7 Aralık 2015 Pazartesi

"İn" - "an"


İnanıyorum. Evet, gerçekten...Bana söylediğiniz her cümleye, her sözcüğe.
Saflıkla salaklık arasında bir çizgi var da, ne önemi var cibilliyetinin.  Saf olan tarafta durmayı tercih ediyorum. Kirlenmemeye gayret göstererek. İşte bu yüzden kayboluşlarım.
Sustuklarım. Saklanmalarım.
Üzülmekten, kırılmaktan değil... Zannettiğiniz kadar narin değilim. Sadece sizi, konumlandırdığım yere yakıştıramadığımdan ...
Yine derseniz yine inanırım, hep inanırım. "İn" - "an" ..."An"ın içinde yaşadığım evime her canlı davetlidir de, kış uykusuna doyamıyorum şu ara , gözüme güneş giriyor.
İnanıyorum.

SA
07122015


13 Kasım 2015 Cuma

Fena düştüm...



Sabahları, gözlerim açılırken yaşla açılıyor, gece kapanırken yaşla kapanıyor. Arada gün içinde kimi zaman otobüste, kimi zaman yollardan geçerken, kimi zaman herhangi bir anda boğazım düğümleniyor, tutmaya çalışıyorum kendimi...Mümkünce aklımı oyalayacak bir şeylerle oyalanıyorum. Ders vermek, sahnede olmak bu yüzden çok güzel...Yüksek enerjili olmayı gerektiriyor..Ne kaldıysa diplerde çıkıyor o anlarda su yüzüne, yüzümdeki doğal olmasına gayret gösterdiğim kendime yabancı gülümsemeyle...
Yas gibi birşey... Daha önce hiç yas tutmamıştım. Gidenler olmuştu elbet de, bu defa başka. Ölüm gibi sanki. Var, ama yok. Yok, ama var. Bu yüzden zor geliyor, seni sevmeyeceğini bildiğin birini sevmeye veda etmek. Ne günah işledim de bu aşka düştüm dedirtiyor. Ya da ne sevap işledim de bu aşka düştüm.
Fena düştüm. Kalkamıyorum.

SA
13 Kasım 2015

Not : Fotoğraf Giordano'nun “Düşmek” Temalı Fotoğraf Serisi'nden

12 Kasım 2015 Perşembe

Uzak...


Üşüyor olma hali...Parmak uçlarından avucuna ve oradan tüm bedenine yayılan buz kesme hali. Havanın ısısından bağımsız. Sanki bir iç organı yok olmuş gibi...Bir parçası eksilmiş gibi...

Tanıdık mı?
Böylesi değil.

Varlığında nasıl ısınıyorduysa ruhu, yokluğuna alıştırma çabasında da o denli soğuk.

Hep bir umut barındırıyor muydu içinde? Zaman zaman...
Bu defa farklı.
Tekrar kopartılmış gibi acıyor canı...Durup dalarken gözleri, kimi zaman eşlikçisi oluyor yaşlar...

Üşüyor olma hali...Ayaklarından topuklarına, damarlarından ruhuna işleyen soğuk, sessiz kış gibi.
Kış uykusuna yatmalı belki.

Daha önce yattı mı hiç?
Böyle değil.

Ilıtmaya çalıştıkça , artık ılınmadığı anlamıştı. Oysa her defasında kendini ısıtmaya yetiyordu harı...
Bu defa başka.
Artık ılıtmaya da gücü yoktu. Tükenmiş, kopartılmıştı.

Elleri soğuk...
Damarları gri...İçinden akan yaşam sıvısı yorgun, heyecanı kayıp , mutluluğu tasarruflu.

İçinden gelen, artık gelmiyordu...Gitmişti. Nereye olduğunu bilmediği uzaklara.

SA
13 Kasım 2015

3 Kasım 2015 Salı

"Bul"maca



Zamanı unuttuğu bir yerde olmaktı hayali.
Zamansız yaşamak isterdi , o yüzden o en kısa "an"ları pek severdi.
Özgür olunurdu anlarda...Anladığını anlardı o anlarda.
Şekillenen neydi zamanla? Yaşamı mı, anılarının devamı mı?
Anılarının devamı gelsin diye beklemeyi durdurmayı öğreneli epey olmuştu.
Mutluluk an'da gizliydi.. Aslında gizlenmemişti ki... Apaçık oradaydı işte..
Hadi gör beni diyen çığlıkları duyduğunda anlamıştı, ne kadar sağır olduğunu kendine karşı.
Onu bulduğundan beridir her an ...Sadece an'dı. Mutlu olmaya yetecek kadar kısa...Mutluluğu yaşayacak kadar uzun.
Bir an'a neler sığdırabilirim diye düşünürken, anladı onu...An'ları çoğalttılar birlikte.


