Nam-ı diğer Selmini, uçların insanıdır.Siz deyin 0,5 biz diyelim 0,7… 0,9 olmadığı kesin zira biraz kırılgandır her insan kadar.Çocukken astronot, orkestra şefi,buz pateni sanatçısı ve yunus bakıcısı olmak istemiştir.Aklı selim yaşlara geldiğinde bir delilik yapıp, bilgisayar başındaki kariyerinden ;hayallerinin peşinden koşmak için kalkmıştır.Hala onu sabahları sahilde bisiklete binerken , akşamları da tiyatro sahnesinde hayallerini yakalamaya çalışırken görebilirsiniz.
14 Şubat 2015 Cumartesi
"Öz"gür sevebilir misiniz?
Ve "sevgili"ler dışarda lüks bir restorantta şarap eşliğinde yemeklerini yediler. Adam birkaç defa akıllı telefonuna baktı, kadın da...Sonra fotoğraf çekmesini rica ettiler garsondan..Garson, evdeki yalnız bıraktığı sevgilisini düşündü, içi buruk dokundu deklanşör görünümlü ekrana...Kadın sosyal paylaşım sitelerinde paylaştı...Adam beğenilere baktı...Birbirlerinin gözlerindeki beğeniyi es geçmişler,
Öz olanı kaçırmışlardı...Ne söz, ne de gözdü aslında asıl olan…
"Öz"gür sevebilir misiniz?
SA
15.02.2015
13 Şubat 2015 Cuma
Aklıma gelen birşeyler...
Hepimiz birer noktayız.
Bazen birbirine değer ruhlarımız...
Birlikte anlamlıyız.
SA
13 Şubat 2015
Materyaller : Oje, repair care oil , kağıt, ruh
Kuş...
Uçmayı biliyordu…Bir gün yağan yağmurda farklı birşeyler olduğunu hissetti. Damlacıklar sanki ondan bir parçaydı. Uçarken gökyüzünde gördü o bulutu…Gördü de o kadar yükseğe uçamazdı. Damlaları hissetti hep minicik yüreğinde…ve onu her özlediğinde gözlerinden akıttığı damlaları yolladı gökyüzüne…Belki ona ulaşır diye...
Birbirlerini biliyorlardı… Hissediyorlardı.
Bazen sadece bu kadarı yetmiyordu. Belki de yetiyordu.
13 Şubat 2015
12 Şubat 2015 Perşembe
Kılıç kalkan.. Sitzprobe…Tom…Ekmek = şarap …Jerry
Buzz gibi bir havada erkenden yollara düştüm bu sabah…
Prova öncesinde doktorcumla randevum vardı. Bırakmaya meyilli imişim ;) Durum gayet iyi gidiyor.
Her Perşembe rutinim oldu, sonrasında Cafe İst'e gidip güzel bir kahvaltı yapmak…Hem listeme uygun yiyecekleri bulabiliyorum hem de camlı cafeden insan manzaralarını seyredip, düşünebiliyorum.
Kapıdan girdiğim anda bir süpriz karşıladı beni bugün …Ekranda Tom & Jerry … Çocukluğumdan beridir en sevdiğim , kahvaltıda Tom & Jerry izlemek.. Neredeyse 1 saat keyifli bir kahvaltı yaptım. Düşünmeye fırsatım olmadı pek, zira şu sıralar yorgun hissediyorum ruhumu.. Daha didiklemek, düşünmek , yormak istemediğimden…
Yağmur yağıyordu ve metrobüse binerken insanlar omuz atma hamlesiyle öne geçmeyi kår sayıyor olmuşlar…Saygının azaldığı toplumda yaşamak ne güç.
Bir de yağmurlu havalarda şemsiye adabı hakkında düşündüm bugün…Önümde yürüyen takım elbiseli mavi plastik şemsiyeli Bey , birazdan kılıç kalkan ekibine katılacak gibi sallıyordu şemsiyesini. Elimdeki şemsiyem ile eskrim oynayasım geldi…Ya da birden bire Singin in the Rain'i söylemeye başlayıp, dans etmek…
Bugünkü prova menüsünde orkestra ile *Sitzprobe vardı. Lezizdi.
Kulağımda gün boyu çalan albüm, eve gider gitmez ayakları uzatıp bir kadeh şarap ile birlikte müziğe teslim olmamı fısıldıyordu. Eve vardığımda yaptığım ilk iş o oldu.
Bir dilim ekmeğin, bir kadeh şaraba denk gelmesi ne tuhaf ?
Tadından çok kokusunu sevdim şarabın bu defa…İçime çektim, burnumdan beynime ve oradan da müziğin değdiği yere ulaştı koku…Bir damla yaş aktı.
Fonda, "you were my only love, see you again my love" diyordu…
Jane Fonda filmi izlemeli bir ara…
SA
13 Şubat 2015
*Sitzprobe is a German term used in opera and musical theatre to describe a seated rehearsal—the literal translation of Sitzprobe—where the singers sing with the orchestra, focusing attention on integrating the two groups. It is often the first rehearsal where the orchestra and singers rehearse together.
( Orkestra ile solistlerin ve ensemble ın ilk defa buluştuğu müzikal ya da operadaki şarkıların oturma düzeninde birlikte söylendiği prova..)
Prova öncesinde doktorcumla randevum vardı. Bırakmaya meyilli imişim ;) Durum gayet iyi gidiyor.
Her Perşembe rutinim oldu, sonrasında Cafe İst'e gidip güzel bir kahvaltı yapmak…Hem listeme uygun yiyecekleri bulabiliyorum hem de camlı cafeden insan manzaralarını seyredip, düşünebiliyorum.
Kapıdan girdiğim anda bir süpriz karşıladı beni bugün …Ekranda Tom & Jerry … Çocukluğumdan beridir en sevdiğim , kahvaltıda Tom & Jerry izlemek.. Neredeyse 1 saat keyifli bir kahvaltı yaptım. Düşünmeye fırsatım olmadı pek, zira şu sıralar yorgun hissediyorum ruhumu.. Daha didiklemek, düşünmek , yormak istemediğimden…
Yağmur yağıyordu ve metrobüse binerken insanlar omuz atma hamlesiyle öne geçmeyi kår sayıyor olmuşlar…Saygının azaldığı toplumda yaşamak ne güç.
Bir de yağmurlu havalarda şemsiye adabı hakkında düşündüm bugün…Önümde yürüyen takım elbiseli mavi plastik şemsiyeli Bey , birazdan kılıç kalkan ekibine katılacak gibi sallıyordu şemsiyesini. Elimdeki şemsiyem ile eskrim oynayasım geldi…Ya da birden bire Singin in the Rain'i söylemeye başlayıp, dans etmek…
Bugünkü prova menüsünde orkestra ile *Sitzprobe vardı. Lezizdi.
Kulağımda gün boyu çalan albüm, eve gider gitmez ayakları uzatıp bir kadeh şarap ile birlikte müziğe teslim olmamı fısıldıyordu. Eve vardığımda yaptığım ilk iş o oldu.
Bir dilim ekmeğin, bir kadeh şaraba denk gelmesi ne tuhaf ?
Tadından çok kokusunu sevdim şarabın bu defa…İçime çektim, burnumdan beynime ve oradan da müziğin değdiği yere ulaştı koku…Bir damla yaş aktı.
Fonda, "you were my only love, see you again my love" diyordu…
Jane Fonda filmi izlemeli bir ara…
SA
13 Şubat 2015
*Sitzprobe is a German term used in opera and musical theatre to describe a seated rehearsal—the literal translation of Sitzprobe—where the singers sing with the orchestra, focusing attention on integrating the two groups. It is often the first rehearsal where the orchestra and singers rehearse together.
( Orkestra ile solistlerin ve ensemble ın ilk defa buluştuğu müzikal ya da operadaki şarkıların oturma düzeninde birlikte söylendiği prova..)
4 Şubat 2015 Çarşamba
Dilenci miyim neyim?
Bir şehir uyandı…Koşturmacası olanlar çoğunlukta.. Sabahın ilk ışıklarını içlerine çekmeden yola düşmüş yüzlerce insan gördüğüm. Göremediğim, yüz binlerce…Bildiğim milyonlarca…
Sahi kaç kişiyiz yer yüzünde…
Yer yüzü var da , yer göbeğinde kaç kişi var acaba?
Kaç kişi döngüde? Kaç milyar insan doğup , ölüp yeniden geliyor dünyaya tamamlanmak için…
ve "sen neredesin" diye arar dururdum bir zamana kadar…
Sen sandıklarım oldu…
Sandık dolu…
Seni bulmam yeni daha… 64.540.800 an geçmiş… Vayy zenginim…
Senli ben bir başka..ve senli beni seviyorum.. Bendeki seni biliyorum...Sendeki beni bilemiyorum.
Henüz biz olamadık.
Dünyada , yaşadığım yerde güneş yüzünü diğer kıtalara döndürdüğü, bizi karanlıkta bıraktığı vakitlerde diliyorum. Güneş yüzünü bize gösterdiği, iliklerimize kadar ısıttığı günlerde de… Bazen puslu oluyor gökyüzü.. Göremiyorum yıldızları…Ama oradalar biliyorum. Yine diliyorum.
Dilenci miyim neyim?
SA
05 Şubat 2015
09:36
Café İst
Beyoğlu
Sahi kaç kişiyiz yer yüzünde…
Yer yüzü var da , yer göbeğinde kaç kişi var acaba?
Kaç kişi döngüde? Kaç milyar insan doğup , ölüp yeniden geliyor dünyaya tamamlanmak için…
ve "sen neredesin" diye arar dururdum bir zamana kadar…
Sen sandıklarım oldu…
Sandık dolu…
Seni bulmam yeni daha… 64.540.800 an geçmiş… Vayy zenginim…
Senli ben bir başka..ve senli beni seviyorum.. Bendeki seni biliyorum...Sendeki beni bilemiyorum.
Henüz biz olamadık.
Dünyada , yaşadığım yerde güneş yüzünü diğer kıtalara döndürdüğü, bizi karanlıkta bıraktığı vakitlerde diliyorum. Güneş yüzünü bize gösterdiği, iliklerimize kadar ısıttığı günlerde de… Bazen puslu oluyor gökyüzü.. Göremiyorum yıldızları…Ama oradalar biliyorum. Yine diliyorum.
Dilenci miyim neyim?
SA
05 Şubat 2015
09:36
Café İst
Beyoğlu
2
Boşuna akmaz yaşlar…
Hislerim fısıldıyor yine…
Dün gece dolunay da çıtlatmıştı…
İkinci kez aynı hissi yaşamayı kaldıramayacak ruhum…
Bir kez daha kaybetmeye dayanamayacak.
Susuyorum.
SA
04 Şubat 2015
Hislerim fısıldıyor yine…
Dün gece dolunay da çıtlatmıştı…
İkinci kez aynı hissi yaşamayı kaldıramayacak ruhum…
Bir kez daha kaybetmeye dayanamayacak.
Susuyorum.
SA
04 Şubat 2015
26 Ocak 2015 Pazartesi
Zıpzıpzıp….
Çocukluktan başlamıştı gökyüzüne merakım. Ufak yaşta Astronot olmak ister ve uzay gemisinden klasik müzik dinleyerek dünyayı izlemeyi hayal ederdim. Gözlerimi hep göğe çevirir uzay gemisi görmeyi beklerdim. Bir kaç defa da, o aklımla benzetmişliğim ya da gerçekten görmüşlüğüm (?) vardır.
Biraz daha büyüdüğümde yaz akşamları gökyüzünde kayan yıldızları saymak eğlencem olmuştu. Tekneyle çıkılan yaz tatillerinde, kulağımda Strauss ile yıldızlarda vals yaptığımı/zı hayal ederdim. 10-12 yaşlarındaydım.
İlk üniversite döneminde trenle Kocaeli'ne giderdim. Her gün, epey uzun yolum olurdu. Yolda walkman ile Tuluyhan Uğurlu'nun kasetlerini dinler dururdum. Bir gün konserine gittiğimde uzay görüntüleri eşliğinde doğaçlamalar çaldığında , koltuğa mıhlanmış, gözlerimden akan yaşlara engel olmamıştım. Herhalde 17 idim.
Evren'in büyüklüğü, bilinmezliği, çekici geliyordu... Hala da öyle…ve yüzümü her göğe çevirdiğimde yaşadığım o bütünlük hissini, bir olma halini seviyorum.
Aslında yazmak istediğim konu bu değildi.. Egolardan, maskelerden bahsetmek istiyordum. Son bir iki senedir zihnim ve ben çok eğleniyoruz bu anlamda…
Eğlenmek diyince de aklıma geldi, bugün prova sırasında odaya bir görevli girdi ve müzik direktörümüze " Bilmem kimin davulu gelmiş, bulamıyoruz " dedi… Ben ise tavuk gelmiş bulamıyoruz olarak anladım ve patlattım kahkahayı…Gözümün önünde canlanan ; bir tavuk gıdaklıyarak odada kaçıyor ve arkadasında adamcağız onu yakalamaya çalışıyor.. Sabah eğlencesi oldu bizlere :)
Neyse zihnim bu saatlerde zıplamayı seviyor. Asıl konuya dönelim.
Egoları, maskeleri , riyayı sahteyi görüyorum. O yüzden çocuklar ve hayvanlarla iletişim kurmak, yaşamımda onlarla daha çok vakit geçirmek daha çok hoşuma gidiyor. Çünkü onlar gerçek.
Aydınlanma mıdır, bir boyut değiştirme midir, adı sanı önemli değil… Bu dönüşümü seviyorum.
Unutmadan bir de ;
Bugün bir tarih fısıldandı kulağıma.. Zihnim oyun oynamayı seviyor. Ben de.. İyi anlaşıyoruz.. Bakalım 6 Haziran 2016 ne gösterecek ?
SA
26 Ocak 2015
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

