22 Ağustos 2014 Cuma

Hhaaapşiiiuuu! Çok yaşa!

- Hhaaapşiiiuuu!

( Sevginin farklı boyutları varmış. Biri seni sevmiyorken , onu sevmekten vazgeçmemek gibi. 
Görüp görmemek, duyup duymamakla geçer ömrünün onunla süren döngüsü. Ya vardır , ya yoktur kadar basit değildir. Siyahla beyaz arasındaki tonlarca uzaklık ve bir o kadar da siyahın beyaza yakınlığı gibi..Saat çubuklarının bir araya gelmesindeki o kısa süreli sevinç , ah zaman durdu!  dediğin andan öte, pili bitse de şu lanet saatin öylece sarılıp kalsak dediğin andan beri. Gençlikteki kalp çırpıntısıydı, ben de burdayımın , ben de varımın çırpınışı. Şimdilerde ; ben burdayım, varım da, sen nerdesinin sessiz ,gürültülü ,kırgın , yalın çığlığı.

Hiçliğin içinde , var olma çabası ile duvarlarına çarpan , hiçlik duvarını piçlikle aşabileceğini sanan , yegane duygu aşk. )

-Çok yaşa!
- Hep, beraber !   


















SA
16 Agu 2014
Gümüşlük / Bodrum

9 Ağustos 2014 Cumartesi

Eskilerde bir yerde.

Gelecektin ya o gün…
Ayaklarım titremişti, sahneye adım attığımda.
Kimbilir kaçıncı oyundu?
Heyecanım hep vardı da..
Bu, bir başkaydı !
Oysa 3 gündür de prova ediyordum,
Sanki her defasında oradan izliyormuşsun gibi beni…
Hayatın provası olmaz derler ya,
doğruymuş.

Bir ses, bir fotoğraf hala derinliği anımsatır bana..
Senin bendeki derinliğini…


SA
09 Ağustos 2014

31 Temmuz 2014 Perşembe

Şerefe !

Hiçbirşey şaşırtmaz olmuştu artık onu.
Geleceğim diyip de, gelmeyen sevgililerden tutup da,
Arayacağım diyip de, aramayanlardan.
Göz kırpıp da, başkasına koşanlardan…

Yoksa, anlamı kadar mıydı yaşamı…
Anlamlandırdığı kadar mıydı?

Yüklediği anlam karşısındakine…
Verdiği kıymet…Kadar…ve Karar...

Bir döngü vardı.
Başlamasıyla bitmesi arasında geçen, takribi 25 gün…

Bıraktı…

Gülüyordu kahkahayla,
Kahkahayla gülmek ülkesinde ayıp adlediliyordu şu sıralar…
İnadına gülüyordu…
Yalnızlığına kaldırdı kadehini,
Onu tek terk etmeyen, kendine...
Ve yüksek sesle haykırdı.
Şerefe !

SA
31 Temmuz 2014
Dragos


13 Temmuz 2014 Pazar

Çok biriktirmemeli "artık" ...

Gün içinde,  birçok defa ,  aklıma blog yazısı olabilecek fikirler geldi.. Erteledim. Ve şimdi bilgisayarımı açtığımda uçuşup gitmişlerdi.

Hayatımıza bazen insanlar girer. Yaşanabilecek bir takım şeyler ertelendiğinde, uçuşup giderler onlar da fikirler gibi.

Neden erteler insan?

Vakti olmadığı için? Korkuları yüzünden? Cesareti yoktur belki o an?
Peki dönüp baktığında geçen zamana…

Birkaç gün önce çok zor bir gün geçirdim. Sabahtan itibaren her işim ters gitti. Genelde herşey yolunda gider hayatımda..Tesadüflere çok yer açmadığımdandır belki. Plansız gözüken planlılardanım belki de... Rölantide çalışan bir makine gibi…( Ne sıkıcı geliyor kulağa..)

Ardı arkası kesilmeyen olumsuzluklardan sonra , gün sonunda bilgisayarım çökerek son darbeyi vurdu. Oysa ki daha bir gün öncesinde 5 yıldır emektarım, gık demedi diye övünmüştüm. Bilgileri kurtaramadık fakat yeni bir harddisk takılarak sorun çözüldü.

