seçimler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
seçimler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Nisan 2015 Perşembe

"Karşı"laşma...

Birkaç gündür yazmak için dürtüyor hayat, bir yanım da nedense direniyor..Vakit yok diyor, yapacak önceliklerin var diyor, susturuyor iç sesimi..Al işte, yazacak vakit bulduğumda hepsi uçup gitmiş bile..İlham varsa şayet , ya da o var olan şeyin adı ilham ise, geldiği an ona cevap vermeli..Bunu deneyimledim.

Dün konserimiz vardı.. Ve sabahtan beridir sesimde hoşuma gitmeyen , sanki kısılacak gibiymiş gibi  bir hissiyatım vardı. Hafif bir boğaz ağrısı eşliğinde.. Sorumluluğu yüksektir bu mesleğin, ve kabustur bu haller. Neyse ki bitki çayları, pastiller, çeşitli dinlendirme yöntemleri ile,  kısılmadan konser anında müziğe teslim olup, anın tadına varabildim.

Uzun zaman olmuştu oralara gitmeyeli…Çok değişmiş…Belli başlı yerler hala duruyor.. 9 yıl önce Kenan balıkçıda yediğimiz balığın tadını hissettim tabelasının önünden geçerken…İş çıkışı koşa koşa yanına geldiğim zamanlar geldi gözümün önüne..Yürüdüğümüz yollar..ve sonra gidişin..Giderken yüz yüze bir hoşçakal bile diyemeyişimiz..
Gel demiştin..Gelememiştim. O dönemde sen evliliğe hazır değildin, bense birlikte yaşamaya.. Ne farkı varsa sanki…Neyse...Şimdilerde seni daha iyi anlar oldum. Başka bir ülkede yaşamanın en iyi tarafı karşılaşma ihtimalinin düşük olması belki de.." Karşı"laşma…Ne ağır bir kelime..Yan yana 'lıktan karşı karşıya durmaya…

Hayatımıza giren ister sevgili olsun , ister arkadaş, ister dost , ister deniz kenarında otururken kucağımıza gelen kedi, isterse tanıdık biri …Onunla hayatımızın bir dönemini paylaşıyoruz. Seçimler belirliyor paylaşımın süresini, kalitesini..İzin verdiğimiz ölçüde teslim oluyoruz dostlukta da tüm ilişkilerde de…O yüzden anılar kıymetli…Bağ kopsa da zamanla, seni sen yapanlar olarak hayatında hep var oluyorlar…

Konserde şarkıları söylerken ; ki Tango,  tutku, aşk, acı, kavuşamama gibi temalar , bir oluyoruz sanki hepsiyle…Bir hesaplaşma, bir kavuşma, bir kavuşamama, bir veda, bir merhaba gibi…


Elimizdeki sihirli değnek, seçimlerimiz...
SA
30 Nisan 2015

5 Ocak 2015 Pazartesi

ZIIIRRRRRR!!!!!!

TikTakTikTak...Tik.Tak.Tik..Tak..Tik…Tak…Tik….Tak……Tik……Tak………Tii…derken uykuya dalmışım bile...

Bu aralar oradan oraya koşturduğum, kendi içimde zamanla yarıştığım bir dönemdeyim. Dersler, provalar derken, yetiştim yetişemedim stresini fazlaca yaşıyorum.

Pazar günü sabah dersim vardı SizDrama'da..Telefonumu da şarja koymuştum. Ders arası şarjdan çıkartıp bir görüşme yaptım ve sonrasında dersler bitince fırladım yetişebilme telaşıyla…

Şarj aletini orada unutmuşum. Eee , malum artık bu teknoloji çılgını telefonlar, bııızzzt diye deşarj olduğundan, provadan dönüşte , eve varmak üzereyken telefon derin uykulara dalmıştı bile.

Ertesi günün programını biliyor olsam da, son dakika değişiklikleri vb gibi iletişimler telefondaki uygulamalar aracılığıyla yapılıyordu. Ya prova saati erkene çekilirse..Ya prova iptal olursa…Ya hede hödö olursa derken…Bir durdum.
Eyvah!!!!
Sabah nasıl uyanacağım? İşte en büyük sorun buydu.. Çünkü bıraksalar misler gibi uyurum.

Nostaljik, kurmalı bir çalar saatim var. Nostaljik şeyleri sevdiğimden, görünümü pek hoşuma gider. Gerçi aksesuar olarak durması insanlık için daha faydalı, çünkü kurmaya gör ;  sesiyle odada uyumak mümkün değil…Hele ki huzurlu uyumak için pür sessizliğe ihtiyaç duyan benim için.

Bir seçim yapmam gerekiyordu. Ya , ya sabah uyanamazsam stresiyle tavşan uykusu uyuyacaktım ya da tiktak ların ardındaki uykuyu keşfedecektim.

İkinci seçenek daha güvenilir geldi. Sanki ameliyat öncesi anestesi yapmışlar gibi tiktakların sesi uzaklaştı ve uykuya dalmışım.

ZIIIRRRRRR!!!!!!  Öyle bir zıpladım ki yataktan. Sabah sabah olalı böyle zırıldama görülmemiştir, uyanmayanı dövüyor sanki.

Hazırlandım ve çıktım evden.. Yolda müzik dinlemek istedim. Aaaaa şarkılar telefonda... Ortaokul dönemlerindeki walkman'i hatırladım. Orta 2 'de gece gündüz döndürüp döndürüp Evita'yı dinlerdim.

Sonra yolda bir kedi gördüm. Yolun ortasında uzanmış, geriniyor, güneşli fakat buz gibi olan bu günde,  sabah cimnastiği yapıyordu. Fotoğrafını çekmek istedim. Aaaa fotoğraf makinası da telefonun içinde... Görüntüyü ve kedinin keyfini hafızama kaydettim.

Ve aklımda çeşitli sorunsallar…Ya provayla ilgili bir bilgi geldiyse ve ben kaçırdıysam.

Eskiden ne yapıyorduk sahi ? Nasıl buluşuyorduk arkadaşlarımızda? Herkes nasıl da sözüne sadıktı. Bir araya gelindiğinde sohbet çiling çiling sesleriyle bölünmüyordu. Bu kadar çok
çevresel uyaran yoktu. Telefonlarımız bir uzvumuz gibi değildi.  Güzel günlermiş "ti".

Sonra aklıma telefonu hayatımdan çıkartmak geldi.
Cesaret edebilir miydim?

Yarı yolda indim minibüsten. Şarj cihazı edindim...
Cesaret edemediysem de hayali bile güzeldi.

Not : Bu yazıyı yazarken kurmalı saat arkamda hala ritm tutuyor. Kalbim ona ayak uydurmaya çalışırsa yandık :)

Ha bir de ;  insanlar sarıldıkları zaman kalpleri bir atarmış.

SA
05 Ocak 2015