30 Aralık 2014 Salı

Yürüdüler…Yürüdüler…Yürüdüler……..



Yol uzundu..Çetrefilliydi..Kimi zaman kalabalık kimi zaman yalnız ilerliyordu. Nereye gittiğini bilmeden attığı adımlar, kimi zaman karşılaştıkları insanlar, artık onu yormaya başlamıştı.
Epeydir yalnız yürüyordu. Zaman zaman kendi kendine konuşur, zaman zaman ise yol boyunca karşılaştığı çiçeklerle, hayvanlarla iletişime geçerdi. Bir insanla iletişim kurmak, kendini yeniden anlatmak, çabalamak ona zor geliyordu.

Yol uzundu… Dolambaçlıydı. Kimi zaman yalnız, kimi zaman kalabalık ilerliyordu. Nereye gittiğini bilir adımları ve karşılaştığı insanlar onu başka yerlere sürüklüyordu. İtiraz etmiyordu, sürükleniyordu.
Kendi kendine susmayı sever, karşılaştığı çiçeklerle , hayvanlarla iletişime geçerdi.

Bir gün , yolda…Bir koku çalındı burnuna…Aynı anda adım attılar, eğildiler ve tam aynı çiçeği koklarken gözleri gözleriyle buluştu. Gözler ruhun aynasıydı, aynısıydı.

Yol uzundu…Çetrefilliydi…Dolambaçlydı.. Birlikte yürümek için ilk adımı attıklarında yol onlara müsaade etti. Yürüdüler…Yürüdüler…Yürüdüler……..


* Fotoğraf Ashraf Abdel Mohsen- Egypt 'a aittir.


29 Aralık 2014 Pazartesi

Uzun lafın kısası...

Güneşli havada insanın içi ısınıyorsa,
İlkbahar çiçekleri tomurcuk verdiğinde, ruhun da tomurcuk veriyorsa
ve fırtınada dalgalar delicesine dans ederlerken, içerde bir yerlerde fırtına kopuyorsa…

"Hava değişimi" ve "ruh" arasında bir bağlantı var diyebilir miyiz?

Yoksa askerde morali bozulan askere neden "hava değişimi" izni versinler ki ?

Bu sabah İstanbul fırtınalı bir güne uyandı. Vapur seferleri iptal oldu ve deniz, sadece cesaret edebilene yüzme imkanı tanıyordu.
Hani iyi bir müzik dinlersin, hücrelerin coşar ve taşar…İşte ;  doğanın müziği de denizi bu sabah böyle etkilemişti anlaşılan..

Şarkı söylemek, ruhumu ifade etmeme vesile...Bu dünyadaki var oluşum nedenlerimden biri…
Sabah aldığım haber, ruhumda dalgalara sebep olan, içimde fırtına kopartan, denizle eş zamanlı taştığım  dakikalara neden oldu.

Yarın, yani aslında bugün hayatımda anlamlı bir gün olacak…

Havalar nasıl olursa olsun sizin havanız iyi olsun demişti ya şair… Şair dememiş miydi ?
Tabii ya hava durumu spikeri değil miydi onu diyen…

Uzun lafın kısası ;  "Havalar nasıl olursa olsun, aşkınız daim olsun."

SA
30 Aralık 2014

28 Aralık 2014 Pazar

Sarı...



Sarı bir renk midir sadece?
Işığın bir hali mi yoksa?
Bahçede açmış, sabah işe giderken kokusu burnuna gelen , bir çiçek mi?
Denize bakar dururken , gözünün önünden geçen gemideki halatlar mı?
Kurumuş bi yaprak mı yoksa?
Dönüşmüş, renk değiştirmiş…
Sarı,
Bir renk mi sence?
Rengi hep sarı mı?
Yüzün sararmış dediklerinde,
Yüzü mü sararmış yoksa,
Ruhu mu kararmıştır insanın…
Karanlığı aydınlatan mum ışığı…
Varlığın bir hali mi sarı?

Hakikaten gecenin bir yarısı nereden esti ki aklıma sarı?

SA

29 Aralık 2014

27 Aralık 2014 Cumartesi

Aydınlık Karanlıktan daha yavaştır...


* Alıntıdır.. 



" Öyle olmak zorundaydı...Sana gerçi 'kendiliğinden', kendi kendine gelecekti; ama ilkin hazırlanmak zorundaydı-sonra da, seni bulmak

- Sen hazır değildin çünkü : hem de hiç ; ya da tam tersine  :
 hazırlıksızdın - daha doğrusu, hazırlılıktan vazgeçmiştin : 
koyuvermiştin kendini, kendinden uzaklaşmaya

O da biliyordu "pürüzsüz bir satıh" bulmayacağını, gelince; ama gene de emin olmalıydı, sen miydin o - geleceği - diye : çağırmıştın da, sen miydin gerçekten çağıran - gerçekten onu; o gelsin diye, 
o olarak, bekleyen ? 

Ne kadar uygundun yaşamının anlamına? 

Hem öyleydin, hem değil-

Onu çağırmış ve beklemiştin - 
hatta bilmiştin de;

ama kendini onu isteyerek beklemenin koşullarından uzaklaştıran şeyler yapmıştın,beklemen boyunca : 
" gelmeyeceğini bildiğini " sanmıştın ya - 

istemenin ve istenmenin gücüne olan inancını da yitirmiştin, o , kısırlaştırdığın - yönsüz ve yolsuz- beklemenle - sözcükler ve tümceler ve kitaplar olarak kalacaktı, o , işte


Oysa, şimdi gerçek… "

Oruç Aruoba


22 Aralık 2014 Pazartesi

Ve diyor ki...



Bazı şeyleri anlar hale geldim. Çocukken neden astronot olmak istediğimi, neden gözlerimi hep gökyüzüne çevirip uzay aracı görmeyi beklediğim yaşlarımı…
Neden bir türlü pür sevgiyi bulamadığımı sandığımı…
Neden doğayla iç içe olmayı bu kadar sevdiğimi ve önemsediğimi…
Ve neden çocuklarla çalıştığımı…
Onlarla birlikte neşemi yeniden keşfettiğimi…
Ve senin varlığını…
Bendeki varlığını…
Taşan duyguları tutmamak gerektiğini…
Sanki bir şeylere, eski ben’e veda eder gibi… 
Birşeyler kapanıyor…
Yeni bir kapıdan giriyormuşum gibi…

SA

22 Aralık 2014