29 Nisan 2013 Pazartesi

Bugün öyle bir gün...


Bugün canım hiçbirşey istemiyor…Öylece durmayı bile…
Evden dışarı adım atmadım…Oysa ki hava güneşli…Mis gibi ve kuş cıvıldamaları davet ediyor dışarıya doğayla dansa…Sabah uyandıktan sonra yataktan bile çıkmadım birkaç saat…Enerjim “gri” bugün…Hatta enerjisizim belki de…Renklendirmek için aklımdan geçen birkaç fikri  yine aklım yok ediyor bugün..Bugün öyle bir gün…Bugünü böyle kabul etmem için bir fırsat belki de…Duyularım kapalı…Ne okumak, ne dinlemek ne görmek istiyorum .. Sevgi gösterileri yapan “beni sev beni sev” diye gözlerimin içine bakan köpeğim bile neşelendiremiyor bugün.…Kaçırıyorum gözlerimi herşeyden…Acaba neden? Bugün, işte
öyle bir gün…


29 Nisan 2013
16:03

SA

SIR...


İnsan ne tuhaf varlık…Kimi sırlı aynalarda kendini izlemeyi sever…Kimi sır tutmayı becerir kimi de tutamamayı…Kimi, sırlar perdesi ardında yaşar…Kimi de sırra kadem basar ardına bakmadan…Ardında bıraktığının ,bir insanın belki de en derin sırlarından biri olabileceğini farketmeyerek…

Sır ve yara…

Yara iyileşir…Önce acır bir süre..Yanar..Birşey yapamazsın..O acıya dayanmaktan başka…Sonra kabuk bağlar…Kabuğu kopartırsan “iz” kalır..O yüzden yaraya dokunmamak gerekir.Sonra tatlı tatlı kaşınmaya başlar.İyileşiyor olduğunun bir kıpırtısıdır o kaşınma hali…Bir bakarsın kabuk düşmüş ve yara iyileşmiş…Ruhtaki yaraların iyileşmesi ise    "SIR" ...

29 Nisan 2013
10:32

SA

Ruhtaki artık bulaşıkları da çizmeden, ışıltılı temizler mi?...  

28 Nisan 2013 Pazar

Ne sandık...


Bir an oluyor
Buluveriyorum seni…
Hemencecik kaybediveriyorum sonra
Seni, sen sandığımdan belki…
Oysa sandığa sakladığım birşeyim de yok benim…
Böyle karşında duruyorum “var olduğum” gibi…
Ah o dantelli örtüler…
Tozlanmasaymış meğer…

SA
29 Nisan 2013
00:48

Haller...



Fokurduyor…
Hala su var…

Zaman geçiyor…
Buharlaşıyor…

Su azalıyor…

Suyun azaldığını görmüş olmalı…

Ateş kesiliyor…
Ateş kes!

Buharlaşan damlalar bir yerlere düşüyor…


Bir süre ılık kalıyor.Sonra oda sıcaklığına geliyor ısısı…

Odada o yok…Sonra mı? ...

Üşüyor !
Soğuyor !
ve Donuyor !



SA
29 Nisan 2013
00:15

27 Nisan 2013 Cumartesi

İki beyaz kelebeğin dansına ithafen...


Aşka düşmüş kelebek…Ne yapsın?…Kısacık ömründe beklesin mi onun da ne kadar ömrünün kaldığını bilemediği o an’da…ve nereye uçacağını ancak takip edebildiği ölçüde bilerek…Ya birden kaybediverirse o’nu...



Belki de bir çiçek yuva olur onlara…Düşlerinden öte…Ilık bir ilkbahar mevsiminde…Uçuşarak dans ettikleri hava da en görkemli dans pisti…ve müzik elbette…Doğanın sesi…Düş kurabilecek kadar uzun mu ki yaşamları…

Kelebeklerde zaman mevhumu var mı? Ömrü 24 saat olan bazı kelebek cinsleri için ne kadar acımasız değil mi saatler… 24x3=72 den yola çıkarak…Ortalama insan ömrüyle kıyaslarsak bizim 1 saatimiz onların 3 yılı…

Bekler bekler…Kelebek o…Asaletin simgesi…


28 Nisan 2013
00:48

SA