Sevginin kaç hali var? Madde gibi katı, sıvı, gaz olarak sınırlandırılabilir mi, sınıflandırılabilir mi?
Yoksa sevginin tek bir hali mi vardır? Neleri sevebilir bir insan? O günki gün ışığının camdan süzülmesini ? Sokakta yürürken ona tatlı tatlı bakan bir kediyi ? Ağacın o mevsimlik rengini ? Havanın kokusunu ? Özlediği bir şehri ? Onu sevmediğini bildiği bir insanı ?
Hepsini sevebilir…Sevgisinin boyutunu yalnızca kendi bilir..Ölçülebilirliği varmış gibi…
Sahi, sevginin ölçüsü var mı?
Babaannem derdi ki ; "ileride evlenirsen eşin seni daha çok sevsin..İşte o zaman mutlu olursun kızım."
Şimdi şimdi ne demek istediğini anlıyorum. Anlıyorum, anlıyorum da…Uygulaması pek zor , benim gibi bir ruhun..Bugüne kadar öyle sevdim ki…ve sevdiğim oranda incindim. Terazi kefeleri denk olsa keşke..Kimi zaman dengeler değişse de..
Sevginin ağırlığı var mıdır peki?
Bir başkasının sevgisinin altında ezilmek mümkün mü? Yıllarını , yaşanmamışlıklarla harmanlamak? Beklemek, belki bir ömür…Bu dünya kavuşmak için kirlendi belki de…
Ne çok soru var , hayata dair.
Yaş aldıkça sorgulanan, günler geçtikçe zorlaşan…"Koy ver gitsin" diyemeyen ruhlar özgür mü?
Peki ya , buldun sandığın eşinin eşi sen değilsen…
Onu, senden daha çok seven biri olduğunu anladığında teslim oluyorsun zamana ve aşka...
34…Hoş geldin…
SA
26.03.2014
00:02
Nam-ı diğer Selmini, uçların insanıdır.Siz deyin 0,5 biz diyelim 0,7… 0,9 olmadığı kesin zira biraz kırılgandır her insan kadar.Çocukken astronot, orkestra şefi,buz pateni sanatçısı ve yunus bakıcısı olmak istemiştir.Aklı selim yaşlara geldiğinde bir delilik yapıp, bilgisayar başındaki kariyerinden ;hayallerinin peşinden koşmak için kalkmıştır.Hala onu sabahları sahilde bisiklete binerken , akşamları da tiyatro sahnesinde hayallerini yakalamaya çalışırken görebilirsiniz.
25 Mart 2014 Salı
17 Mart 2014 Pazartesi
ZZZzzzz!RRRRR
Yaklaşıyor..O yaklaştıkça ben uzaklaşmak istiyorum. Arkama bile bakmadan koşarak uzaklaşmak. Yorulunca eve dönmek ister ya insan, yoruldum bu dünyadan. Hem yapacaklarımı da yaptım diyorum , aklımda birşey kalmadı. Bir hayalim de yok artık.
Yeni hayaller bulacak gücüm de…
Sabahları mesela uyansam da reddediyorum uyanmayı, belki 10 defa, her sabah, uyur uyanık saat geçiştiriyorum. Zavallı telefon, habire ayarı değiştiriliyor. 15 dk sonraya, 8 dk sonraya, 5 dk sonraya, 3 dk sonraya …
Neyi erteliyor ruhum?
Sözlerini bilmeden dinlediğim ve hayranlıkla defalarca , ard arda ruhuma akıttığım şarkılara bakıyorum..Kaybedilmiş umudu anlatıyorlar ortak paydada...
O kadar çok yanıldım, o kadar çok yenildim ki aşkta..Ne bir umut, ne bir hayal ve ne de gerçeklik besleyemiyor ruhumun toprağı.
Yüreğimdeki sevgiyi taşıyamazken; uyku , sığınağım oluyor. Yüzüm gülerken , yüreğimin ağladığı zıtlıklarda...
Hadi bakalım Mayıs da bi geçsin. Anneanneciğimin bestesini söylediğim albüm çıkacak, Piatango ile…Bağlayan tek şey...
SA
18 Mart 2014
Yeni hayaller bulacak gücüm de…
Sabahları mesela uyansam da reddediyorum uyanmayı, belki 10 defa, her sabah, uyur uyanık saat geçiştiriyorum. Zavallı telefon, habire ayarı değiştiriliyor. 15 dk sonraya, 8 dk sonraya, 5 dk sonraya, 3 dk sonraya …
Neyi erteliyor ruhum?
Sözlerini bilmeden dinlediğim ve hayranlıkla defalarca , ard arda ruhuma akıttığım şarkılara bakıyorum..Kaybedilmiş umudu anlatıyorlar ortak paydada...
O kadar çok yanıldım, o kadar çok yenildim ki aşkta..Ne bir umut, ne bir hayal ve ne de gerçeklik besleyemiyor ruhumun toprağı.
Yüreğimdeki sevgiyi taşıyamazken; uyku , sığınağım oluyor. Yüzüm gülerken , yüreğimin ağladığı zıtlıklarda...
Hadi bakalım Mayıs da bi geçsin. Anneanneciğimin bestesini söylediğim albüm çıkacak, Piatango ile…Bağlayan tek şey...
SA
18 Mart 2014
souad massi - no one but you
think of me
oh you who ı love
my heart chose you
and ı don’t know what to do
now you’re by my side
but tomorrow, who knows?
that’s how the world is
sweet and bitter at the same time
no one but you
no one but you
no one but you has entered my heart
no one but you
no one but you
there's no one but you in my heart
your love puzzles me
at night ı can't sleep
why do you make me suffer so much ?
spring does not last forever
and roses wilt in the end
ı'm in chaos, ı'm in chaos
think of me
oh you who ı love
my heart chose you
and ı don’t know what to do
now you’re by my side
but tomorrow, who knows?
that’s how the world is
sweet and bitter at the same time
no one but you
no one but you
no one but you has entered my heart
no one but you
no one but you
there's no one but you in my heart
your love puzzles me
at night ı can't sleep
why do you make me suffer so much ?
spring does not last forever
and roses wilt in the end
ı'm in chaos, ı'm in chaos
Bugün günlerden Güniz'di benim için...
Bazı günler vardır ya hani , sırt çantanı takıp kollarını savura savura yürüdüğün. İşte o günlerden biriydi bugün..Hava güneşliydi. Erken indim dolmuştan, varacağım yere adım adım gitmek istedim. Derken ayaklarım birden bir mağazaya çevirdi yönümü..İçeri girdim. Konuştukça ve "o" oldukça , gözlerimi kaçırmaya , yutkunmaya ve ellerimin titremesini gizlemeye, anlattıklarının boşlukta yankılandığını duyumsamaya başladım. Konu katı şampuanlar idi..Kokusunu beğendiğim bir tanesine bakarken açıklamaya başlamıştı ürünlerin detaylarını. O anlattı , ben dinledim. Elim boş çıkmamalıydım. Birşey aldım ve öderken dayanamadım.
- Bir arkadaşıma ne kadar da çok benziyorsunuz.
- A öyle mi merak ettim?
- ( Diyemedim ki , onu kaybettik )
- Kaç yaşında ? dedi.
- 21 dedim.
- Yaşıtmışız , ben de 21 dedi.
- İsminiz nedir ? diye sordum.
- Büşra .. dedi
ve ayrılırken mağazadan son kez bakamadım gözlerine..Sanki Büşra değil, Güniz' di..
Ses tonu, hali , bakışları… Ellerim titrer halde attım kendimi dışarıya..Bağırmak istedim..İsyan etmek istedim. Sustum.
Bugün günlerden Güniz'di benim için.
Özlediğimizde, karşımıza onu anımsatan birilerinin çıkması tesadüf mü?
SA
17 Mart 2014
Not : Mağaza Suadiye Lush
- Bir arkadaşıma ne kadar da çok benziyorsunuz.
- A öyle mi merak ettim?
- ( Diyemedim ki , onu kaybettik )
- Kaç yaşında ? dedi.
- 21 dedim.
- Yaşıtmışız , ben de 21 dedi.
- İsminiz nedir ? diye sordum.
- Büşra .. dedi
ve ayrılırken mağazadan son kez bakamadım gözlerine..Sanki Büşra değil, Güniz' di..
Ses tonu, hali , bakışları… Ellerim titrer halde attım kendimi dışarıya..Bağırmak istedim..İsyan etmek istedim. Sustum.
Bugün günlerden Güniz'di benim için.
Özlediğimizde, karşımıza onu anımsatan birilerinin çıkması tesadüf mü?
SA
17 Mart 2014
Not : Mağaza Suadiye Lush
28 Ocak 2014 Salı
Siz & Ben
Belki de ortak bir zaman dilimindeydi
bu ortaklık…Ne şans…Ne aptalca bir şans.
Yansımalar vardı hayatta…
Kendini tamamladığını düşündüğün bir
ruhla dans ederken, ayağının kayıp düşmesi gibiydi görünmezliğin onun nezdinde…
Duyurmaya çalıştığın çığlıklar sessiz,
Adımların donuk, zamansa durgun.
Aynı erkeği farklı zamanlarda , ortak
zamanlarda, eş zamanlarda sevmek benden götürdüğünü sizlere mi getirdi?
Ya da sizlerden götürdüğünü bana mı
getirecek?
Akılla olur mu hiç aşk ?
Çözülmek istemeden
durmak…Uyumak…Arafta kalmak istemek mi aşk?
Farklı zamanlarda,
Aynı adamda,
Farklı hayaller,
“O”rtak noktamızken.
SA
29 Ocak 2014
01:00
* Son 61.320 saatin anısına...
23 Ocak 2014 Perşembe
Brüt değil Net…
Ne istemediğini bilmek, ne istediğini bilmenin tahtına oturabilir mi?
Zaman hızla akıyor.Yaş alımlarımız artık daha hızlı sanki, günler, aylar çocukluğumuzdakinden daha hızlı geçiyor gibi…Yaşadıkça , kişiliğimiz şekilleniyor, beklentilerimiz kimimizin azalırken, kimimizinki çoğalıyor..Şunu öğrendim ki kendi adıma, büyüdükçe ne istemediğimi bilir hale geliyor oldum. Her yaşadığım anı, olay, ilişki, deneyim , yenilerini beraberinde getirecek.Artık bunu da biliyorum.

Mesela,
Fabrikasyon yiyecekler yemek istemiyorum .
Daha tembel olmanın az çalışmak olmadığını biliyorum.Hem çalışkan, hem tembel olunabileceğini..
Kırmamak adına ( iyi niyetli düşünelim ) katakulliye getirilmekten hiç mi hiç haz etmiyorum.
Yumuşak meyvelerin çekirdekleri serttir. Net olunuz.
Havadan sudan muhabbetleri sevmiyorum . O nedenledir suskunluğum. Esas havadan sudan sohbetleri seviyorum. Deniz, bulutlar, kuşlar, yaşam, insanlık hakkında konuşalım istiyorum.
Bana karşı net olunmasını istiyorum.Neyse o..
"Çok iyisin" lafını artık duymak istemiyorum. Zuhal Olcay "Iyisin" şarkısını armağan ediyorum diyenlere..
Sanatla ilgili olmayan bir iş yapmak istemediğimi biliyorum.
İstikrarlı olamadığımı biliyorum.
Müdahale edilmesinden hiç mi hiç hoşlanmadığımı biliyorum.
Mesleğimi yapabileceksem, dünyanın her yerinde mutlu yaşayabileceğimi biliyorum.
Çocukları çok çok çok sevmeme rağmen, çocuk sahibi olmayı istemediğimi biliyorum. ( Bencilce evet, kendimi adarım sonra yanarım )
Trafikte zaman kaybetmeyi sevmiyorum.Kendimce keyifli hale getirmeye çalışsam da…
Sahne olmadığında, çürüdüğümü hissettiğimi biliyorum.
Huzursuz olduğum için huzuru aradığımı dün keşfettim.
Yazmayı, ve yazdıklarımı internet boşluğuna yollamayı seviyorum.
Çeşitli ülkelerden okunduğunu görmek ( bir elin parmaklarını geçmese dahi ) hoşuma gidiyor.Kim olduklarını, neler hissettiklerini merak ediyorum.
Bu yazıda şuan olumsuz cümlelerin çoğunlukta olduğunu biliyorum.
Konudan saptığımı fark ediyorum ki demek ki tam da ihtiyacım olan şey buymuş.
Bana karşı net olunmasını istiyorum.Kırmamak adına takla attığınızda bu bir şekilde karşıma çıkıyor ve asıl o zaman kırılıyorum. Net .Okey ?
Şuan Hiphopçı ruhlu Selmini iyi geceler diler.
Yaşam testinde kaç net yaptın bugün ?
SA
23 Ocak 2014
Zaman hızla akıyor.Yaş alımlarımız artık daha hızlı sanki, günler, aylar çocukluğumuzdakinden daha hızlı geçiyor gibi…Yaşadıkça , kişiliğimiz şekilleniyor, beklentilerimiz kimimizin azalırken, kimimizinki çoğalıyor..Şunu öğrendim ki kendi adıma, büyüdükçe ne istemediğimi bilir hale geliyor oldum. Her yaşadığım anı, olay, ilişki, deneyim , yenilerini beraberinde getirecek.Artık bunu da biliyorum.

Mesela,
Fabrikasyon yiyecekler yemek istemiyorum .
Daha tembel olmanın az çalışmak olmadığını biliyorum.Hem çalışkan, hem tembel olunabileceğini..
Kırmamak adına ( iyi niyetli düşünelim ) katakulliye getirilmekten hiç mi hiç haz etmiyorum.
Yumuşak meyvelerin çekirdekleri serttir. Net olunuz.
Havadan sudan muhabbetleri sevmiyorum . O nedenledir suskunluğum. Esas havadan sudan sohbetleri seviyorum. Deniz, bulutlar, kuşlar, yaşam, insanlık hakkında konuşalım istiyorum.
Bana karşı net olunmasını istiyorum.Neyse o..
"Çok iyisin" lafını artık duymak istemiyorum. Zuhal Olcay "Iyisin" şarkısını armağan ediyorum diyenlere..
Sanatla ilgili olmayan bir iş yapmak istemediğimi biliyorum.
İstikrarlı olamadığımı biliyorum.
Müdahale edilmesinden hiç mi hiç hoşlanmadığımı biliyorum.
Mesleğimi yapabileceksem, dünyanın her yerinde mutlu yaşayabileceğimi biliyorum.
Çocukları çok çok çok sevmeme rağmen, çocuk sahibi olmayı istemediğimi biliyorum. ( Bencilce evet, kendimi adarım sonra yanarım )
Trafikte zaman kaybetmeyi sevmiyorum.Kendimce keyifli hale getirmeye çalışsam da…
Sahne olmadığında, çürüdüğümü hissettiğimi biliyorum.
Huzursuz olduğum için huzuru aradığımı dün keşfettim.
Yazmayı, ve yazdıklarımı internet boşluğuna yollamayı seviyorum.
Çeşitli ülkelerden okunduğunu görmek ( bir elin parmaklarını geçmese dahi ) hoşuma gidiyor.Kim olduklarını, neler hissettiklerini merak ediyorum.
Bu yazıda şuan olumsuz cümlelerin çoğunlukta olduğunu biliyorum.
Konudan saptığımı fark ediyorum ki demek ki tam da ihtiyacım olan şey buymuş.
Bana karşı net olunmasını istiyorum.Kırmamak adına takla attığınızda bu bir şekilde karşıma çıkıyor ve asıl o zaman kırılıyorum. Net .Okey ?
Şuan Hiphopçı ruhlu Selmini iyi geceler diler.
Yaşam testinde kaç net yaptın bugün ?
SA
23 Ocak 2014
“Düş”mek ya da “Düş”memek…
Sahilde yürüyordu.Başı öne eğik.
Mutluydu oysa..Sevdiği bir eşi, çocukları vardı.İşi gücü de yerindeydi. Minik bir öğleden sonra molası verip sahile atmıştı kendini,denize teslim
etmişti gözlerini…Bir an düşüncelere daldı ve gözleri yerdeki yapraklara
takıldı. İlkbahar mıydı , kış mıydı mevsim ? Doğa bile yanılabiliyor diye
geçirdi aklından, kendi yanılgılarını düşünmek istemedi.Mutluydu oysa...
Yosun kokusu , yeni biçilmiş çimen
kokusuna karışmıştı .Kimilerine güzel gelen bu koku ona iyi gelmiyordu.Yosuna
alerjisi vardı. Bir defasında neredeyse suşi yedi diye ölüyordu.Ne zaman yosun
koksa, aklına o tablo gelir, fena olurdu. Derinden bir gümbürtü geldi ve “hapşuuuu”
diyerek gürledi..Yanından geçen kadın durdu. Ona baktı. Göz göze geldiler.
Kilitlendi bakışları. O anı zamanla ölç deseler ,belki bin yıldı… Daha önce
başına hiç böyle birşey gelmemişti. Hiç konuşmadan oracıktaki banka oturdular
yan yana..Sessiz. İç sesleri de, zaman da durmuştu. Konuşamıyorlardı... Adam mutluydu oysa…Sevdiği bir eşi, çocukları vardı. Evlenmesi ve yuva kurması
konusunda o yıllarda ailesi ısrar etmiş olsa da, akıp gitmiyormuydu ki yaşam
tam da bu saniyeye kadar…
OR
not to be continued.
SA
23 Ocak 2014
14:10
Caddebostan Nero
21 Ocak 2014 Salı
Ardımda sahne...
Hayatta bazı dönemler olur ya hani, heyecanlandığın, anları belleğine kaydettiğin, çıkarıp çıkarıp hatırlamak istediğin…Kokusuyla, insanlarıyla, sesleriyle, tatlarıyla, kimliğiyle…
Istanbul Devlet Tiyatrosu Üsküdar Tekel Sahnesi'ne bugün oyun izlemeye gittiğimde öyle tuhaf oldum ki…Gece yarılarına kadar yapılan umut dolu provalar, hepbirlikteliğin verdiği güç ile bir olma hali, o dönemde yaşadığım hayatımdaki burukluklar, babamın hastalığı ve ameliyat kararı günleri, bir rol yaratma süreci ve her daim aklın onunla meşgul olma hali, repertuara alınacak mı endişesi, sevinçli haberler, Güniz'imizin o hiç yılmayan halleri ve kahkahaları…Tüm bu anları birkaç saniye içinde yeniden yaşadım.
Ne oluyor da kopuyor insanlar, ne oluyor da gidiyorlar ya da ne oluyor da herşey bir gün bitiyor diyeceğim..Demiyorum..Hayat bu..Başlar ve biter diyorlar çünkü..Kabul etmek ne denli zor olsa da…
Oyun başlarken hani anons gelir ya ve sonrasında zil çalar..İşte Pavlov'un köpeği misali uvertür girecek sanmam da geçmişe takılı kaldığımdan mı? Özlediğimden midir ? Kimbilir…

Zaman hızla akıyor. Bense duruyorum. Hücrelerim , göz kenarlarım ve saçımda başlayan beyazlar hatırlatsa da bazen...Zamana ayak uydurmak bi danssa şayet, sanırım tek başıma dans etmekten artık yoruldum.
Bol kahkahalı bir oyunun ardından, hasret ve anılarla dolu salondan ayrılırken Pennywise'ın koşarak indiği o merdivenleri ağır ağır çıkıyordum.

Ardımda sahne..Önümde seyirciler…
SA
21 Ocak 2014
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


