4 Mayıs 2013 Cumartesi

Masalım trak...


Bir varmış bir yokmuş
Dedeler tellak iken , nineler mantı açarmış.
Çocukları süt sağmaya yollamışlar e madem mantı yapılıyor sarmısaklı yoğurtsuz yemezmiş tellak dedeler…
Ağız kokusuna karanfil çiğnetir,sonra da mis gibi çay demlerlermiş..
Derken bir gün yazar tıkanmış…Sırtına vurmuşlar yanlış anlayıp…Mantıyı da fazla kaçırınca sen misin sırtına vuran..Ne siz sorun ne ben çözüm..Kafam karışık iki gözüm.Hacıvatım Karagözüm..Bu hikaye de böyle biline..Kıssadan hissesi de hepimize…


SA
4 Mayıs 2013
22:06

Zamansız...




Önce karanlıktı heryer…Sıcak bir karanlık…
Aydınlandı sonra…
Yaşamın renkleri parladı etrafında…
Geleceğin ardından giderken
Birden durdu herşey aniden…

Karanlık..

Bu kez soğuk…

Renkler soluk…

Uzatamıyor elini..Sesi çıkmıyor…

Birşeyler oluyor…
Işığa doğru…

Olan bitense, insanoğluna göre yanlış…Zamansız.



SA
4 Mayıs 2013
11:24

3 Mayıs 2013 Cuma

Damla...lar...


Ağlamaya bile vakit yok yorgun yaşamlarda
Ekmek arası sevinçleri tüketirken
Tuzu az gelirse biraz  gözyaşı serpemiyor muyuz üzerine?

Boynumuzun tam ortasına takılan o yumruyla yaşamaya alıştık mı yoksa  ne…

Zamanını bekleye bekleye,
Zamandan çalar olduk  yaşamlarımızı?
Sevinçlerimizi,yaşlarımızı…

Oysa her şey ne kadar da çabuk değişiyor
Dünya ne kadar hızlı dönüyor,
Yağmur ne kadar hızlı yağıyor…



SA

25.04.2005

1 Mayıs 2013 Çarşamba

Ve sonsuza dek mutlu yaşadılar.


Heryerde olmak istiyorum..İnsan yaşarken her yerde olabilir mi? Belki adı zamanda yolculuk, belki paralel evren, belki adsız zamansız…Café London’un yağsız unsuz pastası gibi…Lezzetli olurdu…

Dün Kate & Leopold filmini ikinci defa izledim…Çok sevdiğim ve etkilendiğim filmlerdendir…


Karakterimiz sevgi uğruna Brooklyn köprüsünden atlayarak, zaman tünelinde meydana gelen bir yarık vasıtasıyla 2000’li yıllardan 1876’ya gidiyor.
İtiraf ediyorum “Ben de giderdim” hem de “ Gözüm kapalı ve hiç tereddütsüz”…



Neleri göze alıyoruz sevgi için…Göze alamadıklarımız korkularımız mı? Güvensizliklerimiz mi? Peki en kötü ne olur?

A) Ayrılırız  ( ki zaten herşey bir gün bitiyor )
B) Ölürüz ( kim bir gün ölmeyeceğini iddia edebilir ? )

Daha kötü ne olabilir ? Başka şeçenek gelmiyor aklıma…

İşin sırrı galiba yaşadığımız herşeyi kendimiz için yaşamamız…Asla bir başkası için değil, en sevdiğimiz bile olsa…Ne çok örnek vardır aile kavramında..Anne – evlat , baba – evlat ilişkilerinde , eşler arasında vb…

Bencillik gibi gözükse de aslında değil…Çünkü bir gerçek var… ”Ben iyi olursam, etrafıma ışık saçabilir ,aydınlatabilirim.” Yaptığımız şeyleri başkaları için yaptığımızda belki de farkında olmadan karşımızdakine yük yüklüyoruz.Hakkımız var mı?

Sizce bencillik mi hala?


Ahh aah hep bu filmler yüzünden…Ve sonsuza dek mutlu yaşadılar.



G ve Z ...


Yalınayak çimenlerde yürümek istiyorum
Toprağı hissetmek, yağmurun onda bıraktığı hale dokunmak…
Bir ağaca sarılmak istiyorum gözlerimi kapatıp
Onunla bütün olmak
Ve köklerimi onun yanına salmak ve kollarımı dallarımmışcasına uzatıp hayalimde yeşertmek…
Su olmak istiyorum
Durmadan akmak…
Bazen azalıp, bazen coşmak…
Ve bir kuş…
Belki leylek…
Sıcak yerlere usanmadan göç ederken , kimi zaman beni gören insanlara umut vermek…

Ah benim Geveze ruhum…


SA
1 Mayıs 2013