SA
03.11.2015

Not : Bir bulmaca nelere kadirsin...




1 Kasım 2015 Pazar

40 yıl...

Seni çok seviyorum demek istedi kadın. Diyemedi. Sustu.
Ertesi zaman, "Seni Seviyorum, Seni çok seviyorum" dedi kadın. Adam sustu.
"Taşıyordu içimden tutamadım, aşk ishali oldum herhalde" dedi kadın. Adam kahve yaptı.
"Artık tutarsın" dedi kadına.
Kadın tuttu. Sözünü. Duygusunu. Bir daha da diyemedi kimseye. 40 yıl.


Not : Bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı vardı. Katırı olsaydı bir yere giderdi hiç olmazsa :)


25 Ekim 2015 Pazar

Abanın Kadri...

Bir gün daha geldi...
O günler tanıdıktı...Soğuktu.
Öyle olması gerekiyordu.
Uzaklaşması için...Koruması için kendini...
Kırk haramiler koşuşturmuştu yine yapacaklarını yapmak için.
Her güne bir harami.
Haram oldu mu günleri?
Hayır.
Çünkü, her ne yaşıyorsa yaşasın, bir anlamı
Bir kıymeti,
Bir sebebi vardı.
Örttü ruhunun üzerini...
Daha kalınca bir örtüyle bu defa...
Dışarısı korunaksız, soğuk,tanıdıktı.
Abanın kadri böyle günlerde bilinirdi.

SA
25.10.2015


22 Ekim 2015 Perşembe

Tesadüf ???


                                                             
   

Karşımıza çıkan bir insan, bir yazı, bir renk, bir doğa görüntüsü...Hiçbiri tesadüf değil.
Bu sabah birşeyler araştırırken gözüme ilişen bir yazı...Ruh eşlerini anlatıyordu. Semptomlar doğruysa...Geriye kalan tek bir şey var... O da zamanda gizli.


" Bütün hayat boyunca birbirinizi aradığınız duygusu.
 
Diğerinin varlığından kaynaklanan derin bir rahatlama ve içsel tatmin olma hali.
Son görüşmeden ya da son temas kurmadan sonra geçen zamandan bağımsız olarak, hissedilen kesintisiz bir devamlılık duygusu.
 
Arada ayrılığa, zamana, uzaklığa hatta ölüme bile dayanacak bir bağ olduğuna güven ve inanç.
 
Neredeyse tamamen benzer bir şekilde gerçek benliklerin karşılıklı olarak bilindiği, anlaşıldığı ve değer gördüğüne dair sarsılmaz bir inanç. Dünyaya aynı perspektiften bakmak.
Birbirinin düşüncelerini esrarengiz bir şekilde algılama ve birbirine yansıtma ve istemeden de diğerinin duygularını deneyimleme.
 
 
Sessizlikte rahatlık bulma, kelimeler olmadan zihinlerin birbirini sarması.
Birbirini kandıramama,  manipüle edememe…. Zaman zaman huzursuzluk ve aynı zaman da heyecan getiren, kaçınılmaz bir incinirlik, gizlenememe, savunmasız kalma durumu…
 
Ne zaman istese ve ihtiyaç duyulsasa kolayca sağlanabilen, duygusal bariyerlerin olmadığı derin bir  samimiyet. Diğer insanları dışlama eğilimi, çok fazla yalnız kalmanın getirdiği aşırı yüklenme ve tükenme eğilimi.
 
Ya garip bir şekilde çatışmadan kaçınma ya da toksik ruh eşlerinde benzerliklere dayalı ya da karşı konulmaz bir şekilde birbirine çekilmeye rağmen bu benzerlikleri inkar etmeye dayalı içsel bir çatışma.
 
Rasyonel bir şekilde açıklanması imkansız tuhaf bir ortaklık duygusu. Buna yüksek oranda tesadüfler eş zamanlılık ve diğer benzer şeyler  de eşlik edebilir.
 
İlişkinin niteliklerini ve önemini diğer insanlara tarif etmekte güçlük çekme. Diğer insanların ilişkinin özünü anlayamasalar bile ilişki konusunda farkındalık ve tepkiye sahip olması.
 
Bir ya da birden fazla ruh eşiyle daha olgun yaşta  karşılaşma olasılığı. Daha ileri bir yaşta deneyimlenen bir ruh eşi ilişkisinde ilişkiyi yürütmek için duygusal olgunluk olasılığının yüksek olması.
 
Ruh eşinizi kendinizi ‘evinizde’ hissettiğiniz yerlerde bulma olasılığınızın artması.
 
Ruh eşi deneyiminin iki insan arasındaki benzerliklerinin derinliğin ve karmaşılıklığının artmasıyla daha da derinleşmesi ve sürmesi.
 
AYNI KLANDAN OLMAK!..
 
Aynı klandan olma nitelikleri benzerlikler arttıkça artar.
Bu duygu özellikle hem içsel hem de dışsal ortaklıklar varsa çok daha fazla kuvvetlenir.
 
DIŞ BENZERLİKLER….
 
Aynı cinsiyet, yaş, etnik özellikle ya da diğer fiziksel özellikler…
 
Benzer dini eğitim,  gidilen okullar, büyütülen yerler ya da kültürde, geçmişte ya da tarihte benzer özellikler…
 
Aynı aile uğraşları, ilgileri, ev seçimi, boş zaman uğraşları, benzer hayat biçimi seçimleri…
 
Benzer iş projeleri, iş yetenekleri, kariyer amaçları ya da diğer benzer işyeri özellikleri…
 
İÇSEL BENZERLİKLER…
 
Aynı mizah duygusu, benzer şeyleri sevmek ve sevmemek, yakınlık, obsesyon ya da  stilde, karakterde ve kişilikte diğer benzer tutumlar…
 
Değişimlere, krizlere, yeni fikirlere, kararlara, problem çözmeye ve diğer meydan okuyan faktörlere benzer şekilde yaklaşma.
 
Aynı düzeyde rekabet duygusu, amaç, risk alma, mükemmeliyet talebi,  büyük düşünme ya da iş ya da kariyerde benzer tutumlar…
 
Aynı felsefik, politik ve ruhsal inançlar, diğer değerler, amaçlar ve hayattaki öncelikler…
 
RUH EŞİ OLMAYAN GELENEKSEL ÇİFTLERİN ÖZELLİKLERİ…
 
Zamanla yitirilen romantizm…
 
Bilinçli olarak seçilmiş ve düzenli olarak yenilenmesi gereken bir taahhüt duygusu…
 
Bazı tutumların değişmesini isteme, bazı kusurlara gönülsüzce razı olma…
Birbiriyle iletişimi anlama ve öğrenme ihtiyacı…
 
Partnerinde bilinmeyen bir şey olduğunu hissetme ve bazı şeyleri söylememeyi tercih etme…
Ana sorunlarındaki anlaşmazlıkların ciddi tartışmalara dönüşmesi.
 
Kıskançlık ve güvensizlik potansiyeli…
 
Ortaklıkları keşfetmeye ve ortaya koymaya karşı bir direniş, birliktelik izin zaman koyma…
Seksin yakınlaşma için kullanılması, zaman zaman meydana gelen birlik duygusunun seks sırasında yakalanması…
 
RUH EŞLERİ…
 

Aşk duygusunun zamanla artması ve derinleşmesi…
 
Birlikte olmanın kaçınılmaz bir sonuç, inkar edilemez bir hal olduğunun kabul edilmesi.
 
Kusurlar dahil olduğu gibi değer ve kabul etme ve görme.
Çaba harcamaksızın  bir iletişim, anlayış ve altıncı duyuyla algılama…
 
Her iki tarafın da  içsel olarak gerçeğin saklanamayacağını, önlenemeyeceğini bilme duygusunu hissetmesi.
 
Sayısı fazla olmayan temel anlaşmazlıkların sadece eğlence amaçlı tartışılması..
 
Kimsenin rekabet edemeyeceği derin bir bağın varlığı.
 
Farklılıklara saygı gösterme, bu farklılıkları ayrı yaşama konusunda zaman tanıma.
 
Seks sırasında akışta hissedilen  kesintisiz bir ‘birlik’ duygusu. "
* Yazı http://www.soulsofthemoon.com sitesinden alıntıdır.