dükkanına iner . O gece sabahlayarak yorganı tamamlar. Yük dolabına kaldırır.
Ertesi sabah yıllardır dört gözle bekledikleri yavrularını kucaklarına alırlar.
Gel zaman git zaman , yıllar su gibi akıp geçerken , yorgan yük dolabında beklerken; bizim yavrucak büyür de evlilik çağına bile gelir.
Evden ayrılacağı gün , kapıdan çıkmazdan önce yük dolabından indirdikleri yorgan ellerinde, bu sözler de dillerindedir.
"Yavrucuğum ; sen doğduğunda pamuk gibiydin. Ömrümüzce seni sarıp sarmalamaya , dünyadaki kötülüklerden, insanların şerrinden uzak tutmaya çalıştık. Annen, seni iyi bir insan olabilmen için sabırla, yıllarca oya gibi işledi. Şimdi her üşüdüğünde, bizleri özlediğinde sarılman için sana vereceğimiz bu hediyeyi lütfen kabul et. "
Büyümenin getirdiği yüklerin ağırlığının , yorganı üstüne her örtüşünde hafiflediğini keşfetmesine fırsat kalmadan ; mükemmel uyku vaadi veren, hafifliğiyle öğünen teknoloji harikası uyku setleri popüler olunca bizim yeniden yorgan yük dolabına kaldırılıp, yerini son model sentetik yorgansıya bırakır.
"Bir yastıkta kocayın" temennisiyle akrabalarınca kendilerine hediye edilmiş pamuk yastığın yanına konulan yorgan, yük dolabına girerken derin bir iç çekince yastık onu sesinden tanır. Aynı pamuk tarlasında çalışan, birbirlerine ilk görüşte tutulup da kavuşamayan iki gencin ,
yeniden yan yana gelmesinin tesadüfi şaşkınlığıdır bu.
Peki;
Yük dolabında yıllarca birlikte mi yaşlanacaklar ? hasret mi giderecekler ? yoksa çürüyecekler mi?
Yoksa gün gelip kıymetleri bilinince yeniden tatlı rüyaların müsebbibi mi olacaklar?
Ya da geçmişin yükü sanılıp, bir daha yüzlerine mi bakılmayacak?
Ya da geçmişi hatırlatan kıymetli eşyalar olarak mı arada çıkartılıp, koklanıp, yeniden özenle saklanacaklar?
Ya da bir gün eskiciye verilip yerlerine plastik leğen mi alınacak?
Yoksa "Alaattin'in Sihirli Lambası"oyununun telifini alamadığı için , "Hüsamettin'in Uçan Yorganı" olarak uyarlayan bir tiyatro topluluğunun dekoru mu olacaklar ?
Belki de eskicide görüp alan bir koleksiyoner ruhunu fark edip bir müzede sergileyecek...
Kim bilir?
SA
16 Ekim 2021
Akatlar
Not : Fotoğraf Star gazetesinden alıntıdır.

