Madem bu aralar geçmişe takıldım.Bir sene öncesine gidelim bakalım.Neler olmuş, neler bitmiş :)
5 Ağustos 2009
Selmini New York ta...
Sabah Çimen,Buket,Onur ve ben Natural History Museum'a gittik.Bol bol hayvan maketleri vardı.Mamutlar,ayılar...Görkemli dinazor maketleri ve maymun - insan ilişkisi.. Pek ilgimi çekmedi.Bir önceki Metropolitan Museum ve Body Museum dan sonra pek kesmedi beni doğruya doğru..Whoopi Goldberg sesiyle kubbeli salonda izlediğimiz "Journey to the Stars" etkinliği olağanüstüydü..Küçükken hayal ettiğim mesleklerden biri de astronot olmaktı.Hatta uzay gemisinin içinden yıldızlara ve dünyaya bakarak klasik müzik dinlemeyi hayal ederdim.Herneyse...
Bugün iki müzikal izledik..Önce HAIR , sonra West Side Story ...
HAIR' i anlatacak kelime bulabilecek miyim? Sanmiyorum..Anlatılmaz , yaşanır derler ya..Öyle bir şey..Müzikalin sonunda ,gözler yaşlı , koltuğa yapışmış ve uyuşmuş bir haldeydi(k)m. Herkesi , hep birlikte Let the Sunshine söylemek üzere sahneye davet ettiklerinde Broadway'de sahneye çıkma fırsatı elde ettik :) Oyuncularla yan yana şarkıyı söylemek muhteşem bir histi.Çıkışta oyuncuları bekledik.Hepsinin mütevaziliğine hayran kaldık..Geldiğiniz için teşekkür ederiz diyorlardı ve başarılı bir oyunun ardından yaşadıkları adrenalin,huzur,mutluluk ve tatlı yorgunluk yüzlerinden okunuyordu.Playbill HAIR kitapçığını imzalayan oyunculardan ayrıldık..Talihsizlik ki , bu tatlı anıyı sadece hatıramda saklayabileceğim.Kitapçık, kaybolan valizimdeydi.
Bu müzikalden ögrendiğim şey ise ; tutkuyla yapılan bir işin kesinlikle başarılı olacağı..Her oyuncunun tutkusu hareketlerinden,yüzlerinden okunuyordu.
O sarhoşlukla kendimi Colony isimli müzik mağazasında buldum.Notalar,notalar,cd ler..Cennet..O mağazada milyarlar harcanabilir.Abartmadım tabiiki ama almış olduğum Young Frankenstein ve Jazz vocal kitabını da ne yazık ki kaybolan valizime koymuşum :(
Bu müzikalden öğrendiğim ; Broadway'da oynanıyor olsa bile bir oyun mükemmel olmayabilir.
Müzikalden sonra Empire State ...Gece bir başka güzel olur diye tahmin ediyordum ki, gerçekten iyi ki gece gitmişiz.Kendimi orada romantik komedi bir filmde sevgilisini bekleyen aktrist gibi hissettim :)
Sonra ara bir sokakta Don't Tell Mama diye bir bara girdik..İçerde bir piyano,bar , birkaç masa..İsteyen notasını piyaniste veriyor ve geçiyor mikrofon başına.Genelde müzikal oyuncularının takıldığı bir yermiş.Çok keyifliydi.Sıcacık bir atmosfer..İçimizden birinin mikrofon başına geçip şarkı söylemesi ve delice alkış alması da gurur vericiydi :)
Bir sene önce bunlar olmuş.Bugünse öyle geçti..Seneye neler olacak acaba?
Selmini!!!!!!!!
YanıtlaSilSayende NY'ta geçirdiğimiz o günü tekrar anımsadım. Blog'un hayırlı olsun ;) Yakın takipteyim!!!
Aaah Selmini ahhh :) Klimasız ofisimizde saatleri sayarken beni çok uzaklara götürdün =) Sanki bir sene değil de üzerinden daha fazla zaman geçmiş gibi... Ama bagel'ların tadı hala damağımda!
YanıtlaSilSanırım ben hiç bi zaman o kadar uçamıycam:((
YanıtlaSil