Çok basit olan şeylerin dahi ardında anlam aramayı seviyorum. Yaşadığım o talihsiz gün, bana beni hatırlattı. Fazla yükleniyor, fazla düşünerek fazla yoruyorum beynimi. Mekanizma öyle iyi çalışıyor ki devreler yanmadan soğutucular devreye giriyor :) İnsan vücudunun mucizesidir gözyaşı...

Son birkaç günü düşündüm. Geçmişe yönelik duygularım su yüzüne çıkmıştı. Bilincim rüyalarla bu tıkanıkları çözmeye çabalıyordu. Yorulmuştu. Al sana dedi hayat..

Yenilenen ve geçmişten eser kalmayan bilgisayarım ve ben yeni yolculuklara yelken açmaya hazırız. Çok biriktirmemeli "artık"

SA

13 Temmuz 2014
Niğde

30 Mayıs 2014 Cuma

Tuhafiye...

Karar almak…
Karar vermek…
Aynı anlama gelmesi ne tuhaf.


SA
30 Mayıs 2014


Herkesin dünyası kendine…

Zihnimden ne çok düşünce geçiyordu. Raporları yazmalıyım, odamı toparlamalıyım, müzikal gösteriye az kala kostümleri planlamalı ve kemerleri dikmeliydim, biraz egzersiz yapmalıydım, hayat bazen kimileri için duruyordu, acı çeken sevdiklerim için güzel şeyler düşünüp uzaktan da olsa onlara deva olabilir miydim , acilen hazırlanıp çıkmalıydım veli görüşmesi vardı saat 14:30'da…

Odamın perdesini araladım, gün ışığı ve kuş cıvıltıları doldu içeriye. Birden hava karardı..Sanki yaşamda herşey yolundayken birden bire herşeyin tepeteklak olabildiği gibi. Birden dünya ağladı. Salya sümük..Bazen seyirci kalır insan. Yağmuru izledim, dinledim..İçimden bahçeye inip dünyanın gözyaşlarını tenimde hissetmek geldi. Oysa ki buna vaktim yoktu. Bir süre sessizce dinledim, gürlüyordu. Kim üzmüştü dünyayı bu kadar ?

Kimi insanlar kaçıyordu dünyanın gözyaşından, kimileriyse bir şemsiye açıp koruyordu kendini acısı bulaşmasın diye belki üzerine. Dünya kendine akıttı yaşlarını yine. Derken telefonum çaldı. Görüşmenin iptal olduğu haberini aldım. Giyindim ev kıyafetlerimi, bir Türk kahvesi yaptım. 40 yıl hatırı olacak bir konuşma yaptık dünyayla..Sustu.

Herkesin dünyası kendine…

SA

30 Mayıs 2014

15 Mayıs 2014 Perşembe

S O M A






Söylenecek söz çok, bir o kadar da yok..

İnsan ;

yaşamını sürdürebilmek için çalışmaya mecbur kılınan varlık…
hayatını , ihmaller uğruna tehlikeye atabilen varlık…
evladının , ailesinin kursağına bir lokma ekmek girsin diye gece gündüz demeden  zamanını, ömrünü üç kuruşa satmak zorunda olan varlık…

Gün oluyor ihmaller, gün oluyor terör, gün oluyor doğal afetler, gün oluyor ecel alıyor canları…

Cehennem dedikleri bu dünya üzerinde..Cayır cayır yanıyor yürekler…

Adına para dedikleri, üzerinde rakamlar olan kağıt parçaları yönetirken dünyayı, cebine en çok sokuşturan ne zannediyor varlığını ?

3 tarafı denizlerle çevrili güzelim ülkemiz, her tarafı ejderhalarla çevrili kuklalar cehennemine dönüşüyor.

Cehalet sızdırılıyor.. Barbarlık rant sağlıyor. Emek dediğin şey üç kuruşluk sadaka..

İnsan ;

yok olmanın eşiğinde…bu memlekette !

SA
16 Mayıs 2014