19 Temmuz 2020 Pazar

Hayal bu ya...


Pazar günleri yıllardan beri çılgınca çalıştığım günlerden biriydi normal şartlarda... Önce ders vermeceler , sonra oyuna koşturmacalar... Hatta bazen sabah dersleri yapıp, öğlen DT'de matinede müzikal oynayıp koştur koştur yetişip akşam özel tiyatroda başka bir oyunda oynamışlığım bile vardır. Anormal şartlar içinde kendi normalimizi oluşturmaya çalıştığımız şu günlerde hepsi beklemede ve bunu fırsat bilip bu  Pazar günü doğayı izlemek dinlemek istedim. Ormana veya göl kıyısına gitmeden... Evimde... Penceremden dışarı bakıp, kimi anlarda da balkonda kahve içerken...Öğretici, merak uyandırıcı ve düşündüren bir gündü. Biraz bahsetmek isterim ki; belki kendinize doğayı izlemekle ilgili, üzerine düşünmekle ilgili  böyle bir zaman dilimi ayırırsınız, hem de kişisel tarihime not olsun.

Önce kuşlardan başlamak istiyorum çünkü belki onlarcası  ( mevsiminde büyük baştankara, kızılgerdan ; şimdilerden serçe ve yavruları ağırlıkta,  bir de kumrular  ) pencere pervazına koyduğum yemleri keşfettiler. Bu sabah anne kuş, yavrusu yanındayken aldığı yem ile yavrusunu besliyordu.  Öyle çok bebek de değildi hani yavrusu... Ama sanırım kuşlarda da var olan annelik içgüdüsü doğa ana tarafından tüm dişilere bahşedilmiş bir  hediye. Günüme ilk neşe katan görüntü buydu.

Bahçede birkaç kedi dolaşıyor. Bunlardan biri  ( adını Chaplin koyduk ) her fırsatta evimize girer yatağımıza yatar 4-5 saat dinlenir ve gider. Mama verdiğimizde pek istemez genelde kendini sevdirmek ister ve bolca da uyku sever. Hatta otel mi burası diye espri yapmışlığım vardır yüzüne karşı :)
Son günlerde bir başka kedi daha evimize girmeye başladı. Adını "Pus" koyduk. Öyle komik ki ; elini kolunu sallayarak giriyor, evin içinde her odayı şöyle bir dolaşıyor pissst desek umrunda olmadan çıkıyor. Arada mama yiyor ama onun da derdi kendini sevdirmek. Hazır evimize misafir olan kedilerden bahsediyoruz,  bir de eşimin kedi gibi kedi dediği Arap'ımız var. Siyah bir kedi. Ve iki yıldır kapı baca açık olsa dahi bir kez bile içeriye girmedi. Sadece mutfak camının pervazına oturur ve harika fotoğraf verir :) Bu günlerde balkona geliyor ve sadece koltukta oturuyor. Mama versek de yemiyor. Tam bir asilzade.

Her neyse; anlatacağım konu "Pus" ile ilgili.  Hani elini kolunu sallayarak evde tur atan :) Balkonda kahve içerken tuhaf sesler çıkararak ağzında bir şeyle yaklaşmaya başladı. Meğerse kuş avlamış. İçim cız etti önce sonra düşündüm ki hayvanın doğası bu. Ay eve getirmese bari diye düşünürken bir süre tuhaf sesler çıkartarak oynadı onunla . Sonra ihtiyacı kadar beslendi ve kenara çekildi. O sırada, bir saksağan geldi , önceden göstermişti kendini zaten ben de varım dercesine...  Kuşu aldı ve kenarda bir taşın üzerine koydu, ihtiyacı kadar beslendi ve sonrasında bahçede dolaşarak diğer saksağan  arkadaşlarını çağırdı. Uzunca süre seslendi onlara. Kimse gelmedi.

Yem olan kuş için çok üzüldüm. Belki sabah pervaza gelenlerden biriydi. O kuş , bir çok canlıya besin kaynağı olacak bu gece. Karıncalara, böceklere hatta belki salyangozlara... Döngü... Doğa olması gerektiği gibi tıkır tıkır işlemeye devam ediyor. Sanırım sadece insanoğlu bu kadar bencil ve ihtiyacından fazlasını tüketiyor.

Balkonda bir mandalina ağacımız var. Evimize gelen ilk hediye. Bu nedenle çok kıymetli bizim için. Bu akşam üzerinde bir böcek vardı. Beyaz tüyleri olan , miniminnacık , uçabilen bir böcek. Birkaç gün evvel kızkardeşimin bahçesinde tanışmıştım bu böcekle. Orada epey fazlaydılar. Annemi ısırmış, ısırdığı yeri epey şişirmiş ve kaskatı yapmıştı.  Bu akşam balkonda mandalina ağacının üzerinde görünce merak ettim araştırdım. Adı sanı yok. Bir iki kişi daha sormuş. İnternet camiasında kimse bilmiyor.
Ben de hayal kurdum. Yeni bir tür.. Kimbilir belki uzaydan gelmiştir. Masallardaki peri anne gibi bir şeymiş ... Hatta belki soktuğunda şu virüslere karşı bağışıklık kazanıyormuşsun mesela :)

Hayal bu ya :)

ZSAT

19 Temmuz 2020
Akatlar