Hayatla
cebelleşen insan ne kadar da çok şeyi gözden kaçırıyor…İş, ev arası mekik
dokuyan,zamanını paraya satmak zorunda ya da tercihinde olan plaza
insanları..Karanlıkta bilgisayara gömülüp, karanlıkla bilgisayardan bir yol
mesafesiyle ayrılan ve eve vardığında günlük rutin işlerin ardından yine
bilgisayara gömülen gözler, sokağı kaçırıyor.Yaşamı kaçırıyor.
Yağmurla
dans eden sümüküböcek, akşam vakti bir sokaktan geçerken burnuna gelen yasemin
kokusu, sırnaşık bir sokak kedisinin sevgi tezahuratı…Kısacık da olsa gıdısını
okşayabilmek için ona vakit ayırmak..
Dün gece
bir rüya gördüm..Yeni doğacak bir bebek..ve ben bebeğin kalbine dokunmalıymışım
aktive etmek için..Miniminnacık tertemiz pembe bir kalp gördüm.Gözümün önünden
hala gitmiyor..Nasıl bir bilinç altının yansıması, henüz çözemedim.Her yeni
doğan ya da doğacak bebek için dileğim aynıdır.Kendi tercihi olan hayatı
yaşaması…Seçimlerini özgürce yapabilecek kadar cesur ve sonuçlarına
katlanabilecek kadar kendiyle barışık.Hayat herkese her zaman eşit davranmasa
da seçimlerimizle kendi yolumuzu kendimiz çiziyoruz aslında…
Hayatta
karşınıza çıkan işaretleri göz ardı etmeden yaşamak için gerekli olan her neyse
bir an önce keşfedip, dengenizi bulmak için biraz çaba sarfetmek hem ruha çok
iyi geliyor…Hem de sürprizler getiriyor …32. Yaşımın farkındalığı bu
oldu…Büyümek böyle birşey galiba…
Hayatla
cebelleşmeyip, tadını çıkartarak cilveleşmek dileği ile…
27 Mart
2013
00:14
SA

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder