Yorgun ama mutlu sandığı bir günün
ardında , erken gece olan bir gündü. Otobüsü beklemeye koyuldu eve dönüş yolu
için.Bekledi…Bekledi…Bekledi…20 dakika öylece bekledi..Hava oldukça
soğuktu.Kızdı kendine.Yapamadıkları için.
Gözlerinden yaşlar bir anda dökülüverdi
durakta tek başına beklerken.Sanki hayatı gibiydi.Soğuk bir köşede yalnızca
beklemekmiş gibiydi yaşamda hissettiği. Otobüs geldi, ilerlerken arka koltuğa
doğru, kimsenin yüzüne bakmadı.Oysa severdi insanların yüzüne bakmayı.Yüz
bulamadı belki de.Kendi hayatında kendince işlediği hataları düşünürken…
Yol boyunca süzüldü yaşlar boncuk
boncuk, sessizce..Iç çekmeden sessizce ağlıyordu artık. Hayatının şunca yılını,
17 dakikalık zamana sığdırdı sorgularını.
Yenilmişmiydi, kazanmış mıydı? Ya da
bunların ne önemi vardı.
Asıl olan hisleri değil miydi? Ne
hissettiği?
Yenik hissediyordu.Hayata karşı,
sevgiye karşı.Yenik.
Sevgisi dolup taşıyordu ve
taşıyamıyordu.Derinlerde yaşardı , fakat sevmeye değer buldukları derine
inemeden bir akıntıya kapılıverip kaybolurlardı hep. Derinlerde derinlere dalardı
yine..Korkmazdı sudan.Sudan sebeplerle uzaklaşanlardan. Ve
bilirdi esas zenginliklerin derinlerde olduğunu.
Toprağa basmak istedi çıplak ayak.
Ya da ayak ucuyla buz gibi denize.
Var olduğunu hissetmek istedi belki
de.
Bütün mesele..Olmak ya da olmamaktı.
SA
12 Kasım 2013

Ben de bugünkü yazımla katkıda bulunayım... :) http://tolgagulen.blogspot.com/2013/11/ol-mak.html
YanıtlaSil