Nam-ı diğer Selmini, uçların insanıdır.Siz deyin 0,5 biz diyelim 0,7… 0,9 olmadığı kesin zira biraz kırılgandır her insan kadar.Çocukken astronot, orkestra şefi,buz pateni sanatçısı ve yunus bakıcısı olmak istemiştir.Aklı selim yaşlara geldiğinde bir delilik yapıp, bilgisayar başındaki kariyerinden ;hayallerinin peşinden koşmak için kalkmıştır.Hala onu sabahları sahilde bisiklete binerken , akşamları da tiyatro sahnesinde hayallerini yakalamaya çalışırken görebilirsiniz.
25 Temmuz 2013 Perşembe
"Düz"
Susmak istiyorum...Tamamen susmak...O dingin sese ulaşmak...Gözlerimi kapatıp durmak istiyorum...Tamamen durmak. O dinginliğe ulaşana kadar...İçerde konuşulanlara kulak asmadan, kurgularla, kuruntularla yormadan ruhumu...Belki bir süre, sessizce, hiç kıpırdamadan.
SA
25 Temmuz 2013
21 Temmuz 2013 Pazar
Güniz Bilge...
Bazen, insanlar gider...Kimi isteyerek,kimi doyamadan, zamansız...Her nereye gidiyorsa giden, bedeni hangi formu alıyorsa da, ruhu her yerde...Özlemek...Ayrı konu...Bencilce fakat insani bir duygu...Kimi zaman bir melek olarak yolda beyaz bir tüy olur, kimi zaman yolda yürürken benzer bir yüz , kimi zaman bir söz, çoğu zaman şarkı...Özlüyoruz...Özlüyorum.
14 Temmuz 2013 Pazar
Yara
Kulağım ile ruhum arasında yol alan
şarkı şu sıralar “You and I” … Bilinenden bilinmezliğe giden ve bir gün
bilinene yol alacak…Bu kez ruhumdan ruhuna akacak…Açtığın zaman kapılarını…Belki
bu zaman diliminde, belki de bambaşka bir zamanda , başka bir dönemde, kimi
tamamlanamamışlıklar tamamlandığında…
Bazen sevişir ruhlar…Bir olur…Bir defa
olur bu…Bedenlerse…Geçici…Sonunda çürüyor…Bedenen kimin yanında olduğunun da önemi
yok o yüzden…Fakat biliyorum ki ruhun da gitti bu dönemde benden…Eskisi gibi coşamıyor çünkü
ruhum, köpürmüyor…Durgun…
Elimde bir yara çıktı…Sol elimde,
kalbe giden damarların geçtiği yerlerin yakınında…Kalp şeklinde…Meditasyonda gördüğüm
renk, hep yeşil…Kalp çakrasının rengiymiş meğer…Neden hep aynı rengi görüyorum
diyordum kendi kendime…
Şöyle tanımlardım bendeki seni…Sanki
eskilerde zamanın bir yerinde "bir"dik…Sonra bir şekilde koptu ruhlarımız ve
zamanın başka bir yerinde yeniden buluştu… Eksikti bir şey …Tamamlanması
gerekenler bitmemişti ve tekrar "bir" olamadık.
Ya hikaye kurmacayı seviyorum aklımla
ya da gerçekten bu işaretlerin bir anlamı var ( olmalı) …
Yara iyileşecek elbet…Şarkılar önce
kulağımdan ruhuma, sonra ruhumdan gökyüzüne ulaşacak sesimle…ve biliyorum ki
havanın hafızası var…Kimbilir, belki farklı bir zaman diliminde ulaşır sana
yeniden…
SA
11 Temmuz 2013 Perşembe
Form...ve değişim...
Bir kadın…Bir kadın daha…ve sonra yine
bir başka kadın…Aynı son ve tarih tekerrürden ibarettir sözünü ispatlarcasına….
Sahiplenmiyor göründüğümden belli ki…Ruhu
sahipleniyorum oysa ki…Bunu anlayamamaları mı, anlatamamam mı, yoksa anlatma
çabamın olmaması mı hata…Ya da hata var mı? Bilemiyorum.
Beni daha da öz-gür-leştiren insanlar. (http://selmini.blogspot.com/2013/04/oz-gur-luk.html )
Hayatımda
iz bırakan…Ruhumu ve mesleğimi, beni besleyen.Gitseniz de kalsanız da…Yaşamımın
bir parçasısısınız…Sizi unutmak istemem.Ve öğreniyorum katılaşmayı..Eridikten
sonra aynı formu almak zor da olsa…
SA
1 Temmuz 2013 Pazartesi
Bilirsin...
Bazen elin kolun bağlanıverir…Bedenin
kıpırdayamaz da için kıpır kıpır oluverir. İki lokma yemek, geçemez
boğazından..Köprü olur sesin, ruhunla kulağın arasında…
Bazen bir ses duyarsın…Bir nefes…O an
olan olur işte!
Yenilenmeye direnen ruhun canlanır yeniden…Bir
ses ile…
Bilirsin yine de belki bir avutmaca,
belki elimin üstünde kimin eli var oyunu.Elin üstte kalmıştır ve diğer iki el ,
elele yürüyordur şimdi gectiğin ve gülümseyerek hayal kurduğun yollarda.
Yakın zamanlarda…Farklı
hayatlarda…Seçimler yapılmıştır. Yolunda yürümeye devam edersin.Kimi zaman
yorgun,kimi zaman umutsuz, biraz kırgın bir yanın.
O an, bir yıldız görürsün,
bir kuş
geçer…Bilirsin.
SA
01 Temmuz 2013
Niğde
Ada'nmışlıklar...
Ada…Etrafı denizle çevrili kara
parçası…Şimdiki halimi tanımlarcasına…Bir adayım ben.Etrafım denizle
çevrili…Yaklaşmaya çalışanın ya gemisi batıyor, ya yandaki diğer adalara
çevriliyor dümeni… Kayalık olsa gerek kıyılarım.Belki de
bir iskele inşa etmeliyim. Zira, ayak basana kadar adadaki zenginlikler ve
yoksunluklar fark edilemiyor..
Ada’nmışlık…Kendi uydurmacam…Beni
mutlu kılan…Yüzlerce çocuğum…Bu yaz eklenen yenileri…ve bu yaz eklenip beni
derinden etkileyen yenileri…Ada’nmışlık…Mutlu olma sebeplerimden…Sahne ve
sahnede olma hali…Olmaya çalışma hali…Yaşamda olmaya çalışma haliyle keşişen ve
gerçekleştiremediklerimi ya da gerçekleştirmekten korktuklarımla yüzleştiğim
yer…ve seyirciler…Seyir halindeyken aldıkları bir nefeste katkım var belki…
Adanmışlıklarımla yaşamak beni mutlu
ediyorken yine de ara ara sorguluyorum eksik kalmış, yarım yaşanmışlıkları..Neden,
niçinlerle…
Hem, kim tamamlanabiliyor ki ? Hadi bu
da bir teselli olsun…Bir nefes…Aldığım…Verdiğim her nefesi dibine kadar solumuş
olma halinde tamamlanmaya doğru giden yolda…
SA
29 Haziran 2013
Sabiha Gökçen Havalimanı
Istanbul – Niğde yolu uçağı beklerken
Kaydol:
Yorumlar (Atom)



