26 Mart 2013 Salı

Cebelleşme, cilveleş...


Hayatla cebelleşen insan ne kadar da çok şeyi gözden kaçırıyor…İş, ev arası mekik dokuyan,zamanını paraya satmak zorunda ya da tercihinde olan plaza insanları..Karanlıkta bilgisayara gömülüp, karanlıkla bilgisayardan bir yol mesafesiyle ayrılan ve eve vardığında günlük rutin işlerin ardından yine bilgisayara gömülen gözler, sokağı kaçırıyor.Yaşamı kaçırıyor.

Yağmurla dans eden sümüküböcek, akşam vakti bir sokaktan geçerken burnuna gelen yasemin kokusu, sırnaşık bir sokak kedisinin sevgi tezahuratı…Kısacık da olsa gıdısını okşayabilmek için ona vakit ayırmak..

Dün gece bir rüya gördüm..Yeni doğacak bir bebek..ve ben bebeğin kalbine dokunmalıymışım aktive etmek için..Miniminnacık tertemiz pembe bir kalp gördüm.Gözümün önünden hala gitmiyor..Nasıl bir bilinç altının yansıması, henüz çözemedim.Her yeni doğan ya da doğacak bebek için dileğim aynıdır.Kendi tercihi olan hayatı yaşaması…Seçimlerini özgürce yapabilecek kadar cesur ve sonuçlarına katlanabilecek kadar kendiyle barışık.Hayat herkese her zaman eşit davranmasa da seçimlerimizle kendi yolumuzu kendimiz çiziyoruz aslında…

Hayatta karşınıza çıkan işaretleri göz ardı etmeden yaşamak için gerekli olan her neyse bir an önce keşfedip, dengenizi bulmak için biraz çaba sarfetmek hem ruha çok iyi geliyor…Hem de sürprizler getiriyor …32. Yaşımın farkındalığı bu oldu…Büyümek böyle birşey galiba…

Hayatla cebelleşmeyip, tadını çıkartarak cilveleşmek dileği ile…


27 Mart 2013
00:14
SA

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder