28 Mayıs 2013 Salı

Öz...Bağ...




Öz uzaklaşınca
Bağ gevşer…
Kopmaz ama.
Sıkıca tutmamayı öğrendim.
Sıkıca tutarsam , sen uzaklaştıkça kopar
birgün çünkü bilirim.


SA
27 Mayıs 2013

25 Mayıs 2013 Cumartesi

Bil-ar-do


Bir ıstaka…Rengarenk toplar…
Nişan al…Vur.
Iskalama…

Peki “bil” bakalım?
Hangisi daha “ar”sızdır
Do ile “do” diyez arasında kaç renk vardır?
Akılla ün salmak mıdır namus ?
Bilene bir oktav,
Bir de mavi tebeşir tozu hediye…


SA
23 Mayıs 2013
01:12

20 Mayıs 2013 Pazartesi

Elma...


Elmadan bir ısırık daha alınca prensin onu öpmeye geleceğini umdu…Umduğuyla kaldı…Umarak yaşarsa hayal kırıklıklarının kaçınılmaz olduğunu öğrendi…Yarım elma gönül alma diye öğrenilmişliği vardı oysaki…Boşa demişler diyerek elmayı birkaç ısırıkta bitirdi.
Sepette Golden, Amasya,Starking de vardı…Onlardan da tattı…Ne altına dönüştü…Ne yıldızkral oldu ne de Amasyalı…Elmaydı sadece…Lezzetli,sulu, tatlı ve vitaminli…Bu kadarı yetmez miydi?



SA

21 Mayıs 2013
01:11

19 Mayıs 2013 Pazar

Bu geceden...


Pırıl pırıl bir gökyüzü…
Çiçek kokuları misliğinde bir hava…
Sitemizin sevgi arsızı kedileri…
Çam ağaçlarının kokusu…
Salıncak…
Derken yandaki otelden gelen havai fişek sesleri…
Ve kuşların korkusu…
Ay ve yanında yol alan uçurtma…
Tuğçe’min orta şekerli Türk kahvesi ve sohbeti…
Üç silahşör kirpilerle sohbet seansı…
Yıldızlar…
Ev kapısından içeriye giriş ve anında
Vodka’nın sevinç gösterisi…
Yarınki prova için ezber geçme…
Hafif sıkıntılı da olsa yine de bir huzur hali…
Bu sıkıntılı halim geçsin artık…Sevmiyorum bu halleri !!!


SA

19 Mayıs 2013
23:58


18 Mayıs 2013 Cumartesi

Kestirme...


İçimde bir sıkıntı var…Sabah denize dökerim belki pedallarken diye umdum…Fakat yeterli gelmedi…Sanki birisi yüreğimi sıkıca tutmuş ve o da parmaklarının arasından dışarıya çıkmaya çabalıyormuş gibi…İç ve dış baskı…Etki tepki…Her ne ise adı işte o…

Genzim yanıyor…ve kuru…Söylemek isteyip de söyleyemediğim tuttuğum kelimeler belki asılı kaldı orada ve sıkıştılar…Konuşma dilim geveze değildir..Sustuğum anlar çoktur.Bir de içsesimi duysanız…Kafa ütüleyici, dırdırcı desem yeridir. O yüzden belki de…

Gözümde bir yaş hazır…Su kaybı yaşamamak için akıtmak istemiyorum.

Karşı balkona bir serçe geldi…Oyun oynuyor kendi kendine…Bir oraya bir buraya atlayıp…Uçtu…Başka bir balkona konacak belki…Sonra bir başkasına…Belki birileri ona kuru ekmek verecek…Karnını doyuracak ve sonra deniz kenarına gidip belki biraz su içip ferahlayacak…




Bunu düşlemek bile sıkıntıma care olamazken en iyisi biraz kestirmeli…
Kestirmeden gidip, kestirip atabilirim belki…



SA
18 Mayıs 2013
13:48