23 Mart 2015 Pazartesi

Kendime not !


Hayatının sorumluluğunu almak için ne yapmalı insan diye düşünüp duruyorum. Nefes almak yeterli olmasa gerek…Hücrelerine gereken besin ve minarelleri taşıyıp içerde harikalar yaratan bir sistem varken, ruh dediğimiz "şey"i  çoğu zaman kodlarımızdaki veya bilinçteki arızalar sıkıntıya uğratıyor. Çözülemez mi , elbette ki çözülebilir. Tabii burada psikologlara gidin tavsiyesi verecek değilim. Herkes kendi ihtiyaçlarından sorumlu.
Düşünüyorum dedim ya, hep düşünüyorum işte. Fazla düşünüyor olmak bazen iyi gelmiyor bünyeye..
Birkaç gün sonra şairin "yolun yarısı" dediği bir noktaya geleceğim. Tabii kim bilebilir yarısı mı? Üçte biri mi? Ya da 0.7 de biri mi? Tek bildiğim, zaman geçtikte huysuz ve heyecansız birine dönüşüyor olduğum.
Bir süredir minik bir hava değişikliğine ihtiyacım vardı. Hem yoğun bir çalışma temposu hem yoğun duygularım hem de son dönemde sıkça hastalanma halim bünyede " eeeyyyyytttt" hissi uyandırmıştı. Araştırmalara başladım. Özellikle dedim ki doğum günümde birşeyler yapayım. Değişik birşeyler.. İlk hissim Paris'e gitme isteği oldu. Fransa öyle çok da merak ettiğim bir ülke olmamasına karşın, içim Paris Paris Paris diyordu. "Neden Paris?" klişesini sordum kendime?
Çünkü canım bugüne kadar okuduğum, dinlediğim, seyre daldığım kimi sanatçılara teşekkür etmek istiyordu..Bugünkü düşünce yapıma katkı sağlayan yapı taşlarımdı onlar. Çünkü canım sokakta elimde şarap kadehiyle dans ederek dolaşmak istiyordu. Çünkü canım lezzetli fakat bugüne dek tatmadığım bazı yiyecekleri tadıp, koklamadığım bir şehrin kokusunu içime çekmek istiyordu.
Geç kalmıştım.
Bizim ülkemizde spontan kararlar verip hoop hadi gidelim demek zordu..Ki en sevdiğim de budur. Plansız programsız. Vizeydi bilmemneydi derken yetiştiremeyecektim. Bu fikir beni heyecanlandırabilmiş olsa da, hemen söndüm.

Sonra Alaçatı geldi aklıma..Ot Festivali varmış. Hem de 27 sinde başlıyor..Yani, yeni yaşımın ilk günü..Hava da güzeldir. Hem hiç İzmir'i görmedim. Fakat derslerle çakıştı. Paris kadar yüksetmese de fena değildi bu fikir de…

Günü birlik mi birşeyler yapsam derken, karşıma Kartalkaya çıktı..Bembeyaz…Sessiz…Güneş…Kar…Evet harika fikir diye kendimce düşünürken, kayak da yapmayı denerim al sana yeni yaş , farklı deneyim diye düşünürken ( Cumartesi akşamıydı tüm bu olanlar ) annem seslendi.. Selmiiin, Berrak'lar yarın Kartalkaya'ya gidiyormuş.
Neeeee….
Başka birşey isteseymişim.
Berraklar kardeşim olurlar bu arada :)
Hemen aradım kardeşimi, ilk lafım "biz de geliyoruz"oldu :)
Pazar sabahları dersim var, onlar sabah erkenden çıkacaklardı yola…Dersim 15:00 de bitiyordu..Hemen çıksak oraya varmamız 19:00 .. Ertesi gün de dönecektik, e değer miydi…Tabiiki de değerdi.

Pazar dersim biter bitmez yola koyulduk..
Eeee bunları anlatmayacaktım ki ben, daldan dala kondum gene…
Ertesi sabah erkenden uyandım. Saat de kurmuştum fakat biyolojik saatim dürttü :) Kahvaltıya indim ve sonra ilk kayak denemesi…
Ders almayı planlıyordum ancak kardeşimin komşusu Atilla abi bu konuda hocalara taş çıkartır. Yürümekle başladık..
- Ay yürüyüşü mü o ?
- Epey de ağırmış..
-Olsun yapıcam!
-Ayyyy  kayıyor!!!  Tabii amaç buydu di mi..
-Kar sapanı yap kar sapanı yap...

Gözleri mahmur  huşu içinde kayak yapan insanlar çığlıklarımla uyandı..Abartıyorum tabii o kadar da değil :)
Ilk gün için fena değildim, fakat yüreğim Selanik..Dizlerim Titrek…O dizler Atılgan'a dönüşemedi..
Atilla abiyi de kısıtlı vaktinde kitlemek istemediğimden teşekkür ettim bugünlük bana yeter diyerek..

Sonra yine düşündüm, düşündüm, düşündüm… NE istiyordum? Zirveye çıkıp, o sessizliğin ve bembeyaz karların arasında özgürce akmak…Yapabildim mi, hayır.. Denedim mi , eh ucundan accık.. Düştüm mü..Hayır ! Düşmeden nasıl öğrenebilirsin.
Israrcı ol , 1 saat 2 saat 5 saat çalış yap. Düş binbeşyüz kez.
"Oyun var, ya bir yerim kırılırsa" bahanemi ben bile yemedim.. Neyse, sanırım ihtiyacım olan bu değildi. Yine de denemek güzeldi.
Derdim trafiğe çıkmak galiba..Araba kullanmak istemeyişimdeki bahanelerim de, bununla benzer..
Ya düşersem, ya kaza yaparsam, ya arkamdan biri çarparsa, ya birine çarparsam…


Ya …. ler/ larla diye düşünerek hayatının sorumluluğunu alamazasın Selmincim..

Bu da 34'den kendime not.

Hadi bakalım. Öyle olsun ;)

23 Mart 2015
SA




9 Mart 2015 Pazartesi

Kim?

Sen hiç sevdin mi?
Gel artık diye seslendin mi boşluğa?
Gözyaşların aktı mı manasızca?
Boşluğun ne demek olduğunu,
yıllarca beklemekten yorulduğunu,
anlamındaki yalnızlığını keşfettin mi?

Gel artık diye akıyorken yaşlarım,
ve henüz seni tanımıyorken,
sen sandıklarımdan özür dilemeliyim.
Yanılsamalarım için.

Çok bekledim.
Ve sana gerçekten ihtiyacım var.
Gel artık.
Ve geldiğinde lütfen seni görmemi sağlayacak gücü de getir bana…


SA
10 Mart 2015